Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/687 E. 2025/6498 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/687
- Karar No
- 2025/6498
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1987 Esas, 2024/1562 Karar HÜKÜM :Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava pasif husumet yokluğundan ret (davalı ... yönünden), kısmen kabul ( diğer davalılar yönünden) İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2018/93 E., 2021/318 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.10.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmış olup, hazır bulunan davacı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.05.2010 tarihinde açık nokta satış sözleşmesi imzalandığını, yürürlükte bulunan sözleşmenin süresinin 31.10.2018 tarihinde sona ereceğini, 2015 yılında bir protokol imzalanarak sözleşmenin süresinin 31.10.2019 tarihine kadar uzatıldığını, davalının sözleşmeye aykırı davranışları ve yatırım yapılan konseptin bozulması ile sözleşmenin ihlali neticesinde davalıya yapılan 1.569.980,00 TL katkı bedelinin iadesini talep ettiklerini; konseptin bozulduğunun fotoğraflardan açıkça görüldüğünü; İstanbul 9. İcra Dairesi'nin 2017/39839 E. sayılı dosyasıyla 1.569.980,00 TL asıl alacak, 351.535,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.921.515,73 TL'nin tahsili için ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki iddialarını tekrarlayarak davalı şirkete 1.569.980,00 TL katkı bedeli ödemesi yapıldığını, diğer davalıların davalı şirketin müvekkiline olan borçlarının teminatı için ipotek verdiklerini, 13.11.2017 tarihli ihtarla davalılardan alacağın istenildiğini, söz konusu alacağın ödenmemesi sebebiyle asıl davaya konu icra takibiyle tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul 10. İcra Dairesi'nin 2017/6485 E. sayılı dosyasıyla 400.000,00 TL asıl alacak, 30.509,58 TL işlemiş faiz ve 902,13 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 431.411,71 TL'nin tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalıların itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; Rekabet Kurumu'nun 22.04.2005 tarihli ve 05-27/317-80 sayılı kararıyla, bira piyasasına hakim olan iki şirkete tanınan muafiyetin geri alındığını, her iki bira üreticisi şirketten sözleşmelerin bu karara göre düzeltilmesinin istenildiğini, davacı şirkete, Rekabet Kurumu tarafından yasaklanan rekabet etmeme düzenlemesinin satış noktalarına getirilmesi nedeniyle 4054 sayılı Kanun'un 16/3 maddesi uyarınca 8.085.929,62 TL idari para cezası verildiğini, davacının 01.05.2010 tarihli açık nokta satış sözleşmesini dosyaya sunmadığını, bu husustaki cevap haklarını saklı tuttuklarını, 01.10.2015 tarihli protokolde, dava dışı ... Ltd. Şti'ye yapılan 400.000,00 TL ödemenin 20 aylık sürede geri ödeneceği, 20 adet bonodan 5 adedinin İstanbul 26. İcra Dairesi'nin 2017/14277 E. sayılı dosyasında icraya konulduğunu, takip dosyasına ödendiğini, geri kalan kısmın da şirkete ödenerek borcun kapatıldığını, davacının ayrıca İstanbul 10. İcra Dairesi'nin 2017/6485 E. sayılı dosyasıyla müvekkili tarafından ödenerek kapatılan 400.000,00 TL borca karşılık verilen ipoteğin de paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, kabul anlamına gelmemek üzere, 01.05.2010 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davacının ödeme yaptığı kabul edilse dahi kıstelyevm hesabı yapılarak talep edilmesi gerektiğini, 01.05.2010 tarihinden 2017 senesine kadar 7 yıl boyunca müvekkilinin, davacıdan toplam 3.158.034 TL tutarda mal alımı yaptığını, 7 yıllık sürede özellikle alkollü içkiler için getirilen reklam yasağından sonra markanın bilinirliğine katkıda bulunduğunu, ... gibi İstanbul'un en yoğun bölgesinde davacının ürünlerini sattığını, ayrıca davacının ödediği katkı bedelinin iadesi talebini kabul etmemekle birlikte katkı bedeli 9 yıllık sözleşmeye ilişkin olduğundan 7 yıl içinde yaptığı alım miktarının kıstelyevme göre hesaplanması gerektiğini, sunulan faturalarda müvekkili tarafından dava dışı ... Ltd. Şti lehine fatura kesildiğinin görüleceğini, faturalardaki KDV'nin istenemeyeceğini ve icra inkâr tazminatı şartları bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... mirasçıları dışındaki davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... Ltd. Şti. ile davacı arasında 01.10.2015 tarihinde ek bir protokol imzalanarak, işletmecinin şirket tarafından sağlanan ek krediler nedeniyle vadesi geçen toplam muaccel borç miktarının başkaca talep hakları saklı kalmak kaydıyla 400.000,00 TL olduğunu, şirketin alacağını 01.03.2016 tarihinden başlayacak ilk ödeme tarihinden itibaren toplam 20 aylık sürede geri ödeneceğini kabul ettiklerini, ödenmemesi halinde şirketin ticari faaliyetin teminatı olarak uhdesinde bulunan ipotekleri bir ihtara gerek kalmadan nakde çevireceğinin düzenlendiğini, toplam 400.000,00 TL borca karşılık 20 adet senedin davacı şirkete ve İstanbul 26. İcra Dairesi'nin 2017/14277 E. sayılı dosyasına ödendiğini, böylelikle ipotek tesisine neden olan borcun kapatıldığını, ipotek sözleşmesinin sağ üst köşesinde yazan 143491 rakamının bütün senetlerde yazılı olduğunu, bu durumun ipotek sözleşmesinin bu borcun teminatı amacıyla verildiğinin kanıtı olduğunu, davacının, müvekkili şirkete karşı 1.569.980,00 TL'nin tahsili için takip yaptığını,kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkillerinin borcu olduğu kabul edilse dahi davacıya 1.569.980,00 TL ile birlikte 400.000,00 TL olmak üzere toplam 1.969.980,00 TL mükerrer ödeme yapılmış olacağını, hem 29.12.2011 tarihli ipotek sözleşmesinde hem de 09.01.2012 tarihli sözleşmede ipotek tesisi sebebinin, ... ve ... Ltd. Şti.'nin, davacıdan aldığı her türlü ödenmeyen borç, asıl ve ferileri ile doğacak tüm borçların teminatı olarak belirtildiğini, davacının, cari hesaba dayalı fatura alacağı bulunmadığını, davacının katkı alacağının sözleşmeye aykırılık nedeniyle istenildiğini belirttiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla cezai şart alacağının ödenmesi talebi olduğunu ve bu hususun yargılamayı gerektirdiğinden alacağa dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... ... Ltd. Şti. ile davacı arasında yapılmış veya yapılacak sözleşmelerde belirtilen yükümlülüklerinin her türlü hukuki sonuçlarını ve cezai şart teminatlarını karşılamak, alınan emtia, kredi alacakları gibi her türlü ödenmeyen borç, doğacak tüm borçların teminatını teşkil etmek üzere ... adına kayıtlı taşınmazda 29.12.2011 tarihinde 250.000,00 TL ve 09.01.2012 tarihinde 150.000,00 TL bedelli ipotekler tesis edildiği, dosyaya 01.02.20 13... .12.2015 tarihli sözleşmelerin sunulduğu, 01.10.2015 tarihli protokolün 1. maddesinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 01.05.2010 tarihinde başladığı, 2. maddesinde davalıya protokolün imza tarihine kadar 1.369.980,00 TL katkı bedeli ödendiği, işleticinin toplam muaccel borç miktarının talep hakları saklı kalmak kaydıyla 400.000,00 TL olduğu, 3. maddesinde, şirketin işleticiye mevcut katkıya ek olacak şekilde 200.000,00 TL nakit katkı sağlayacağı ve 6. maddesinde, protokolün akdettikleri sözleşmelerin ayrılmaz bir parçası olduğunun belirtildiği, davalının sözleşmeye aykırı olarak hazırlanan konsepti değiştirdiği, davacı ürünlerini bulundurmayarak sözleşmeye aykırı hareket ettiği, davacının da sözleşmenin ihlali nedeniyle yapılan 1.569.980,00 TL katkı bedelinin iadesini talep ettiği, her ne kadar 2010 tarihli sözleşme dosyaya sunulmamış ise de, 2015 tarihli protokolde açıkça hukuki ilişkinin 2010 yılında başladığı, protokolün önceki sözleşmelerin eki olduğu, davacının davaya konu hukuki ilişki nedeniyle protokol tarihine kadar 1.369.980,00 TL katkı bedeli ödediğini ispatladığı, 1.369.980,00 TL katkı bedeline ek olarak protokolden sonra 200.000,00 TL katkı bedelinin daha davalıya ödendiği, katkı bedelinin ödenmesi için davalı şirkete 21/11/2017 tarihli ihtarname gönderildiği, davalının sözleşmeye aykırı eylemi nedeniyle 01.02.2013 tarihli sözleşmenin 17... . maddeleri uyarınca davacının davalıya sözleşme kapsamında yaptığı ödemelerin tamamının iadesinin gerektiği, kıstelyevm hesabın dikkate alınmadığı, asıl davada, ihtarnameden önce davalı temerrüde düşürülmediğinden ihtarname tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden yapılan hesaplamanın icra takibinin asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa icra takibine kadar 2.891,12 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu, birleşen davada, icra takibi tahsilde tekerrür olmamak üzere başlatıldığından, takibin asıl alacak ve takip tarihine kadar 24.533,30 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu ve iki takipte de icra inkar tazminatı şartlarının mevcut olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, İstanbul 9. İcra Dairesi'nin 2017/39839 E. sayılı icra takibinin asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa icra takibine kadar işlemiş 2.891,12 TL faiz ile takip tarihinden sonra asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi işletilerek devamına, fazla istemin reddine, %20 oranda hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline; tahsilde tekerrür olmamak üzere birleşen davanın kısmen kabulüne, İstanbul 10. İcra Dairesi'nin 2017/6485 E. sayılı icra takibinin asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş 24.533,30 TL faiz üzerinden ve asıl alacağa icra takibi tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oranı üzerinden devamına, işlemiş faiz yönünden fazla istemin reddine, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili, davalı şirket vekili ve birleşen davada davalılar vekili (... varisleri hariç) istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dilekçesinde 2015 tarihli protokolü sunduğu, daha sonra verilen sürede 2013 tarihli sözleşmeyi sunduğu, 2013 tarihli sözleşme dışında başka sözleşmelere delil olarak dayanma hakkını kaybettiği, katkı paylarının ödendiğine ve miktarında ihtilaf olmayıp, protokol tarihi olan 01.10.2015 tarihine kadar 1.369.980,00 TL ödendiğinin zaten protokolde yazılı olduğu, dayanak sözleşmede 2013 tarihli sözleşmeden daha evvel tarihlerde ödenen katkı payları için bir hüküm bulunmadığı, protokolde ödenen katkı payları miktar olarak yazılı ise de yine iade edileceğine ilişkin hiçbir hüküm bulunmadığı, bir sözleşme hükmü olmadan şartlı bağış olarak da kabul edilemeyecek ödenen katkı payının geri iadesini talep etmenin yasal dayanağı bulunmadığı, 01.02.2013 tarihli sözleşmeden sonra 18.02.2013 tarihinde 188.800,00 TL, 13.11.2013 tarihinde 118.000,00 TL ve 30.01.2016 tarihinde 2015 tarihli protokolde belirtilen 200.000,00 TL davalı şirket adına ... şirketine ödendiği hususunda uyuşmazlık olmadığı, her üç ödemenin toplamının 506.800,00 TL olduğu, dayanak sözleşmenin imzası tarihinden itibaren yapılan ödemelerin, sözleşmenin protokol ile süresinin uzatıldığı 31.10.2019 tarihine kadar devam edeceği inancıyla yapıldığının kabulü gerektiği, bunun sonucu olarak da asıl davada, davacının talebine konu edilebileceği ödeme tutarının 506.800,00 TL olduğu, davacının dava konusu yaptığı katkı payı alacaklarının tamamı için asıl borçlu şirket ve ipotek borçlusunun mirasçıları hakkında ilamsız takip ve hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, ilamsız takibe itiraz üzerine açtığı itirazın iptali davasının ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin itirazın iptali davası ile birleştirildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 45/1. maddesi “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak rehnin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir” şeklinde olduğu, İİK'nın 45. maddesinin asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlendiği, alacağı rehinle temin edilen alacaklının "rehin veren" hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takip başlatamayacağı, rehinle temin edilen bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, İİK'nın bu hükmünün emredici nitelikte olduğu, mahkemece de yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince, asıl borçlu hakkında hem ilamsız takipte rehin miktarı düşülmeden alacağın tamamı, hem de bu alacağın rehinle temin edilen 400.000,00 TL'si için itirazın iptaline karar verilmekle mükerrer şekilde İİK'nın 45. maddesine aykırı karar verildiği, ipotek borcunun içinde her zaman bir temel borç ilişkisi olduğu, ipotek tesisinin bağımsız bir borç yaratmadığı, hangi koşullarda ödendiği belirlenmeyen ancak 01.02.2013 tarihli sözleşme imzalanmadan ticari ilişki kapsamında yapılan ödemeler 2013 tarihli sözleşme kapsamında talep edilemeyeceğinden protokol kapsamında ödenen 200.000,00 TL dahil olmak üzere toplam ödenen 506.800,00 TL'nin iadesinin talep edilebileceği, bu miktar alacağın 400.000,00 TL'si limit ipoteğiyle temin edildiğinden İİK'nın 45. maddesi uyarınca 506.800,00 TL alacağın 400.000,00 TL'si için ancak ipotekli takip yapılabileceği, asıl davada ilamsız takip kapsamında talep edilebilecek 506.800,00 TL'nin 400.000,00 TL'sinin ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin açılan birleşen davada hükme bağlanabileceği, itirazın iptali davasında icra takibinden ayrılınamayacağı gibi, ihtarname ile atıfet mehli verildiği, 2013 tarihli sözleşmede ve 2015 tarihli protokolde birleşen dava davalısı ...'in imzası bulunmakta ise de adı geçenin her iki belgede şahsen yükümlülük altına girmediği, ipotek akit tablolarında ipoteklerin davalı ...'in borçlarına teminat olduğu yazılı ise de, şahsen borcu olmayan ...'e ipotekli takipte borçlu olarak yer verilmesinin doğru olmadığı, ipotek limiti olan 400.000,00 TL ile sınırlı olarak itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği, ipotek limitini aşacak şekilde karar verilmesi istinaf nedeni olarak ileri sürülmese de kamu düzenine ilişkin bu hata nedeniyle kararın kaldırılması gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, asıl davada davalı-birleşen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada; İstanbul 9. İcra Dairesi'nin 2017/39839 E. sayılı ilamsız icra takip dosyasında 106.800,00 TL asıl alacak, 2.745,17 TL işlemiş faiz olmak üzere, toplam 109.545,17 TL alacak bakımından davalının itirazının iptaline, fazla istemin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9,75’i geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, %20 oranında hesaplanan 21.909,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, birleşen davada davalı ... bakımından davanın pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar bakımından davanın kısmen kabulüne, İstanbul 10. İcra Dairesi'nin 2017/6485 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip dosyasında ipotek limiti aşılmamak üzere 400.000,00 TL asıl alacak bakımından itirazın iptaline, ipotek limitini aşan kısımlar bakımından itirazın iptali isteminin reddine, asıl alacak üzerinden %20 oranda hesaplanan 80.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalılardan (... hariç olmak üzere) tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, taraflar arasındaki açık nokta satış sözleşmesine davalı şirketin aykırı davrandığından bahisle davacının davalı işletmesi için yaptığı katkı payı ödemelerinin tahsili için başlatılmış ilamsız icra takibine itirazın; birleşen dava ise, davacıyla davalı şirket arasındaki sözleşme kapsamında davacı lehine verilen ipoteğin paraya çevrilmesi için başlatılan icra takibine davalıların itirazının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl ve birleşen davada verilen usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleşen davada verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.