Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5259 E. 2024/8461 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5259
Karar No
2024/8461
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/255 Esas, 2023/587 Karar. HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/490 E., 2021/220 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan ve davalı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 148.192,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla ve davalı vekili temyiz yolunu kullandıktan sonra miktar yönünden kesin olan ve temyiz dilekçesi reddedilen kararı tekrardan katılma yoluyla temyize konu edemeyeceğinden temyiz dilekçesinin miktardan reddine ve katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'ın 29.07.1994 tarih ve 25785 sayılı "Yayın iletim sistemleri ile veri iletimli ve depolamalı uzaktan kumandalı televizyon yayın sistemi" ile 11.12.1998 tarih ve 28652 sayılı "TV devamlılık stüdyosu kontrollü uzak istasyon yayınlarının farklılaştırması, değiştirilmesi, denetimi, yönetimi" başlıklı patentlerin sahibi olduğunu, ... ile müvekkili arasında, anılan patentlerle ilgili olarak üçüncü kişilerle alt lisans sözleşmesi yapma hakkını da içerir şekilde bir lisans sözleşmesi imzalandığını, alt lisans sözleşmesi yapma hakkı kapsamında müvekkili ile davalı arasında 27.11.1998 tarihinde bir alt lisans sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin, Türkiye sınırları içinde geçerli olmak üzere patentlerin inhisari üretim lisansını, patent koruma süresince davalıya verdiğini, sözleşme eki olarak ayrıca taraflar arasında ayrı bir iş birliği anlaşması yapıldığını, ancak davalının gerek anlaşma gerekse sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmeyip ayrıca sözleşme hükümlerini birden fazla ihlal etmesi üzerine 27.09.2004 tarihli ihtarnameyle, ihtarname ekinde gönderilen ek sözleşmenin 1 ay içinde imzalanması için temas kurulmadığı takdirde, sözleşmenin feshedilmiş sayılacağının bildirildiğini, ihtarname gereğinin davalı tarafından yerine getirilmemesi sebebiyle ihtarnamenin tebliğini takip eden bir ayın sonunda, 27.10.2004 tarihinde sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini, bu fesih işlemi karşısında davalı aleyhine açılan ve Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/108 E. sayılı dosyasında görülen dava sonunda verilen kararda, fesih sonrası 16.10.2003-27.10.2010 dönemi için davacının zararının 772.407,00 TL olduğu hesaplanmış ise de dava dilekçesinde fesih sonrası döneme ilişkin bir talepte bulunulmadığı gerekçesiyle bu dönem zararına ilişkin hüküm kurulmadığını, dosyanın halen karar düzeltme aşamasında olduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolma riski göz önüne alınarak 29.09.2014 tarihli takip talebi ile alacağın talep edildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurduğunu ileri sürerek itirazın 772.407,00 TL üzerinden iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/108 E. sayılı dosyasında görülen davada verilen kararda, davacı ... yönünden davanın reddine, diğer davacı ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne, tespit edilen 82.450,00 TL tutarındaki maddi tazminattan, şimdilik talep edilen 750,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verildiğini, davacının mahkeme kararında asıl hükme konu olan 750,00 TL üzerinde tahrifat yaparak 107.221,18 TL üzerinden Ankara l2. İcra Dairesi nezdinde 2014/15860 E. sayılı takip başlattığını, takip ekine mahkeme kararını koyduğunu, ancak bu takibe itiraz edilerek durdurulduğunu, daha sonra ise Ankara 12. İcra Dairesi nezdinde 2014/18674 E. sayılı ilamsız takip ile davaya konu 1.000.000,00 TL'lik ilamsız takip başlattığını, bu şekilde daha önce hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunan konu hakkında tekrar yargılama yolunu açmaya çalıştığını, davaya konu bu tutarın, Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen dava kapsamında alınan bilirkişi raporundan biri kapsamında 16.10.2003-27.10.2010 dönemi için davacının zararının 772.407,00 TL olduğuna dair hesaba dayandığını, ancak bunun borcun sebebi olarak değerlendirilemeyeceğini, zira anılan dava kapsamında mahkeme tarafından üç farklı heyetten bilirkişi raporu alındığını, hükme esas teşkil eden raporun 09.05.2011 tarihli rapor olduğunu, bu raporda ise zararın 15.10.2003-27.10.2004 dönemi için müvekkilinin tam kusurlu olarak görülmesi halinde tazmini gereken bedelin 82.450,00 TL olacağının belirtildiğini, bu kapsamda mahkemenin anılan dönemi esas alarak zararı hesapladığını ve davacı yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, tespit edilen 82.450,00 TL tutarındaki maddi tazminattan şimdilik talep edilen 750,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davalılardan tahsiline karar verildiğini, bununla birlikte davacının dava dilekçesinde, anılan mahkemenin 772.407,00 TL tutarında zarara hükmetmişçesine hareket ederek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, dolayısıyla haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/108 E. ve 2012/153 K. sayılı kesinleşen ilamının gerekçe bölümünde, davalının, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinde kusurlu bulunduğunun, patent süresinin dolmasına kadar geçecek sürenin tamamını kapsayacak bir tazminatın davacı zararını aşan, davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacak hukuki dayanaktan yoksun bir tazminat olduğunun açıklandığı, bu tespitlerin kesinleştiği, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına uygun olarak zarar görenin emsal nitelikte yeni bir sözleşme imkanı olup olmadığı, bu imkan doğrultusunda ne kadar sürede yeni bir sözleşme imzalanabileceği, dolayısıyla bu sözleşme imza edilene kadar geçecek makul süre içerisinde oluşacak zararın hesaplanması gerektiği, bu doğrultuda yapılan değerlendirmede, davacı yanın emsal nitelikte böyle bir lisans sözleşmesi imza edene kadar geçecek makul sürenin 14 ay olarak tespit edildiği, dava konusu olan patentin kullanılıp ticari olarak ortaya çıkartılması ile ilgili olarak TRT ile yapılan görüşmelerin süresi 9 aya yakın olsa da bu sistemin kullanılmasına ilişkin pazarlama ve sözleşme çalışmaları yapılacak olan hazırlık, toplantı, online ortamda haberleşmeler de göz önünde bulundurulursa en makul lisans sözleşmesinin yapılabilme aşamasına gelme süresini 14 ay olduğu sonucuna ulaşıldığı, buna göre kesinleşen dava dosyasında zarar tespitine dayanak olarak gösterilmiş 15.06.2011 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin de kesinleşen ilama dayanak teşkil ettiği gözetilerek, 14 aylık süre için toplam zarar miktarının 95.900,00 TL olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 95.900,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2014/18674 E. sayılı dosyasında takip dayanağı olarak, "taraflar arasındaki iş birliği sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle fesih sonrası dönem için ortaya çıkan, başta yoksun kalınan kar, patent ücretleri, yatırım giderleri, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının mal varlığında meydana gelen azalma olmak üzere her türlü müspet ve menfi zarar (Ankara 3. FSHHM'nin 09.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda fesih sonrası hesaplanan zarar dahil)" gösterilmiş, yargılama sırasında da davacı vekili, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından kısmen hüküm altına alınan dönem zararı olan 82.450,00 TL ile fesih sonrası dönem için hesaplanan 772.407,00 TL'nin dava konusu olduğunu belirttiği, davanın konusunu, hem taraflar arasında görülen davada taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınmayan zarar ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarar teşkil ettiği, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/108 E., 2012/153 K. sayılı kararında, davalının sözleşmenin feshinde kusurlu olduğu, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini ihlali nedeniyle davacının uğramış olduğu zararı tazmin etmesi gerektiği, zira sözleşme ile davalının davacıya karşı yükümlülük altına girdiği, 27.10.2004 tarihi itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği, 16.10.2003 ile sözleşmenin feshedildiği 27.10.2004 tarihleri arasındaki dönemde davacının uğradığı maddi zararın 82.450,00 TL olarak belirlendiği, tespit edilen 82.450,00 TL maddi tazminattan şimdilik 750,00 TL’nin talep edildiği tespitlerine yer verildiği ve taleple bağlı kalınarak 750,00 TL hüküm altına alındığı, kararın kesinleştiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın iş birliği sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğu, sözleşmenin fesih tarihi olan 27.10.2004 tarihi ile takip tarihi olan 29.09.2014 tarihleri arasında bu sürenin dolmadığı, bu itibarla davalının zamanaşımı savunmasının da yerinde bulunmadığı, taraflar arasında görülen ve temyiz incelemesinden de geçerek kesinleşen anılan karara göre, taraflar arasındaki iş birliği sözleşmesi, davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, taraflar arasındaki iş birliği sözleşmesi sürekli edimli bir sözleşme olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 126 ncı maddesi uyarınca ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yetersiz olması ya da dosyadaki raporların çelişkili olması nedeniyle yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra daha önce yetersiz görülen bilirkişi raporuna dayalı olarak da hüküm tesis edilemeyeceği, bu durumda İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamında alınan ikinci bilirkişi heyet raporu yetersiz bulunarak, çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra daha önce yetersiz bulunan önceki rapora dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmadığı, iki bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan 24.06.2020 tarihli 3 üncü bilirkişi heyet raporundaki açıklamalar, denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülerek bu rapora itibar edildiği, buna göre davacının, taraflar arasındaki sözleşme ile benzer bir sözleşme yapabilmesi için gerekli makul sürenin 10 ay olduğu ve bu süre için uğranılan zararın 66.492,00 TL bulunduğu kabul edildiği, taraflar arasında görülerek kesinleşen anılan davada tespit edilen 82.450,00 TL zarardan, taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınmayan 81.700,00 TL'de talep edilmiş olup, kesinleşmiş bu miktarın da hüküm altına alınması gerekirken, bu miktarın hüküm altına alınmaması doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılkmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 148.192,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki patent lisansı ve iş birliği sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan zararın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 126 ncı maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5259, K. 2024/8461, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5259-e-2024-8461-k-d32af6b9e081