Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4997 E. 2024/6960 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4997
- Karar No
- 2024/6960
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/837 Esas., 2023/771 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/215 E., 2021/108 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2016/17721, 2016/47334 sayılı ve "...", "... ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer “...” ibaresini marka olarak tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili Şirketin 1948 yılında İtalya'da kurulduğunu, yıllar içinde tüm dünyada üst düzey moda giyim ürünleri, hizmet ve aksesuarlarını içeren ünlü bir lüks moda markası haline geldiğini, müvekkilinin dünyaca tanınmış ve özgün bir şekilde oluşturulmuş "..." markalarının, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın olarak kullanıldığını ve bilindiğini, fiyatlarının çok yüksek olduğunu, davalı Şirketin, birçok ünlü İtalyan ve İspanyol giyim firmasının ticari unvan ve markalarının birebir aynısını veya benzerini kendi adına tescil ettirmek amacıyla marka başvuruları yaptığını, davalının '...' ibareli markalardan haberdar olmadığını ileri süremeyeceğini, bu markaların birebir aynısını tescil ettirmeye çalışmasının da iyi niyetli olmadığını, markasının tanınmışlığından haksız menfaat elde etmeye çabaladığını, ... markasının aynısının farklı sınıflar için dahi tescil edilmesinin sonucunda, markaların sulanmasına, ayırt edici karakterinin zedelenmesine yol açılacağını, müvekkilinin ticaret unvanının ...olduğunu, ticaret unvanının esaslı unsurunu "..." kelimesinin oluşturduğunu ve müvekkilinin sektörde kısaca "..." olarak da bilindiğini, müvekkil şirketin ticaret unvanının kök unsuru olan ibarenin, marka olarak başkası adına tescil edilemeyeceğini, müvekkilinin Paris Sözleşmesi uyarınca korunmakta olan ticaret unvanının ayırt edici unsuru olan "..." ibaresi üzerinde münhasıran hak sahibi olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu YİDK kararının yerinde olduğunu, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin itiraz gerekçesi markanın Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaştığı sonucuna ulaşmak için yeterli olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi koşullarının da oluşmadığını, kötü niyet iddiasını destekler nitelikte yeterli delil sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketin 1960 yılından bu yana şekerleme sektörünün önde gelen firmalarından olduğunu, müvekkilinin davacı markasının aynen kullanmadığını, davacı tarafın korunmasını talep ettiği markanın Türkiye'de yeterince tanınmadığını, markaların tasarımı noktasında belirgin farklılıklar bulunduğunu, tamamen farklı ürünler için kullanılan markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı tarafın lüks konsepte ve "üst segmente sahip" müşterilere hitap ettiğini ikrar etiğini, müvekkili firmanın henüz üretmediği bir ürünün lüks konsepte ve "üst segment" olarak bahsi geçen tüketiciye arzından bahsedilemeyeceğini, hükümsüzlüğü talep edilen markanın müvekkili Şirket adına haksız avantaj sağlayacağı konusunda dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tamamının varsayıma dayandığını, davacı tarafından üretilen ve satışı yapılan tekstil ürünleri ile müvekkilinin üretmekte olduğu çikolataların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ... markası ile hiçbir şekilde çikolata üretimi de yapmadığını, kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı markaları ile dava konusu marka arasında, kapsamlarındaki malların farklı olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiaları nedeniyle dava konusu marka bakımından tescil engeli ile ilgili aranan şartların oluşmadığı, davacının ticaret unvanına dayalı iddiasının da yerinde olmadığı, davalı marka başvurusunun kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının itirazına mesnet markaların tanınmış olduğunun ispat edilemediği, yine markanın Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaştığının da kanıtlanamadığı, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasına dayalı iddianın da yerinde bulunmadığı, dava konusu başvuru kapsamında kalan 30. sınıf mallar ile davacı Şirketin fiili iştigal sahası aynı/benzer olmadığından aynı maddenin altıncı fıkrasına dayalı iddianın da haklı olmadığı, kötüniyet bakımından davacı markalarının ve ticaret unvanının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, Türkçede bir anlamı olan ya da Türkiye'de bilinen ve kullanılan bir ibare olmadığı, davalı tarafından tesadüfen seçildiğinin düşünülmesi hayatın olağan akışına uymadığı, davalı Şirketin, yurt dışında giyim sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin "...", ..." gibi markalarının aynıları için de başvuru yaptığı, davalı Şirketin, farklı mal sınıfında olsa da davacı Şirketin özgün nitelikteki "..." markasının aynısını hangi saikle seçerek tescil başvurusu yaptığı konusunda ikna edici bir açıklamasının da bulunmadığı nazara alındığında, davalının marka tescili sırasında yüksek derecede ayırt ediciliği olan, özgün ve yaratılmış "..." markasının davacıya ait bulunduğunu bildiği ve haksız olarak yararlanmak amacıyla dava konusu başvuruyu yaptığı kanaatine varıldığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/04955 sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 01.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.