Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/1925 E. 2023/1844 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1925
- Karar No
- 2023/1844
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.11.2022 tarihli ve 2021/2625 Esas, 2022/7985 Karar sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiştir. Davacı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun), 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan (1086 sayılı Kanun) farklı olarak kanun yolları arasında karar düzeltme müessesesine yer verilmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra Yargıtay tarafından 6100 sayılı Kanun uyarınca yapılan temyiz incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı tarafların karar düzeltme hakkı bulunmadığından davacı ... vekilinin karar düzeltme isteği niteliğini taşıyan başvurusunun reddi gerekir. 6100 sayılı Kanun'da, istinaf ve temyiz olmak üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Kanun'da düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok dosyanın, “olmayan bu kanun yolu” üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle, müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Dürüst Davranma” kenar başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla Bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra daha önceden istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötüniyetli kanun yolu başvurusu addedilip, talebin reddinin yanısıra, para cezası tayinini de gerektirir. Müzakereler esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötüniyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden ceza tayininin hukuka aykırı olacağı" tezi de dile getirilmiştir. Ne var ki olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötüniyetli yapılması halinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebi böyle bir müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklanmaktadır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin hükümler koyar. Bünyesinde barındırdığı denetim yollarının kötüye kullanılmasını düzenler. Aksi hal, kanun yapma tekniğine de aykırı düşecektir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötüniyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu halin yaptırımdan muaf tutmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüyle, dilekçe reddinin yanısıra cezai müeyyideye bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, 6100 sayılı Kanun'un "Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma" başlıklı 351 inci ve "Kötüniyetle temyiz" başlıklı 368 inci maddelerinin atıfta bulunduğu "Kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları" başlıklı 329 uncu madde metninin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm halleri kapsadığı anlaşıldığından kötüniyetle karar düzeltme yoluna başvuran davacı asıla para cezası verilmesi gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı ... vekilinin karar düzeltme talepli dilekçesinin REDDİNE, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmayıp karar düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar düzeltme talep eden davacı ...'nin takdiren 3.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Somut uyuşmazlıkta, kanun yolu incelemesi 6100 sayılı HMK hükümlerine tabi olup, 6100 sayılı Yasa’da karar düzeltme müessesine yer verilmemiştir. Davacı vekili, Dairenin 09.11.2022 günlü kesin kararı aleyhine yasada olmayan karar düzeltme yoluna başvurmuş olup, Dairece davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesi yazılı gerekçe ile red edilmekle birlikte davacı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmiştir. Oysa, açıklandığı üzere 6100 sayılı yasada karar düzeltme yolu öngörülmediği gibi başvurmanın reddi halinde idari para cezasına hükmedilebileceği de düzenlenmemiştir. 6100 sayılı Yasa’da düzenlenmeyen idari para cezasına hükmedilmesinin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Diğer taraftan, sayın çoğunluk tarafından idari para cezasının tayininde esas alınan HMK 368 maddesi temyiz kanun yolu için getirilmiş bir düzenlemedir. HMK 368 maddesindeki bu hükmün yorum yoluyla yasada öngörülmeyen karar düzeltme taleplerin de uygulanması yasal dayanaktan yoksundur. Açıklanan gerekçe ile davacı aleyhinde, yasada öngörülmeyen idari para cezası tayinine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.