Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/3038 E. 2023/7794 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3038
- Karar No
- 2023/7794
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1650 Esas, 2021/1965 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/598 E., 2021/637 K. Taraflar arasındaki temsil kayyımı tayini, rekabetin tespiti ve zararın tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...’ün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 230 uncu maddesinde düzenlenen rekabet yasağı kuralını ihlal ettiğini, ortağı ve yöneticisi olduğu kollektif şirketin faaliyet alanı ile birebir aynı bir başka işletme olan ... Dördüncü Endüstri isimli gerçek kişi işletmesini 26.02.2019 tarihinde kurduğunu, bu durumun müvekkili tarafından 09.05.2019 tarihinde öğrenildiğini, davalının ortağı ve yöneticisi olduğu şirkette edinmiş olduğu sektörel pazar bilgilerini, müşteri kimliklerini, ticari ilişkileri, üretim sırlarını, şirkette edinmiş olduğu konumunu kendi şahsı adına çıkar sağlamak amacı ile kullandığını, bunun ise rekabet yasağının açık ihlalini oluşturduğunu, davalı şirketin temsilcisinin diğer davalı ... olduğunu, şirket adına dava açma yetkisinin bu kişide olduğundan diğer ortakların dava açmasının mümkün olmaması nedeniyle davada temsil kayyımı atanmasının zorunlu olduğunu, şirketin haklarını korumakla görevli temsilcinin dava açması gereken davalı konumunda olduğundan menfaat çatışmasının bulunduğunu, davalı ...’ün tek başına temsil yetkisi ile hem ortaklığa olan sadakat yükümlülüğünü hem de şirket yöneticilik sorumluluklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davalı şirkete temsil kayyımı atanmasına, davalının rekabet yasağı ihlali nedeni ile 6102 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca şirketin uğradığı zararın şirket kayıtlarından tespiti ile şirket adına tazminine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının ortaklar kurulu kararı ile şirket ortaklığından çıkarıldığını, usul ve yasaya uygun şekilde hesaplanmış ayrılma payının nakden ödendiğini, davacı yanın bu ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararın iptali ve ayrılma payının belirlenmesi ve ödenmesi talebi ile Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1001 E. sayılı davasını ikame ettiğini, davada mezkur ortaklar kurulu kararının iptaline, davacı yana nakden ödenen ayrılma payının müvekkili şirkete iadesine karar verdiğini, henüz kararın kesinleşmediğini, davacının ortaklıktan çıkarılmasının akabinde kendisine ödenen ayrılma payını iade etmediğini, müvekkili şirkette sermayesi dahi bulunmayan davacının müvekkili şirkete ortak sıfatıyla herhangi bir dava yahut talep yöneltmesinin mümkün olmadığını, kollektif şirketlerde rekabet yasağına aykırı hareket hususunda talepte bulunma yetkisinin münhasıran şirket tüzel kişiliğine tanındığını, davacının da bu hususta bir talep ileri sürme hak ve yetkisinin bulunmadığını, somut olayda ise haksız rekabet iddialarına konu ... Dördüncü Endüstri isimli işletmenin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdindeki 20.02.2019 tarihinde tescil, 26.02.2019 tarihinde ise ilan edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 231 inci maddesine göre 3 aylık zaman aşımının süresinin dolduğunu, davacının söz konusu işletmenin kurulduğunun 09.05.2019 tarihinde öğrendiği şeklindeki iddiasının herhangi bir hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkili tarafından kurulan şirketin iştigal konusunun davalının iştigal konusundan farklı olduğunu, şirkete kayyım atanmasının koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle açılan davanın reddedildiği ancak kararın kesinleşmediği, anılan iptal kararının ileriye etkili olacağı, kesinleşmemiş bu karar neticesinde davacının davayı açarken halen dahi ortak olmadığı ve dava açma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket ortaklığının devam ettiğini, buna rağmen mahkemece müvekkilinin şirket ortaklığının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, müvekkili tarafından şirket ortaklığından çıkarılmasına dair karara karşı açılan Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1001 E. sayılı dava dosyasında 15.03.2018 tarihli ara kararla davalı şirketin 13.10.2017 tarihli 2017/3 sayılı şirket kararının icrasının, tescilinin ve ilanının dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına karar verildiğini, bu kararın mahkemece dikkate alınmadan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1001 E. sayılı dava dosyasında müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına dair şirket kararının iptaline karar verildiğini, mahkemece bu dava dosyasının sonucunun beklenmesinin gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 13.10.2017 tarihli 2017/3 sayılı ortaklar kurulu kararıyla davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği, davacı tarafından bu kararın iptali için Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1001 E. sayılı dava açıldığı, yargılama sonunda 13.10.2017 tarihli ortaklar kurulu kararının iptaline karar verildiği ancak kararın henüz kesinleşmediği, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1001 Esas sayılı dava dosyasında 15.03.2018 tarihli ara kararla davalı şirketin 13.10.2017 tarihli 2017/3 sayılı şirket kararının icrasının, tescilinin ve ilanının dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına karar verildiği, rekabet yasağının ihlali halinde kanunda öngörülen seçeneklerden birine rekabet yasağına aykırı davranan ortağın dışındaki ortakların çoğunlukla karar vereceğinin düzenlendiği, davacı ve şirketin davalı dışındaki diğer ortağı tarafından bu yönde alınan bir karar bulunmadığı, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle açılan davaların ancak şirket tarafından rekabet yasağına aykırı hareket eden yönetici ve ortaklar aleyhine açılabileceğinden davacının bu davayı açmak için aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin temsilcisinin diğer davalı olduğunu, işbu görülen dava için şirketi temsil amacıyla kayyum tayini gerektiğini, davalı gerçek kişinin şirketle rekabet yasağını ihlal ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, rekabet yasağının ihlali nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde düzenlenen seçimlik hakların kullanılması için şirketi temsili etmek üzere kayyım atanmasını ve ayrıca rekabet yasağı ihlali nedeniyle şirketin uğradığı zararın tazmini istemiştir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 230 ve 231 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.