Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/4486 E. 2013/11127 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/4486
Karar No
2013/11127
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2012 tarih ve 2011/359-2012/549 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Yimpaş grubu tarafından her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para toplandığını, bu kapsamda müvekkilinden de “Yimpaş verwaltungs GMBH Komanditer Ortak Anasözleşmesi” başlıklı belge ve tahsilat makbuzu karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, Yimpaş Verwaltungs GMBH'nin Yimpaş grubunun Almanya'da kurduğu şirketlerden olduğunu, bu şirket vasıtasıyla toplanan paraların Türkiye'ye aktarıldığını, anılan şirketin herhangi bir aktifinin bulunmadığını ve iflas ettiğini, davalı ...'ın yurt dışında mukim şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu ve tüzel kişiliğin bir perde olarak kullanıldığını, SPK, Bankalar Kanunu ve TTK'na aykırı olarak müvekkilinden tahsil edilen paranın davalılarca iadesinin gerektiğini ileri sürerek, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 25.564,59 EURO alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketin ortağı olmadığını, yurt dışında mukim şirkete para yatırıldığını açıkça belirtildiğini, bu durumda müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, TTK'nun 309. maddesindeki şartlar gerçekleşmediğinden müvekkili ...'ın da herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ortak olmadığı, yurt dışında mukim şirkete ortak olunduğu, her şirketin ayrı tüzel kişiliğe sahip bulunduğu, yönetim kurulu üyeleri aynı olsa da somut olayda davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, ayrıca anonim şirket yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup mahkemece, davacının davalı şirketlere ortak olmadığı ve bu nedenle de davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile reddedilmiştir. Ancak davacı taraf, davalı şirketler ile bu şirketlerin yöneticilerinin, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı bir biçimde kötüniyetli vaad ve garantilerle yurtdışında yaşayan pek çok kişinin dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıklarını iddia ederek verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece 1086 sayılı HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin tamamı toplanmaksızın yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketlerin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Şu halde, mahkemece, davanın yukarda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, yabancı dilde yazılmış ise tercümesinin yaptırılması, tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilip öncelikle davacı ile yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşılması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4486, K. 2013/11127, T. 29.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2013-4486-e-2013-11127-k-c8a4dadc3ded