Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/13071 E. 2011/5608 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/13071
- Karar No
- 2011/5608
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/06/2009 tarih ve 2008/731-2009/311 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı hakkında iki adet çeke dayalı başlattıkları icra takibinin, davalının başvurusu üzerine İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından 28.11.2005 – 23.06.2006 tarihleri arasında icra dosyasında işlem yapılmadığı gerekçesiyle icra takibinin geri bırakılmasına karar verildiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, İİK m.33/a uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesinin ardından bu hususun 7 gün içinde genel mahkemelerde değerlendirilmesinin gerektiğini ileri sürerek, icra takip dosyasında zamanaşımının vaki olmadığının tespit ve kabulü ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, icra hukuk mahkemesinin görevi kapsamında kalan ve kesin hükme bağlanan bir hususun genel mahkemeler huzurunda yeniden görülmesinde hukuki yarar bulunmadığı, alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından geri bırakılmasına karar verilen icra takibinin zamanaşımına uğramadığının tespiti ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkin olup İİK’nun 71. maddesi yollaması ile aynı Yasanın 33/a maddesi uyarınca bu tür davaların genel mahkemelerce incelenmesi gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, davanın esasına girilerek davacının talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığı ve alacağın tespit ve tahsili yönünde bir isteminin bulunmadığı gerekçesiyle red hükmü kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.