Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/11327 E. 2011/8275 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/11327
- Karar No
- 2011/8275
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.04.2009 tarih ve 2007/497-2009/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2011 gününde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Banka çalışanlarının yönlendirmeleri ve ısrarları sonucu faiz getirisi olan vadeli döviz hesabını bozarak çektiği parasını bireysel emeklilil sistemine yatırması nedeniyle maddi zarara uğradığını, zira 03.05.2006 tarihinde 341.494,13 TL.yatırdığı parasını 16.05.2007 tarihinde 312.716,64 TL olarak geri alıp 28.777,49 TL zarar ettiğini, ayrıca anılan meblağı bir yıl süresince vadeli döviz hesabında getireceği faiz gelirinden mahrum kalarak iki kez zarara uğradığını ileri sürerek, zarar bedeli olan 28.777,49 TL maddi tazminat ile 341,499,13 TL nin bir yıl boyunca bankada durmasından dolayı uğradığı zararın en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 3.7.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile de müvekkilinden haksız olarak kesilen 51.224,13-YTL.nin 15.5.2007 tarihinden itibaren reeeskont faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davalı tarafından ödenen 341.499,13 TL nin tercih ettiği fonlarda yatırıma yönlendirildiğini, ayrılma tarihi itibariyle de 368.411,92 TL.na ulaştığını, davalı tarafından 09.05.2007 tarihinde ayrılma talebinde bulunulduğunu, ayrılma tutarı olarak 368.411,92 TL den 140.162 TL giriş aidatının kesildiğini, kalan 368.271,30 TL üzerinden ise vergi kanunları gereğince %15 oranında ve 55.240,70 TL tutarlı stopaj yapıldığını, bakiye 313.030,60 TL nin ise davalının istediği hesaba gönderildiğini, davalının bireysel emeklilik sistemine girmesi ve sonrasına ilişkin tüm iş ve işlemlerin yasal düzenlemelere ve sözleşmeye uygun olarak yürütülmüş olduğunu, bu sisteme girmiş olması nedeniyle, kendisine belirli bir getirinin taahhüt edilmesinin yada garanti edilmesinin söz konusu olmadığını, bireysel emeklilik sisteminde yatırım tercihinin mutlak olarak katılımcıya ait bir hak olduğunu, yatırım fonlarının şirketleri tarafından değil, sermaye piyasası kanunu uyarınca kurulan ve yönetilen portföy yönetim şirketleri tarafından yönetildiğini, bu nedenle katılımcının tercihine bağlı olarak gerçekleşen portföy değerinin artması veya azalması sonuçlarından şirketin sorumlu olmasının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından davalı kuruma 341.494.13 TL nin 03.05.2006 tarihinde yatırıldığı, bireysel emeklilik sözleşmesi kapsamında fon alınması suretiyle değerlendirilmesi talimatı verildiği, davacının 09.05.2007 tarihli talimatıyla fonların paraya çevrilerek dava dışı Vakıflar Bankası Taksim Şubesi nezdindedeki döviz hesabı şubesine havale edildiği, davalı kurumun davacıdan gelir vergisi stopajını davacıya yaptığı tüm ödemeler üzerinden yaptığı, gelir vergisinin ancak gelir ve kazançlarından alınmasının uygun olduğu ve ayrıca davacıya tevdi edilen taahhütnamenin 6.maddesinde, paranın hazine bonosu, devlet tahvili, banka mevduatı ve buna benzer enstrümanlarda değerlendirilmesi halinde her vade geliminde elde edeceğini, faiz(v.s) gibi %15 oranında vergiye (stopaja) tabi olacağı, gelir vergisi kesintisinin faiz veya gelir üzerinden yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ıslah edilen değerle birlikte 51.224,13 TL' nin 15.05.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, bireysel emeklilik sözleşmesine dayalı davalı tarafından yapılan gelir vergisi kesintisi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup,mahkemece, ayrık bilirkişi raporundaki değerlendirmelerden hareketle verginin gelir ve kazançlardan alınması gerektiği sonucuna varılarak yazılı gerekçelerle davanın ıslah istemi doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir. Oysa, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun menkul sermaye iradı başlıklı 75 nci maddesinin 2 nci fıkrasının 15 nci bendi “ Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından; a) On yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemeler, b) On yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile diğer sandık ve sigortalardan on yıl süreyle prim veya aidat ödeyenlere ve vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler, c)Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler.” hükmünü haiz olup, anılan yasada sağlanan gelirler faiz veya benzeri nitelikteki gelirleri değil, yapılan ödemenin tamamını menkul sermaye iradı saymıştır.Aynı yasanın 94 ncü maddesinin ikinci fıkrasının 15 nci bendi uyarınca, bu menkul sermaye iratları üzerinden vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır. Somut olaya gelince, davacının 03.05.2006 tarihinde kendi isteği ile bireysel emeklilik sistemine dahil olmuş, sistemden on yılını doldurmadan ayrılmış, vergi sorumlusu olan davalı tarafından kendisine yapılan ödemeler % 15 oranında vergi kesintisine tabi tutulmuş olup, davalı yanca davacıya tevdi edilen 03.05.2006 tarihli yazı bir bütün olarak ele alınıp değerlendirildiğinde ve yazının 6 nci maddesi içeriği de nazara alındığında mahkemenin kabulünün aksine davalı tarafından verilmiş bir taahhüt olarak yorumlanması ve kabulü de mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, anılan yasanın 75 ve 94 ncü madde hükümleri de nazara alınarak, bireysel emeklilik siteminden on yılını doldurmadan isteğe bağlı ayrılmalarda ana para, nema ayrımı yapılmadan kesintinin ödemenin tamamı üzerinden yapılması gerektiği ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin faiz başlangıcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin faiz başlangıcına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.