Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/10300 E. 2011/2620 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/10300
Karar No
2011/2620
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi ...olarak görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.06.2009 tarih ve 2009/106-2009/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkil şirketin bürosunda 09.02.2009 tarihinde çıkan yangında alış ve satış faturaları, envanter defteri,yevmiye defteri, mizan ile bir kısım kambiyo senedinin yanarak zayi olduğunu ileri sürerek, anılan ticari defterler, faturalar ve kambiyo senetleri için zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacının 28.04.2009 tarihli dilekçesinde açıkladığı faturaların yangında yanarak zayi olduğu ancak davaya konu diğer defter, çek ve senetlerle ilgili bir döküm olmadığı, hangi defterlerin, çeklerin ve senetlerin zayi edildiği konusunda bir açıklama olmadığı gibi TTK’nun 68 nci maddesi uyarınca kambiyo senetleri hakkında zayi kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, beyan olunan faturalar için zayi belgesi verilmesine, defterler ile kambiyo senetleri hakkındaki talebin ise reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hâkim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir. Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa 21.04.2009 tarihli oturumda davaya konu iptalini istediği defterlerin, çeklerin, senetlerin ve faturaların dönemleri ile numaralarını açıklaması için 20 gün süre verilmiş olup, bu usulü işlemin kesin süre sonuçlarını doğurmayacağı açıktır. Bu ara karar uyarınca davacının sadece faturalara ilişkin beyanda bulunması bu nedenle aleyhe hüküm kurulması için yeterli değildir, zira davacı kolluktaki ifadesinde 1997 yılından sonrasına ait tüm belgelerinin yangında zayi olduğu yönünde beyanda bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun şekilde ara kararı tesis edilerek davacıya, dava dilekçesini açıklatarak dosyadaki delillerin tartışılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/10300, K. 2011/2620, T. 14.03.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2009-10300-e-2011-2620-k-e1f9e2f7967a