Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/1005 E. 2010/12051 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/1005
- Karar No
- 2010/12051
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.07.2008 tarih ve 2006/483 - 2008/204 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.11.2010 gününde davacı ... vekili Av.... ile davalı Kiehl Temizleme Sis.San. ve Dış Tic.A.Ş. vekili Av.... ve Av.... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Almanya’da mukim müvekkilinin 1904 yılında tescil ettirdiği ticaret unvanının da özünü oluşturmakta olan “KIEHL” ibareli markasını 100 yılı aşkın bir süredir Almanya’da, 10 yıla yakın bir süredir de ülkemizde “temizlik malzemeleri sektöründe” faaliyet gösterdiğini, “KIEHL” markasının Avrupa ve ülkemizde bilinir bir marka haline geldiğini, 11.12.1995 tarihli muvafakatname ile davalı şirkete Türkiye’de tek yetkili distribütörlük hakkı tanındığını, davalı şirketin dava konusu “KIEHL” markalı temizlik ürünleri 1997 yılından son birkaç yıla kadar distribütör olarak satışa sunduğunu, davalı şirketten gelen siparişlerin azalması ve davalının bu markayı kullanarak üretim yaptığının öğrenilmesi üzerine ticari ilişkinin sona erdirildiğini, davacı tarafın “KIEHL” ibareli marka tescil başvurusunun davalı şirket adına tescilli markalar mesnet gösterilerek TPE tarafından kabul edilmediğini, davalı şirkete sadece ticaret unvanında “KIEHL” ibaresinin kullanılması konusunda izin verildiği halde davalı şirketin müvekkilinin güvenini kötüye kullanarak adına marka olarak tescil ettirdiğini, bu durumun 556 sayılı KHK’nin 11 ve ilgili mevzuata aykırı olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesi karşısında davalı şirketin ticaret unvanında “KIEHL” ibaresini kullanmasının TTK’nun 54.maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan 2000/01591, 2000/01593 ve 2001/27944 numaralı “KIEHL”, “KIEHL SIRENE”, “MEDIKIEHL Hastane Hijyeninde Çözüm” ibareli markaların davacı adına devir ve tesciline, bunun mümkün olmaması halinde bahsi geçen markaların hükümsüzlüğüne, “KIEHL” ibaresinin davalı şirkete ait ticaret unvanından terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, 1995 yılında taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi imzalanmış olup, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, dava konusu markanın davacı tarafından adına tescil ettirilmemesi nedeniyle müvekkilinin kendisi adına markayı tescil ettirmek zorunda kaldığını, davacı tarafın bu durumdan da haberdar olduğunu, ticaret unvanı ile ilgili olarak 1995 yılında davacı tarafından verilmiş yazılı izin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının “KIEHL” marka ürünleri tek satıcısı olan davalı vasıtası ile 1995 yılından beri Türkiye pazarına sunduğu ve tescilsiz olarak kullandığı, bu marka için davacının öncelik hakkı elde ettiği, 556 sayılı KHK’nin 11.maddesine göre Türkiye’de asıl hak sahibi adına değil, ticari vekil yada temsilci adına kaydedilmiş bir marka üzerinde gerçek hak sahibine koruma sağlanmış olduğu, KHK’nin 17.maddesine göre de, gerçek hak sahibinin rızası olmadan ticari vekil veya temsilci adına tescil edilen markaların yenilik doğurucu bir eda davası ile gerçek hak sahibi adına devir imkanı verildiği, davacının “KİEHL” markasını tescilsiz olarak kullandığı, davalı şirketin 03.02.2000 tarih ve 2000/01591 sayılı “KİEHL”, 03.02.2000 tarih ve 2000/01593 sayılı “KİEHL Sirene” markalarını 03 ve 37.sınıflarda, 31.12.2001 tarih ve 2001/27944 sayılı “MEDIKIEHL Hastane hijyeninde çözüm” markasını 03, 05 ve 10.sınıflarda adına tescil ettirdiği, davacı tarafından Türkiye’de tescilsiz olarak kullanılan marka ile davalı tarafından tescil ettirilen markaların esas unsurlarının aynı, kullanılan malların da aynı ve benzer olduğu, taraflar arasındaki 08.12.1995 tarihli tek satıcılık sözleşmesi ile davalıya “KIEHL” ismini kullanabilme konusunda izin verildiği, dava konusu markaların davacının izni dışında davalı tarafından adına tescil ettirilmesinde haklı bir nedene dayanılmadığı, bu nedenle anılan markaların kullanılmasının 556 sayılı KHK’nin 11.maddesi uyarınca yasaklanabileceği gibi 17.maddesi uyarınca davacının kendi adına devrini de isteyebileceği yada 42/1-b maddesi gereğince hükümsüzlüğünü talep edebileceği, herhangi bir ihtarname göndermeden davalının markaları doğrudan adına tescil ettirip sonrasında davacı ile arasındaki ticari ilişkisini sona erdirip kendi adına bu markalar ile üretim yapmasının MK’nun 2 ve TTK’nun 56. maddelerinde yazılı dürüstlük ilkelerine aykırı bir davranış olduğu, “davalının iyiniyetli olduğu ve davacının sessiz kalmak suretiyle dava hakkını kaybettiği” savunmasına itibar edilemeyeceği; davacının “KIEHL” ibareli ticaret unvanı ve markasının Paris Sözleşmesi ve TRİP’s Anlaşması’na taraf bulunan Almanya’da tescilli bulunduğu, Paris Sözleşmesi’nin 1/2. maddesi uyarınca ticaret unvanlarının da sınai mülkiyet koruması kapsamındaki sınai haklardan olduğu, Sözleşmenin 8.maddesine göre, “Ticaret unvanı, bir fabrika veya ticaret markasının bir kısmını teşkil etsin veya etmesin, bütün Birlik ülkelerinde tevdii veya tescil mecburiyeti olmaksızın himaye edilecektir” hükmünü içerdiği, davalı şirketin ticaret unvanının “Kiehl Temizleme Sistemleri Sanayi Dış Ticaret AŞ” olup, “KIEHL” ibaresinin davacı unvanında da yer aldığı, distribütörlük anlaşmasında davacının “KIEHL” ismini davalının ticaret unvanında kullanmasına izin verilmiş ise de, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesi ve davalının tescil sırasında bu ibare üzerindeki davacının öncelik ve gerçek hak sahipliğini bilerek unvanını tescil ettirmiş olması nedeniyle davacının terkin isteme hakkının bulunduğu sonucuna varılarak, davalı adına tescilli 2000/01591, 2000/01593 ve 2001/27944 sayılı markaların 556 sayılı KHK’nin 11 ve 17.maddeleri uyarınca davacıya devrine, davalı şirket unvanındaki “KIEHL” ibaresinin terkinine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.