Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/9535 E. 2010/911 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/9535
- Karar No
- 2010/911
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.05.2008 tarih ve 2006/183 - 2008/201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin nüfus cüzdanının kendisini ... olarak tanıtan bir kişi tarafından elde edilerek bu kişinin cüzdana kendi fotoğrafını yapıştırması sonucu nüfus cüzdanında sahtecilik yapıldığını, müvekkilinin nüfus bilgisiyle sahte ...’in davalı finans kurumundan çek defteri aldığını ve bu çeklerle piyasayı dolandırdığını, müvekkilinin hakkında icra takibi yapıldığını, taşınmazlarının haczedildiğini, hakkında tutuklama ve yakalama kararı bulunduğunu, müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığı halde davalı finans kurumunun görevini ihmal etmesi sonucu çok sayıda icra takibine, ceza davasına, yakalama ve tutuklama kararına muhatap olduğunu, mallarının haczedildiğini, itibarının sarsılarak kişilik haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 20.000,00 YTL manevi ve 5.000,00 YTL maddi tazminatın mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili, HUMK’nun 9 ve 21 nci maddeleri uyarınca yetkili mahkemenin Gaziosmanpaşa/İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davanın haksız eyleme dayalı olarak açılması nedeniyle görevli mahkemelerin Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın yetki ve görev yönlerinden reddini istemiş, esasa ilişkin olarak da müvekkili bankanın herhangi bir haksız eylemi olmadığı gibi usulsüz bir işlem ve eyleminin de olmadığını, müvekkili bankanın gerekli özeni göstererek kendisine müracaat eden ve gerekli evrakı ibraz eden kişinin belgelerini incelediğini, sözkonusu şahsa çek karnelerinin peyderpey verildiğini, sözkonusu sahtekarlık işleminde müvekkili bankaya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının Kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat davasının davacının yerleşim yeri mahkemesinde açılacağından ve banka aleyhine açılan dava ticaret mahkemesinde görüleceğinden davalının yerinde görülmeyen yetki ve görev itirazının reddi ile uyuşmazlığın esasına girilerek yapılan yargılama sonunda davalı bankanın verdiği çek karneleri nedeniyle davacının mağduriyete uğradığı, hakkında icra takibi yapıldığı, taşınmazlarının haczedildiği, yakalama kararı çıkarıldığı, tüm bunların davacının sosyal konumuna, kişiliğine ve şahıs varlığı haklarına bir saldırı teşkil ettiği, bu eylemlerin asıl sorumlusunun sahte kimlik kullanan ve asıl kimliği tam olarak tespit edilemeyen ... isimli şahıs olduğu ancak gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalı bankanın da hafif de olsa kusurunun bulunduğu, bilirkişi kurulunca bankaya izafe edilen % 60 oranındaki kusura somut olayın özellikleri nazara alındığında itibar edilmediği, davacının kimliği tespit edilemeyen davalı ... yönünden davadan feragat ettiği, bu feragatin davacıya karşı olan sorumluluğunun yasal dayanağı ve kaynağı diğer davalı ...’ten farklı olan, bu davalı ile aralarında müteselsil sorumluluk bulunmayan davalı bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki dava ile maddi tazminat istemine ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminata ilişkin davanın ise kısmen kabulü ile takdiren 2.000,00 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalı bankadan alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı ve davalı banka vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalıların eylemleri sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacının kimlik bilgilerinin kendi iradesi ve bilgisi dışında kullanılması suretiyle başka bir şahsın kendisini ... olarak tanıttığı, bu sahte kimlik ile davalı banka nezdinde hesap açtırdığı ve bankaya sahte kimlik kullanılarak düzenlenmiş bulunan belgeleri ibraz ile davalı bankadan çek karnesi aldığı, keşide edilen çeklerin karşılığının ödenmemesi sonucu kimlik bilgileri kullanılan davacının hukuki ve cezai takibatlara uğradığı, hakkında davalar açıldığı, yargılandığı ve kendisine suç isnat edildiği anlaşılmış olup, davacının tamamen kendi sorumluluğu dışında yaşadığı bu olaylar nedeniyle manevi zarara uğradığının, sıkıntı çektiğinin ve zor durumda kaldığının kabulü gerekir. Mahkemece de davacının tüm bu olaylar nedeniyle manevi zarara uğradığı, davalı bankanın hafif de olsa kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak mahkemece davacının uğradığı manevi zarar karşılığı olarak hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı davacının yaşadığı sıkıntı, içine düştüğü zor durum ve karşı karşıya kaldığı yasal sorumluluklar nedeniyle uğradığı manevi zararı bir nebze de olsa hafifletmeye, dindirmeye, gidermeye yetecek bir miktar olmayıp, somut olayın özellikleri, davalı bankanın göstermesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile davacının bu nedenle uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarı oldukça düşük kalmaktadır. Bu durumda mahkemece, anılan hususlar nazara alınarak davacının uğradığı manevi zararı karşılayacak daha makul, ölçülü ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminat miktarına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde 2.000,00 YTL’nın hüküm altına alınması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3-Öte yandan, davacı hüküm altına alınacak miktara mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasını istemiş ise de mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminata yasal faiz oranının uygulanmasına karar verilmiştir. TTK’nun “Ticari işler” başlığı altında düzenlenmiş bulunan 3. maddesinde bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işlerin ticari iş olduğu belirtilmiş olup, davalı banka tacir olduğundan mahkemece 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca hüküm altına alınan tutara avans faizi oranlarının uygulanması mümkün olup, davacının mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanması yönündeki isteminin ticari işlerde uygulanan avans faizi oranını içerdiğinin kabulü gerektiğinden hüküm altına alınan tazminatın avans faiz oranı ile tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yasal faiz oranlarının uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 118,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı bankadan alınmasına, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.