Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/521 E. 2025/5462 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/521
- Karar No
- 2025/5462
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/445 E. 2015/770 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanığın, atılı suçtan hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü Dairemizin 18.05.2010 tarihli, 2007/9491 Esas ve 2010/6091 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştikten sonra 10.12.2018 tarihinde ölen temyiz dışı hükümlü ... ... ile birlikte, M.A. adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını kullanarak ... Ltd. Şti.ni kurdukları ve noterden düzenlenmiş sahte vekaletnameyi çek defteri alıp kredi kullanmak için katılan bankanın Erenköy Şubesine sunduğu, böylece zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; Suça konu belgelerden noter vekaletnamesinin kanun hükmü gereği aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge olması nedeniyle, sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun, suç tarihine nazaran, 5237 sayılı TCK'nin 204/1-3. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu ve bu suçun aynı Kanun'un 66/1-d ve 67/4. maddeleri uyarınca 15 yıllık asli ve 22 yıl 6 aylık uzatılmış zamanaşımı sürelerine tabi olup temyiz inceleme tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, Tebliğnamedeki zamanaşımının vaki olduğuna yönelik düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; a.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulünün gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği de gözetildiğinde, incelemeye konu dosya ile aynı gün ele alınan ve Dairemizin 2021/36373 Esas sırasında kayıtlı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli, 2013/91 Esas ve 2019/374 Karar sayılı dava dosyasına konu olayda, sanığın benzer şekildeki eylemleri nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği, suç ve iddianame tarihlerine nazaran hukuki kesintinin gerçekleşmediği dava dosyası ile UYAP ortamından yapılan inceleme ile anlaşılmakta olup, incelemeye konu dava dosyasının anılan dava ile birleştirilmesinden sonra sanığın tek bir zincirleme şekilde işlenmiş kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması yerine, her bir bankaya yönelik eylemleri nedeniyle ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması, b.Kabule göre de; sanığın sübut bulan eyleminin 765 sayılı TCK'nin 342/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, ancak 5237 sayılı TCK'nin sanık lehine olduğu belirtilerek bu Kanun'un 204/1-3. maddesi uyarınca cezalandırıldığı gerekçe gösterilmiş ise de, eylem suç tarihine nazaran 5237 sayılı TCK'nin 204/1-3. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğundan, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2025 tarihinde karar verildi.