Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/12427 E. 2025/2009 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/12427
Karar No
2025/2009
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/6 E., 2020/397 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilmeyen 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmaması ile aynı Kanun'un 58. maddesi uygulanırken kazanılmış hakka konu olmayan "cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri hükümlerinin uygulanmasına" karar verilmemiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkralarına "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesine ve hükümdeki tekerrüre ilişkin bölümün sonuna "ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden 1. Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için failin önceden işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekmektedir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması halinde başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun unsurları oluşmayacaktır. 2. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, failin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suç oluşmayacaktır. 3. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir. 4. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde sanığın Yukarıbayındır Mahallesinde meydana gelen uyuşturucu madde ticareti olayının şüphelisi olarak yakalandığı, sanığın kimlik belgesini ibraz etmesini isteyen kolluk görevlilerine, mağdur ... adına düzenlenmiş ve üzerinde kendisinin fotoğrafının bulunduğu suça konu sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, işlemler için karakola götürüldüğünde ise kimlikteki kişinin kendisi olmadığını, yakalamadan kurtulmak amacıyla mağdura ait kimliği aldığını belirtip, gerçek kimliğini bildirdiği ve ifade tutanağı, adli muayene tutanağı, muhafaza altına alma tutanağı ve diğer tutanakların sanığın gerçek kimlik bilgisine göre düzenlendiği ve mağdur adına herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadığı anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı, ancak sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40/1. maddesinde düzenlenen kimliğini hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak kabahatini oluşturduğu gözetilmeden unsurları itibarıyla oluşmayan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20/2-c maddesinde düzenlenen zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5271 sayılı Kanun'un 322. ve 5326 sayılı Kanun'un 24. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/12427, K. 2025/2009, T. 17.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-12427-e-2025-2009-k-334c17e19dfe