Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/8408 E. 2013/7876 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/8408
- Karar No
- 2013/7876
- Karar Tarihi
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.03.2013 gün ve 2012/3843/15602 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.03.2013 gün ve KYB.2013/91111 sayılı ihbarnamesi ile; Yalan beyan suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206 ve 52. maddeleri gereğince 1.800,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Kuşadası 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.07.2012 tarihli ve 2010/626 esas, 2012/641 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; Sanığın açıklamaları üzerine düzenlenen resmi belgenin, bu beyanın doğrululuğunu ispat edici güce sahip asıl niteliğinde bir belge olması gerektiği cihetle, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü: 5237 sayılı TCK’nun 206. maddesindeki "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun oluşabilmesi için kişinin açıklamaları üzerine düzenlenen resmi belgenin bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Ayrıca beyanı alan memur, beyanın doğruluğunu tahkik edip, buna kanaat getirdikten sonra resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise yani resmi belge sadece kişinin beyanı üzerine değil de, memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise, bu maddedeki suç oluşmayacaktır. İncelenen dosya içeriğine göre; suç tarihinde Kuşadası Söke yolu üzerinde motorlu taşıtla seyir halinde iken Kuşadası Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği görevlileri tarafından yapılan denetimler sırasında 2918 sayılı Kanunun 51/2-a maddesine aykırı biçimde hız sınırını aşarak araç kullandığı tespit edilerek durdurulan hükümlünün, 10.06.2008 tarihli Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Kararı ile meslekten çıkarıldığı halde kendisini Yargıtay Savcısı olarak tanıtıp, tespit tutanağı düzenlenmesini sağlayarak, yüklenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği olayda; 07.08.2010 tarihli tespit tutanağının, tutanak düzenleyicisi tanıkların yeminli anlatımlarına göre, hükümlünün ibraz ettiği kimlik esas alınarak düzenlendiği ve anılan tanıkların beyanın doğruluğunu incelemek görevlerinin bulunmaması nedeniyle yüklenen suçun tüm unsurları ile oluştuğu gerekçesiyle mahkumiyete hükmeden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediği cihetle; kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki istemin CMK’nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.