Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/20449 E. 2013/14842 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2013/20449
Karar No
2013/14842
Karar Tarihi

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16/07/2013 gün ve 2013/11365/45734 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/09/2013 gün ve KYB.2013/251151 sayılı ihbarnamesi ile; Hileli iflas ve alacaklısını zarara uğratmak için mal varlığını kaçırmak suçlarından şüpheliler..., ...ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/01/2010 tarihli ve 2009/94212 soruşturma, 2010/3499 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ilişkin Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2013 tarihli ve 2013/625 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; Müştekiler N...ve diğerlerinin aynı şikâyetleri üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/125575 soruşturma sayısı üzerinden yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler..., ...ve ... haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği verilen bu karara yapılan itirazında reddedilerek kesinleştiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173. maddesindeki "İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesinin bu hususta karar vermesine bağlıdır." hükmü dikkate alındığında şüpheliler hakkında ağır ceza mahkemesinden izin alınmadan yeniden soruşturma yapılamayacağının gözetilmemesinde, Şüpheli...'in, bilirkişi tarafından defterlerde düzeltmenin yapıldığının kabul edildiği 2008 yılında ...Özel Eğitim Hizmetleri A. Ş.'nin temsile yetkili yönetim kurulunda ve ortakları arasında yer almadığının nazara alınmamasında, Şüphelilere isnat olunan alacaklısını zarara uğratmak için mal varlığını kaçırmak suçu 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 333/a maddesinde düzenlenmiş olup aynı maddenin 1. fıkrasında "Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." hükmünün yer aldığı, yine anılan Kanun'un 349. maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup buna göre şikâyetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 346. maddesinde "İcra mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez. Bu Bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, icra mahkemesinde bakılır." hükmü karşısında şüphelilere yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, icra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanması gerekeceği gözetilmeden itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü: 09/07/2009 havale tarihli şikayet dilekçesine, 20/01/2010 gün ve 2010/34994 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara, Başkanlar Kurulu kararlarına ve Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesine göre temyiz inceleme görevi Yüksek 15. Ceza Dairesine ait olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10/10/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2013/20449, K. 2013/14842, T. 10.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2013-20449-e-2013-14842-k-a97750a582c7