Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/28024 E. 2013/3119 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/28024
- Karar No
- 2013/3119
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat 1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki hükümlere yönelek temyiz itirazlarının incelenmesinde; 20.02.2013 günü UYAP kanalı ile mernis üzerinden alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğinden sanık ...’in, hükümden sonra 07.09.2011 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK’nun 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşürülmesinde zorunluluk bulunması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. madde hükümleri karşısında; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’a yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/3. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanıkların sorgularının yapıldığı tarihten, sanık ... yönünden ise aynı yasanın 102/3 ve 104/2. maddelerindeki dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/3, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 2-Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; 1412 sayılı CMUK’nun 163/2. maddesinde (5271 sayılı CMK’nun 170) “İddianamede sanığın açık kimliği, isnat olunan suçun neden ibaret olduğu, suçun kanuni unsurlarıyla uygulanması gereken kanun maddeleri, deliller ve duruşmanın yapılacağı mahkeme gösterilir.”, 150. maddesinde (5271 sayılı CMK’nun 225). “Tahkikat ve hüküm yalnız iddianamede beyan olunan suça ve zan altına alınan şahıslara hasredilir”, 257. maddesinde ise (5271 sayılı CMK’nun 225) “Hükmün mevzuu, duruşmanın sonucuna göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir. Fiili takdirde mahkeme, iddia ve müdafaalarla bağlı değildir.” hükümleri yer almaktadır. Bu hükümlerde belirtildiği gibi, hükmün konusu iddianamede gösterilen fiildir. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır. Bu bakımdan iddianamenin ayrıntılı olması, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; sorgusundan önce iddianame okunduğunda üzerine atılı suçun ne olduğunu anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. Yüklenen suç açık ve net olarak belirlenmeli, savunma hakkı kısıtlanmamalıdır. İncelenen dosyada, Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 22.11.2002, 19.02.2004 gün ve 2002/828 sayılı ek iddianamesinde sanık ...’ın ismi sanıklar arasında gösterilmişse de tavsifin yapıldığı bölümde sanığa yüklenen suçun unsurlarını oluşturan eylemlerinin ne olduğuna ilişkin hiçbir açıklamaya yer verilmemiştir. İddianamede şüphelinin ve suçun adı ile uygulanması istenilen kanun maddelerinin yazılması yeterli olmayıp, olayın ve eylemin/eylemlerin suçun kanuni unsurlarını da içerecek biçimde açıklanması gerekir. Bu itibarla mevcut iddianın suç ve iddia tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 163. maddesine uygun bulunduğundan söz etmeye olanak yoktur. İddianamede sanığa yüklenen suç anlatılmayarak savunma hakkı kısıtlandığı gibi aynı Kanunun 150 ve 257. maddelerine aykırı olarak hükmün konusu olan olay da belirtilmemiştir. Bu nedenlerle, iddia tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 163/2. maddesine aykırı biçimde düzenlenmiş iddianamedeki, sanığa yüklenen suçun kanuni unsurlarını da içerecek biçimde açıklattırılması sağlanmadan ve buna göre sanığın savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.