Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/22272 E. 2013/13655 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/22272
- Karar No
- 2013/13655
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık Ve Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanık ...: 765 sayılı Yasanın 504/7, 80. maddelerine göre 2 yıl 4 ay hapis ve 18307 YTL APC ile cezalandırılmasına. 1) Katılan idare vekilinin, sanık... hakkındaki tefrik kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık... hakkındaki kamu davasının tefrikine dair kararın nihai karar niteliğinde olmadığı ve temyiz yeteneği bulunmadığı cihetle katılan idare vekilinin adı geçen sanığa yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 2) Katılan idare vekili ve sanıklar müdafilerinin, sanıklar ... ve ... hakkında "dolandırıcılığa teşebbüs, dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık" suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık” suçlarının yasada gerektirdiği cezalarının türü ve üst sınırları itibariyle tabi olduğu, suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 06.01.2005- 01.04.2005 ve 02.05.2005 suç tarihlerinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan idare vekilinin ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 3) Katılan idare vekilinin ve sanıklar müdafilerinin, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince; a) Suç tarihinde, Kdz. Ereğli Devlet Hastanesinde doktor olarak görev yapan sanık ...'ın içerik olarak sahte reçeteler düzenlediği ve bu reçetelerin Şifa Eczanesi sahibi sanık ... tarafından katılan kuruma fatura edildiğinin iddia olunması karşısında, memur olan ve Sağlık Bakanlığına bağlı olarak çalışan sanık ... hakkında 4483 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca soruşturma izni alınması gerektiği gözetilmeden, genel hükümlere göre açılan davaya devam olunarak yazılı şekilde hüküm kurulması, b) Olay tarihinde Alaplı Devlet Hastanesinde ve Mollabey Sağlık Ocağında doktor olarak görev yapan sanıklar ... ve ...'ın soruşturma raporunda belirtilen ..... isimli hastaları muayene etmeden bu kişiler adına sahte reçeteler düzenledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, teftiş kurulu raporunda adı geçen ve müfettiş, kolluk makamları ve Cumhuriyet savcısı tarafından beyanları alınan ancak kovuşturma aşamasında dinlenmeyen .....ile hemşire.....’ın da tanık sıfatıyla dinlenerek olay hakkındaki bilgilerine başvurulması ve adlarına sahte reçete düzenlendiği iddia olunan şahısların her bir reçetede adı geçen doktora muayene olup olmadıklarının ve reçetelerin muhteviyatındaki ilaçları eczaneden eksiksiz olarak alıp almadıklarının, reçetelerdeki imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, tanıklar ..., ... ve ...'nın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmeye çalışılması, suça konu reçetelerde ilaçları teslim alan bölümündeki imzaların kimin eli ürünü olduğunun tespiti bakımından tanık olarak dinlenilen tüm kişiler ile birlikte diğer ilgililerin imza ve yazı örnekleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, suça konu reçetelerin hastalar muayene edilmeden hastalıklarıyla ilgisi bulunmadan düzenlenip düzenlenmediğinin, fazladan yazılan ilaç bulunup bulunmadığının, reçeteye konu ilaçların konulan teşhislerle uyumlu olup olmadığının belirlenmesi bakımından var ise anılan hastalarla ilgili laboratuvar kayıtları ile yapılmışsa tüm tahlil ve tetkik evrakları ve sağlık raporları getirtilip üniversitelerin reçetelere konu hastalıklarla ilgili uzman hekimlerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna veya Adli Tıp Kurumuna dosya ve ekleri tevdi edilerek ayrıntılı bilirkişi raporu alınıp toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre, sanıklar ... ve ...'ın eylemlerinin sabit olması halinde "memurun resmi belgede sahteciliği" suçunu oluşturup oluşturmayacağı ve sanık ...'in de memur olan sanıklar ... ve ...'ın eylemlerine iştiraki nedeniyle eylemlerinin "memurun resmi belgede sahteciliği" kapsamında kalıp kalmadığı da tartışılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik soruşturmaya dayanılarak yazılı şekilde sanık ... hakkında "memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği" suçundan mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında ise beraat hükümleri tesis edilmesi, Yasaya aykırı, katılan idare vekili ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 25.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi