Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/4037 E. 2010/9675 K. – Otomatik Bir
Konu: Otomatik Bir Sistemi Kullanarak Hukuki Yarar Sağlamak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/4037
- Karar No
- 2010/9675
- Karar Tarihi
- Konu
- Otomatik Bir Sistemi Kullanarak Hukuki Yarar Sağlamak
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Otomatik bir sistemi kullanarak hukuki yarar sağlamak HÜKÜM : .... 765 sayılı TCK.nun 525/b-2, 61, 72, 40.maddeleri ve 647 sayılı K.nun 4.ve 6.maddeleri gereğince 1.502.434 TL adli para cezası ve erteleme ...: 765 sayılı TCK.nun 525/b-2, 61, 81/2, 40.maddeleri gereğince 4 ay 20 gün hapis ve 134.859 TL adli para cezası ...: 765 sayılı TCK.nun 525/b-2, 61, 72, 40 maddeleri ve 647 sayılı K.nun 4.maddesi gereğince 1.502,434 TL adli para cezası Ceza Yargılamasına ilişkin hükümler yürürlüğe girdiği tarihten sonra uygulanacağından, kararın verildiği 07.10.2004 tarihinde yasa yolları, süresi ve şeklinin ilgililere bildirileceğine dair yasal hüküm bulunmadığından, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Yasanın 34/2 ve 232.maddelerinin önceki işlemlere uygulanması yönünde bozma kararı verilemeyceği gibi uygulanması da mümkün olmadığından tebliğnamedeki, sanık ...’ün temyiz isteminin süresinde bulunduğuna ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir. I-Sanık ...’ün Tebligat Kanunu’na uygun olarak 28.10.2004 tarihinde tebliğ olunan hükmü 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen yasal süre geçtikten sonra, 29.12.2005 havale tarihli dilekçeyle temyiz ettiği anlaşılmakla; sanık ...’ün vaki temyiz isteminin aynı yasanın 317.maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE, II-Sanıklar ... ve ...’nın temyiz itirazlarına gelince; 7201 sayılı Tebligat Kanununun “Kazai Tebligat” faslının, “Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti” konu başlıklı 35. maddesi uyarınca, adli mercilerce tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir. Birinci ihtimal; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan Yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve tebligat yapılan bu kişinin, yeni adresini adli mercie bildirmemesi, ikinci ihtimal ise; daha önce adli mercilerce usulüne uygun tebligat yapılmamış olsa bile, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi uyarınca, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkârlar sicillerine verilen en son adreslere de tebligat yapılabilmesi durumudur. Sanığa daha önceki adresinde, adli mercilerce yöntemine uygun şekilde tebligat yapılmamış olması, sanığın sorgusu sırasında bildirdiği adresin, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35/son maddesi kapsamında değerlendirilebilecek adreslerden olmaması, ayrıca bu adresin, anılan Yasa maddesinde belirtilen adreslerden olduğuna ilişkin bir tespitin de bulunmaması nedeniyle aynı Yasanın 35. maddesi uyarınca adı geçen sanığa gerekçeli kararın doğrudan 35. madde uyarınca tebliğ geçersiz olup yokluğunda verilen hükmün, aynı sanığa tebliğ olunduğuna dair dosyada başkaca belgeye de rastlanmaması nedeniyle sanık ...’in, 29.06.2006 havale tarihli vaki temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Sanıkların önceden hazırladıkları tertibatla şikayetçinin bankamatik kartının ATM makinesine sıkışmasını sağlayıp, şikayetçiden yardım etme bahanesi ile bankamatik kartının şifresini öğrenerek, şikayetçinin ATM makinesinden ayrılmasını müteakip, hileli davranışlarla elde ettikleri bankamatik kartları ve şifresi ile para çekmek isterken yakalandıklarının iddia ve kabul olunması karşısında; eylemlerinin suç tarihlerinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 504/3. maddesinde öngörülen “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirilmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanıklar ... ve ...’nın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık” suçlarının yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sanıklar hakkında kesici son işlem olan mahkümiyet hükmünün kurulduğu 07.10.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiğinden ve CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak bu hususta karar verilmesi mümkün bulunduğundan sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 22.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.