Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/16330 E. 2010/2704 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/16330
Karar No
2010/2704
Karar Tarihi

Resmî belgede sahtecilik, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/02/2009 tarihli ve 2009/15724 soruşturma, 2009/7462 esas, 2009/538 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/03/2009 tarihli ve 2009/39 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/03/2009 tarihli ve 2009/57-56 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince, suç tarihinin 07/01/2002 olduğu, şüphelilere yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçunun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 504. maddesinde tanımlanan suçu oluşturup, iddianame tarihi itibarıyla 5 senelik zamanaşımı süresinin dolması, resmî belgede sahtecilik suçunun Asliye Ceza Mahkemesinin görevine girmesi iddianamenin iadesi sebepleri olarak gösterilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, bunlar arasında söz konusu iade sebeplerinin bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu, suç tarihinin 07/01/2002 olduğu somut olayda lehe kanun değerlendirmesinin yargılama sonucu yapılması gerektiği, şüphelilerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun hükümleri uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış bulunması karşısında, öncelikle zamanaşımının da anılan Kanuna göre belirlenmesi gerektiği gözetildiğinde, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 16.06.2009 gün ve 2009/6612/32811 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 30.06.2009 gün ve KYB.2009161036 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.02.2009 gün ve 2009/15724 soruşturma, 2009/7462 esas, 2009/538 sayılı iddianamenin iadesine dair Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2009 gün ve 2009/39 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2009 gün ve 2009/57-56 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 12.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/16330, K. 2010/2704, T. 12.03.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2009-16330-e-2010-2704-k-690a31ad84b8