Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2008/11419 E. 2010/298 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/11419
- Karar No
- 2010/298
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Lehe olduğu değerlendirilerek 765 sayılı TCK'nın 503/1,59/2,81/2-3,72,647/4.mad.uyarınca 1.839 YTL APC ile cezalandırılmasına. Sanığın aynı suç nevinden verilen ve 4616 S.Y, kapsamı dışında kalan Erzurum 2.Asliye ceza Mahkemesinin 2001/132-428 sayılı erteli cezanın TCK'nın 95/2.maddesi uyarınca aynen yerine getirilmesine. Suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK. nun 231. maddesinin uygulama olanağı bulunmayan sanık hakkında, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak: 1- Sanığın eşi olan ...'un 09.12.2002 havale tarihli dilekçesi ve ekindeki aynı tarihli posta alındı makbuzu ile şikayetçiye 35.00 TL'yi göndermek suretiyle suça konu zararı karşıladığını bildirmesi karşısında; şikayetçi duruşmaya celp olunarak zararının kovuşturma aşamasında giderilip giderilmediği hususu araştırılıp , giderildiğinin tespiti halinde sanık hakkında 5237 Sayılı TCK.nun 168/2.maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekeceği gözönünde bulundurulmak suretiyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3.maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK. ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunun ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılarak lehe olan hükmün belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması, 2- Kabul ve uygulamaya göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.01.2009 gün ve 219/6 sayılı kararında da açıklandığı üzere; 765 sayılı Yasanın 95/2. maddesi uyarınca verilen aynen infaz kararı, hükmün bir parçası olmayıp dolaylı bir sonucu olması, aynen infaza ikinci hükmü tesis eden mahkemece karar verilebileceği gibi, erteli mahkûmiyete karar veren mahkemece de ikinci hükmün kesinleşmesi üzerine yapılan ihbar sonucu karar verilebileceği, önceki erteli mahkûmiyetler yönünden de 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 7 ve 5252 sayılı Yasanın 9. maddeleri ile 5728 sayılı yasayla değişik CMK’nun 231. maddesi uyarınca uyarlama kararı verilmesi zorunluluğunun bulunması karşısında, uyarlanmayan hükümler yönünden aynen infaz kararı verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde sanık hakkında uyarlanmayan önceki kesinleşmiş ağır para cezasının 765 sayılı Yasanın 95/2. maddesi uyarınca aynen infazına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.