Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15375 E. 2025/7160 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/15375
Karar No
2025/7160
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/748 E., 2024/982 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çınar 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2014/220 E., 2017/134 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2000 yılı Nisan-Mayıs aylarında davalının yanında işe girdiğini ve 01.03.2011 tarihinde nedensiz olarak işten çıkarıldığını, davalının çiftliği olan ... çiftliğinde yaklaşık olarak 10 yıl 9 ay çalıştığını, iş yerinde hemen tüm işçiler için maaşların asgari ücretten düzenlendiğini, davacının elden ödenen ücretinin işten ayrıldığı yıl olan 2011 Mart ayı itibariyle yıllık olarak eşiyle birlikte toplam 9.400,00 TL olduğunu, müvekkilinin davalı iş yerinde 10 yıl 9 ay boyunca eksiksiz olarak yemek, temizlik, evin bakım ve onarımı, ekmek yapımı, tandır, peynir yapımı, getir götür ve her türlü angarya işleri, bütün şoförlerin çamaşırlarının yıkanması, davalının 6000 dönüm arazinin ve çiflikteki evinin bakım ve gözetiminin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, bu nedenlerle müvekkili ...'un Mayıs 2000 tarihinden 01/03/2011 tarihine kadar geçen süre içinde davalı ... yanında sigortasız olarak çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 2000 yılı Mayıs ayı olarak tespiti ile sigorta hizmetlerinden faydalandırılmasına karar verilmesini, bu süreler içinde yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına, davacının bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, yanında işçi olarak çalışmadığını, dava dilekçesinde belirttiği işlerin hiçbirini yapmadığını, zamanaşımı definde bulunduğunu belirterek hukuki dayanaktan yoksun olarak aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, davacının davaya konu iş yerinde çalıştığına ilişkin herhangi bir kayda ve belgeye rastlanılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2017 tarih, 2014/220 E. ve 2017/134 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2017 tarihli kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2019 tarih ve 2017/1816 E., 2019/562 K. sayılı kararı ile istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ...'e ait çiftlik iş yerinde 31.05.2000-31.07.2008 ve 24.11.2008-01.03.2011 tarihleri arasında aralıksız olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından hizmet akdi ile çalıştığının tespitine fazla istemin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.06.2020 tarih, 2020/2185 E. ve 2020/3505 K. sayılı kararı ile "Somut olayda dinlenen tanık beyanlarının davacının iddiasını tam karşılamadığı, davacının eşi ... ’un davalıya ait arazi üzerinde yarıcılık yapıp yapmadığı ve davacı ile davalı arasında işveren işçi ilişkisinin mevcut olduğuna dair bir tespitin dosya kapsamından yapılamadığı anlaşılmakla; yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında davanın somutlaştırılması yükümlülüğü çerçevesinde Mahkemece öncelikle davacının 2000 yılı Mayıs-01.03.2011 arasında davalı işverene ait iş yerlerinde ara vermeden ve tam gün süreyle çalıştığı iddiası karşısında davacıya tam olarak talebi açıklattırılmalı, davalı tarafça öne sürülen iddialar dikkate alınarak dava konusu sürede çalışmaya ara verip vermediği, çalışırken kimden emir ve talimat aldığı, çalışma şeklinin nasıl olduğu, dava konusu dönemde nerelerde ikamet ettiği, 6000 dönümlük arazininin ne kadarının kim veya kimler tarafından nasıl kullanıldığı, arazide başkalarının çalışıp çalışmadığı, kimler olduğu, ne tür işlerin davacı tarafından yapıldığı, elde edilen ürünlerin kim tarafından kimlere satıldığı, araziye sıkça kimlerin gelip gittiği, eşi ... ’un başka yerlerde yarıcılık veya başka bir işle uğraşıp uğraşmadığı hususlarında etraflıca araştırılmak üzere beyanı alınarak ve eksik hususlar davacıya açıklattırılarak dava konusu somutlaştırılmalıdır. Bunlarla birlikte; Mahkemece resen araştırma ilkesi gereğince iş yerinin faaliyet alanı, iş yerinin kapasitesi araştırılmalı, ikametgah bilgileri dosyaya celpedilmeli, araziye komşu arazi ve konut sahipleri tespit edilip tek tek dinlenilmeli, ayrıca elde edilen ürünleri satın alan kişi veya tüccarlar tespit edilip özellikle satışı yapan kişinin kim olduğu sorularak konu ile ilgili bilgi ve görgülerine başvurulmalı, tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, davacının eşi ... ile davalı arasındaki ilişki tespit edilmeli, davalıya ait çiftlikte çalıştığı iddiasında bulunan davacının, eşi ... hakkındaki hizmet tespit davası incelenerek çalışmanın eşe yardım niteliğinde olup olmadığı irdelenmeli, bu dönemde sigortalı çalıştırılmamasının gerçeğe uygun olup olmadığı araştırılmak suretiyle uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde şu hususlara yer verilmiştir: "Davacının talimat mahkemesince alınan beyanında, davacının eşi ... ile 1991 yılında evlendiğini 1999 yılında davalıya ait ... Çiftlinde çalışmaya başladığını, davacının davalı iş yerinde işçilere yemek yaptığını, kıyafetlerini yıkadığını, bu dönemde başka bir yerde çalışmadığını, ücretinin eşi ile birlikte verildiğini, ayrıca bir ücreti olmadığını, çiftlikte sürekli kaldıklarını, tarla işi olduğundan sürekli çalıştıklarını, belirli bir çalışma süreleri olmadığını, tüm işleri davalı adına yaptıklarını, kendileri adına çalışmadıklarını beyan ettiği tespit edilmiştir. Davacının beyanından Çınar İlçesindeki ... Çiftliğinde çalışma iddiası bulunduğu anlaşıldığından kolluk marifetiyle iş yerinde araştırma yapılarak dava konusu uyuşmazlığa ilişkin bilgi sahibi kişilerce görüşüldüğü, ... Çiftliğinde yapılan 04.01.2021 tarihli kolluk araştırmasında söz konusu çiftliğin davalı ve oğlu ... tarafından işletildiği, davacının davalıya ait çiftlikte eşi ... ile birlikte 1998-01.03.2011 tarihleri arasında kaldığı, işçi olarak çalışmadığı, eş ... ile birlikte yaşadığı evin işlerini gördüğü, davacının eşi ve çocukları ile kendilerine tahsis edilen çiftlik evinde kaldığı, 6000 dönümlük arazinin tamamının davalıya ait olduğu ve ekim dikim işinin ortakçılık yapan ... ve davacının eşi ... tarafından yapıldığı belirtilmiş, kolluk tutanağında komşu iş yeri çalışanları ve komşu tarla sahiplerinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Bozma ilamında belirtildiği üzere yapılan yazışmalardan; Diyarbakır Toprak Mahsulleri Ofisi yazı cevabından davacı ve davalı adına hububat teslim kaydı bulunmadığı, Çınar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yazı cevabından davacı ve davalının ÇKS kaydı bulunmadığı, hayvan ve arı kaydı bulunmadığı, destekleme ödemesi yapılmadığı belirmiş, Sur Ziraat Odası yazı cevabından davacı ve davalı adına, zirai ekipman, büyükbaş, küçükbaş hayvan, pamuk ve hububat biçerdöveri kaydı bulunmadığı, tespit edilmiştir. Somut olayda, dava konusu uyuşmazlığın 2000 Mayıs- 01.03.2011 tarihleri arasına ilişkin olduğu, davacının hizmet cetvelinin tetkikinde davalıya ait ya da başka bir işveren nezdinde hiç bir sigortalı çalışmasının bulunmadığı, SGK kayıtlarından davalı işveren adına kayıtlı iş yeri bulunmadığı, diğer bir deyişle dosyada bordro tanığı bulunmadığı anlaşılmakla kolluk marifetiyle tespit edilen kamu tanıkları dosyada dinlenilmiştir. Davacı ve davalı tanıklarının bordrolu tanık olmaması nedeniyle beyanlarına itibar edilmeyerek dosyanın ilk derece mahkemesi tarafından dinlenilen tanık anlatımları ile birlikte değerlendirilmesinde; davacının davalı işverene ait ... Çiftliğinde dava konusu dönemde eşi ve çocukları ile birlikte ikamet ettiği, tanık anlatımlarından davacının ... 'un eşi olarak tanındığı ve iddia edildiği şekilde sürekli olarak tarla işleri, hayvan bakım işi, temizlik ve işçilere yemek yapılması işlerinde çalıştığına dair dosyada yazılı, inandırıcı delil bulunmadığı gibi tanık anlatımlarının da ispata yetersiz olduğu ve davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilebilecek şekilde fiili çalışmasını ispatlayamadığı tespit edilmekle davanın reddine karar verilmiştir. ” VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde tüm tanık beyanlarına yer vererek, bu beyanlarda davacının ve eşinin davalıya ait çiftlikte çalıştığının sabit olduğunu, diğer taraftan davalının 3.000 dönüm arazisi olduğunu, ancak bir tane bile sigortalı işçisinin olmadığını, davacının eşinin kahya olarak davacının da çiftlikte işçilere yemek yaparak ve onların çamaşırlarını yıkayarak kesintisiz şekilde çalıştığını, yaptıkları bütün işleri davalının emir ve talimatı ile yaptıklarını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15375, K. 2025/7160, T. 29.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-15375-e-2025-7160-k-e832d3335498