Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13975 E. 2025/5554 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13975
- Karar No
- 2025/5554
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2784 E., 2024/2393 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/64 E., 2023/377 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketlerin Kuruma olan prim borçları nedeniyle, şirketlerin müdürü ve ortağı olan davacı gerçek kişilerin şahsi gayrimenkullerine haciz uygulandığını, yaşlılık aylıklarından haciz yolu ile kesinti yapıldığını yeni öğrendiklerini, bu durum nazara alındığında, hacizlerin davacılara tebliğ edilmemiş veya usulsuz tebliğ edilmiş olduğunu, müvekkillerine Tebligat Kanunu'na göre yapılan geçerli bir tebligatın söz konusu olmadığını, davacı şirketlerin borçlarından dolayı kendileri ve ortakları davacı şahıslar yönünden zamanaşımı nedeniyle takiplerin iptali gerektiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 106. maddesine göre alacaklının, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebileceğini, aynı Kanun'un 110. maddesine göre de bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haczin kalkacağını, buna göre haczolunan malların yasal süresi içerisinde satışı yapılmadığından hacizlerin kaldırılması gerektiğini beyanla davacı gerçek kişilerin yaşlılık aylıklarına konulan hacizlerin durdurulmasına/iptaline, şirketlerden ve ortaklarından yapılan tahsilatın ve davacı şahısların aylıklarından şimdiye kadar yapılmış olan tüm kesintilerin mevduat hesaplarına uygulanan yasal en yüksek değişken faiziyle birlikte geri ödenmesine (istirdatına), davacıların prim ve idari para cezaları sebebiyle davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacıların davalı Kuruma olan borçlarının zamanaşımına uğradığının tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK'nın 119. maddesi gereğince talep sonucunun açık olması hususuna riayet edilmeyerek hangi ödeme emirlerinin ve bunların toplam ne kadarlık kısmının iptalinin talep edildiğinin açıklanmadığını, davanın istirdat davası olması nedeniyle bu davalarda hak düşürücü sürenin 1 yıl olduğunu, buna göre davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından süre yönünden reddi gerektiğini, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88/20. maddesi gereğince limited şirket müdürlerinin görev yaptıkları süre içerisinde tahakkuk eden şirket borçlarının tamamından Kuruma karşı şirket tüzel kişiliği ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, hacizlerin davacılara tebliğ edilmemiş veya usulsüz tebliğ edilmiş olduğu iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacı ... adına 2010 yılında muhtelif tarihlerde düzenlenen ödeme emirlerinin bizzat kendisi ya da davacı ... tarafından tebliğ alındığını, davacı ...'in her iki şirketin borcunu 6111 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığını, yine şahsın icraya intikal eden borçları için 26.01.2017 tarihinde adına ilanen tebligat yapıldığını, dolayısıyla 6183 sayılı Kanun'un 103. maddesi gereğince zamanaşımını kesen haller mevcut olduğundan Kurum işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu beyanla; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkememizin 2019/109 Esas sırasına tevzi edilen asıl davada; 1-Davacılar ..., ... ve ... İnş. Taah. Makine Güvenlik Temizlik Hizmetleri ve Ürünleri Gıda Maddeleri Tabldot Orman Tarım Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile Antalya Muratpaşa Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 1129387 sicil numaralı dosyasında işlem gören işyerinin Kuruma olan borçlarının tahsili amacıyla 2010/55687, 2010/55688 ve 2010/55689 numaralı dosyalarında başlatılan icra takiplerine konu Kurum alacaklarının zamanaşımına uğradığının ve söz konusu alacaklar sebebiyle davacıların Kuruma borçlu olmadıklarının tespitine, söz konusu icra takipleri kapsamında davacı şirketin banka hesaplarına konulan e-mevduat haczi ile davacı ...'nün maliki olduğu Denizli ili, Pamukkale ilçesi, ... Köyü 192 Ada 15 ve 16 parseller ile Kuşpınar Mahallesi 77 Ada 27 Parsel 7 numaralı bağımsız bölüm ve davacı ...'nün maliki olduğu Denizli ili, Honaz ilçesi, ... köyü 359 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına, icra takipleri kapsamında davacılardan yapılan tahsilatın iadesine, davacıların diğer taleplerinin reddine, 2-Davacı ... İnşaat Güvenlik ve Sosyal Hizmetler San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine,” Mahkememizin 2020/289 Esas sırasına tevzi edilen birleşen davada; 1-Derdestlik sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, Mahkememizin 2020/290 Esas sırasına tevzi edilen birleşen davada; 1-Derdestlik sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,” karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir: "Asıl dava, emekli maaşlarına konulan hacizlerin durdurulması/iptali, tahsilatın ve emekli maaşı kesintilerinin istirdadı, Kuruma borçlu olmadığının tespiti ve alacakların zamanaşımına uğradığının tespiti ile iptali; birleşen davalar ise kamu alacaklarının öncelikle hak edişlerden ve teminat mektubundan mahsubu gerekliliğine uyulmamasından kaynaklanan zararların tespiti, tahsilatın ve emekli maaşlarından yapılan kesintilerin istirdadı, icra işlemlerinin iptali, Kurumun verdiği zararların tespiti ile faizi ile birlikte tahsili ve hacizlerin kaldırılması taleplerine ilişkindir. Davacılar ...'nün ve davacı ... İnş. ... Ltd. Şti.'ye tebliğe çıkarılan ödeme emirlerinin bila tebliğ iadesi üzerine, ödeme emirleri ilan yoluyla tebliğ edilmiştir. Ancak davalı Kurumca adı geçen davacılara ödeme emirlerinin kanunda öngörülen usullere uygun şekilde hareket edilmemiştir. Davacı ...'ye tebliğe çıkarılan ödeme emirleri, davacının daimi çalışanı evrak memuru olduğu belirtilen kişinin imzasına tebliğ edilmiş ise de kendisine tebligat yapılacak kimsenin adreste bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirken, ilgili tebliğ mazbatası, davacının adreste bulunup bulunmadığının tespitine yönelik araştırma yapıldığına dair bir bilgi içermemektedir. Şu halde, 6183 sayılı Kanun'un delaletiyle burada uygulanması gereken 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca, ödeme emirlerinin tebliği işlemleri usulüne aykırıdır. Hal böyle olmakla, davacılara usulüne uygun şekilde ödeme emirleri tebliğ edilmediğinden davacılar yönünden 6183 sayılı Kanun'un 58/1. fıkrasında öngörülen hak düşürücü süre işlemeye başlamamıştır. Buradan hareketle, davacıların icra takiplerine konu kamu alacaklarına karşı zamanaşımı itirazı sebebiyle öncelikle, alacaklar yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmek gerekmiştir. Bu bağlamda, kamu alacaklarının tahakkuk ve tediye tarihlerinde yürürlükte bulunan düzenlemelere göre, 2007/07, 09 ayları arasına ait prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi alacakları yönünden, 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinde 24.06.2004 tarihli ve 5198 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda getirilen düzenleme delaletiyle mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. ve 128. maddeleri gereğince, alacakların muaccel olduğu tarihler olan alacakların ait olduğu ayı takip eden ayın sonundan itibaren işlemeye başlayan 10 yıllık zamanaşımı süresi sona ermiş bulunmaktadır. Hal böyle iken, davacılara usulüne uygun şekilde ödeme emirleri tebliğ edilmemiş olmakla, icra takipleri usulünce kesinleştirilmeksizin yapılan haciz işlemleri usulsüz olduğundan, haciz işlemlerinin de zamanaşımını kestiğinden söz edilemez. Şu halde, davacılar adına düzenlenen ödeme emirlerinde yazılı bulunan kamu alacakları yönünden zamanaşımı gerçekleşmiştir. İcra takipleri kapsamında davacı ... İnş. ... Ltd. Şti.'nin kayden maliki olduğu araçlara ve banka hesabına haciz konulduğu, davacılar ... ve ...'nün kayden maliki oldukları taşınmazlara haciz konulduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacıların emekli maaşlarına haciz konulması söz konusu değildir. Öte yandan, icra takiplerinin açılış tarihinden sonra yapılan herhangi bir tahsilat bulunmamakta ise de Kurumun emanet hesaplarda bekletilen 25.09.2017 tarihli ve 4.500,00-TL miktarlı davacıların alacağının, takiplerin açılış tarihinde 2010/55688 numaralı icra takibine konu alacağın 3.445,26-TL'lik kısmından, 2010/55687 numaralı icra takibine konu alacağın 21,00-TL'lik kısmından, 2010/55689 numaralı icra takibine konu alacağın 1.524,28-TL'lik kısmından mahsup edilmiştir. Bu sebeplerle, asıl davada, adı geçen davacıların araçları, banka hesapları ve taşınmazlarına konulan hacizlerin kaldırılmasına, emekli maaşlarına konulan hacizlerin durdurulması/iptali ve emekli maaşından yapılan kesintilerin istirdadı taleplerinin ise reddine karar vermek gerekmiştir. "
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili özetle, davacı tarafından harcın eksik yatırıldığını, davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, (Ödeme emrinin iptaline ilişkin yasal süresi içerisinde dava açılmamış olduğundan iş bu davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacıların davası istirdat davası olup iş bu davalarda hak düşürücü sürenin 1 yıl olduğunu, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmamış olduğundan da davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini), davacıların HMK'nın 119. maddesi gereğince talep sonucunun açık olmadığını, hangi ödeme emirlerinin iptalinin istendiği ve toplam ne kadarlık kısmının iptalinin talep edildiğinin açıklanmadığını; ... adına muhtelif tarihlerde düzenlenen ödeme emirlerinin bizzat kendisi ya da ... tarafından tebliğ alındığını, ...'nün her iki şirketin borcunu 6111 ve 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılandırdığını, dolayısıyla 6183 sayılı Kanun'un 103. maddesi gereğince zamanaşımını kesen haller mevcut olduğundan müvekkili Kurumun işlemlerinin hukuka ve mevzuata uygun olup, iptalini gerektirecek bir husus bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haczin kaldırılması, menfi tespit, istirdat ve icra işlemlerinin iptali istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 . maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.