Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/11396 E. 2025/1562 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11396
- Karar No
- 2025/1562
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/646 E., 2024/928 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/49 E., 2023/505 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde; Koruculuk sisteminin hayata geçirilmesi sonucunda Bitlis ili Hizan ilçesi Meydan köyünde koruculuk yaptığını, Bitlis/Hizan/Sağınlı Karakolu bünyesinde 22 yıl koruculuk yaptığını ve korucu olduğu zaman diliminde tarafına korucu kimlik belgesi de verildiğini, kendisi ve diğer korucu arkadaşların günlük Sağınlı Karakoluna giderek görev yerlerinin kendilerine komutanları tarafından söylenerek görev yerlerine gittiklerini, görev yaptığı 2016 yılında bir yanlış anlaşılmadan dolayı terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı iddiası ile görevine son verilmiş ise de iftira atılarak haksız yere görevine son verildiğini belirterek, 1994 - 2016 yılları arasında geçen çalışmalarının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1- Davalı ... cevap dilekçesinde; açılan davanın usule ve yasaya aykırı olduğunu, davanın yetki, iş bölümü gibi ilk itirazlar ve husumet, yargı yolu ile hak düşürücü süre ve zamanaşımı def'i yönünden incelenerek reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın hak düşürücü süre geçtiğinden reddi gerektiğini, dosya kapsamında var olan bütün bilgi belgeler somut bir şekilde bir bütün halinde incelendiğinde; Bitlis il Olağanüstü Hal Bürosunun 20.01.2017 tarihli kararıyla OHAL kapsamında, davacı şahıs hakkında yapılan araştırmada PKK/KCK Terör Örgütü ile bağlantısının bulunduğu gerekçesiyle görevinden ihraç edilmesine karar verildiğini, Bitlis Valiliğinin 25.01.2017 tarihli göreve son verilme onayı ile görevinden uzaklaştırıldığını ve ilişiğinin kesildiğini, ayrıca 678 sayılı KHK'nın a ve b bendleri kapsamında zorunlu ve isteğe bağlı emeklilik hakkı kazanmış güvenlik korucusunun OHAL kapsamında, hakkı bulunan ihraç kararı nedeniyle emeklilik işlemlerinin durdurularak 678 sayılı KHK'nın a ve b bendleri kapsamı dışında bırakılması için Hizan Kaymakamlığının talebi ve Bitlis Valiliğinin 25.01.2017 tarihli onayının alındığını, herhangi bir şekilde müvekkil İdarenin doğrudan veya dolaylı olarak kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yersiz ve mesnetsiz olduğunu, davacının şahıs iddialarına esas olabilecek her hangi bir somut delil gösteremediğini beyanla davanın reddini istemiştir. 2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının davasını yetkisiz mahkemede açtığını, davacının hizmet tespiti davasının hak düşürücü süreye uğradığını, somut olayda, davacının hizmetinin geçtiğini söylediği 1994-2016 tarihi olup iddiasına göre hizmetin geçtiği yılın sonu Aralık 2016 tarihinde sona ermekle işten çıkış yılının sonu 31.12.2016 tarihi olduğunu, davanın ise 2022 tarihinde açıldığını, davacı adına dava konusu döneme ilişkin olarak Kuruma verilen işe giriş bildirgesi de mevcut olmadığını, hal böyle olunca maddede öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının şahsi sicil dosyası ve Kurum kayıtlarında yapılan incelemede 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (a) maddesi kapsamında dava konusu 1994-2016 tarihleri arası dönemde diğer davalı yanında herhangi bir çalışmasının olmadığını, Kurum kayıtlarına intikal etmeyen çalışmaların yazılı belge ile ispat zorunluluğunun yerleşmiş Yargıtay kararları gereği olduğunu, hizmet tespitine yönelik bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı incelendiğinde davacının görevinin 25.01.2017 tarihinde sona erdiği, 5510 sayılı Kanun'un ek 15. maddesinin 29.04.2017 tarihinden önce görevi sona erenler hakkında uygulanmayacağı belirtildiği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının zorunlu sigortalılık kapsamında olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve içtihatlara aykırılık teşkil ettiğini, davacının, somut bir gerekçe dahi sunulmadan görevinden ihraç edildiğini, 22 yıl boyunca vatanına bağlılıktan taviz vermeden çalıştığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 1994-2016 yılları arasında Köy Korucusu olarak geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmakta ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunlu bulunmaktadır. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakka ilişkin davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine ait bulunmakta ve buna aktif husumet denilmektedir. Sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi de o hakka uymakla yükümlü olan kimse olup, bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hak sahibi ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun belirlenmesi, bunun neticesinde, dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler, o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, Mahkemece dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerekmektedir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğinde olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116. maddesinde (HUMK. 187 m.) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, taraflarca ileri sürülmese dahi, gerek, mahkemece, gerekse, Yargıtay'ca tarafların bu yönde bir savunmalarının olup olmadığına bakılmaksızın, kendiliğinden nazara alınır. Anayasa m.123/3'e göre kamu tüzel kişilikleri ancak kanun ya da kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulurlar. Bakanlıklar, Devlet kamu tüzel kişiliğinin bir davada taraf ehliyetine sahip organlarıdırlar. Bunun dışında bazı genel müdürlüklerin, il özel idarelerinin, köylerin, belediyelerin ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı müesseselerin de tüzel kişilikleri vardır. Dosya kapsamına göre davalı konumunda bulunan ... ve Hizan İlçe Jandarma Komutanlığının tüzel kişiliği bulunmadığından, bu yönüyle, husumetin İçişleri Bakanlığına ait olduğu gözetilerek her iki davalı yönünden husumetin İçişleri Bakanlığına yöneltilmesi gerekirken ... ve Hizan İlçe Jandarma Komutanlığının temsili ile yargılama yapılıp hüküm kurulması hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.