Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/7719 E. 2023/9339 K.
Konu: Ödeme Emri İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7719
- Karar No
- 2023/9339
- Karar Tarihi
- Konu
- Ödeme Emri İptali
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2418 E., 2023/1090 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 50. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/425 E., 2021/50 K. Taraflar arasındaki ödeme emri iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın, davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Kurum borçlusu şirket hakkında İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/290 Esas, 2020/750 Karar sayılı kararı ile iflas kararı verildiğini, davacı bakımından iflasın açılması ile oluşan ödeme imkansızlığının da haklı sebep kavramı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, takibe konu 2010/01, 02, 03. dönemine ait prim alacağının zamanaşımına uğradığını belirterek ödeme emirlerinin davacı yönünden iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Mağaza İşletmeleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin, Kuruma olan borçları nedeniyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükmü uyarınca 2019/14216, 2019/14217 ve 2019/14218 numaralı dosyalardan icra takibine geçildiğini, işyerinin 2010/01-2010/03 ve 2016/02-2016/08 dönemlerine ait borçlarla ilgili 2019/14216, 2019/14217 ve 2019/14218 numaralı ödeme emirlerinin şirket yönetim kurulu üyesi davacı ...'a 08.03.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, Kuruma olan borçlardan dolayı, tüzel kişiliğin mal varlığı ile birlikte tüzel kişiliğin yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzey yöneticileri hakkında takip ve tahsil işlemlerinin yapılmasının mümkün olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2-Dava konusu 2019/014216 takip numaralı ödeme emrinin 2016 yılı Şubat dönemi dışındaki dönemlere ilişkin kısım yönünden iptaline, 2016 yılı Şubat dönemi yönünden iptal isteminin reddine, 2016 yılı Şubat ayına ilişkin ödeme emrine Kurum alacağının davacıdan yüzde on zamla tahsil edilmesine, 3-Dava konusu 2019/014217 takip numaralı ödeme emrinin 2016 yılı Şubat dönemi dışındaki dönemlere ilişkin kısım yönünden iptaline, 2016 yılı Şubat dönemi yönünden iptal isteminin reddine, 2016 yılı Şubat ayına ilişkin ödeme emrine Kurum alacağının davacıdan yüzde on zamla tahsil edilmesine, 4-Dava konusu 2019/014218 takip numaralı ödeme emrinin 2016 yılı Şubat dönemi dışındaki dönemlere ilişkin kısım yönünden iptaline, 2016 yılı Şubat dönemi yönünden iptal isteminin reddine, 2016 yılı Şubat ayına ilişkin ödeme emrine Kurum alacağının davacıdan yüzde on zamla tahsil edilmesine," dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya tebliğ edilen 2019/14216 takip numaralı ödeme emrinin 2010/1-2-3, 2016/2-3-4-5-6-7-8. aylar prim borcuna, 2019/14217 takip numaralı ödeme emrinin 2016/2-3-4-5-6-7-8. aylar işsizlik sigortası prim borcuna, 2019/14218 takip numaralı ödeme emrinin 2016/2-3-4-5-6-7-8. aylar damga vergisi borcunu ilişkin olduğu, davanın 6183 sayılı Kanun'un 58. Maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacının dava dışı ... Mağaza İşlt. Tic. San. A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle ödeme emrine konu borçlardan dolayı sorumluluğunun bulunduğu, ancak 2010/1-2-3. aylara ilişkin borçlar bakımından tebliğ tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/414 Esas sayılı dava dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararı ile şirket hakkında 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere tüm icra takiplerinin durdurulmasına karar verildiği, bu durumun yönetim kurulu üyesi olan davacı bakımından haklı sebep niteliğinde bulunduğu, primlerin ödeme süresine ilişkin hükümler de dikkate alındığında davacının 2016/2. aya ilişkin ödeme yükümlülüğünün devam ettiği, 2016/3-4-5-6-7-8. aylar bakımından ise ödeme imkansızlığının olduğu, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarih 2021/119 Esas, 2022/48 Karar sayılı kararı ile haksız çıkma zammını düzenleyen 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinin 5. fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili istinaf yoluna başvuru sebepleri ile aynı gerekçelerle temyiz kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlı, ödeme emri iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. 93. maddeleri ile 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi hükümleridir. D. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödeme emri iptali istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2 .5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun'da belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur." hükmüne düzenlenmiş ise de bu sorumluluk, “haklı sebep olmaksızın” ödememe hali ile sınırlandırılmıştır. Haklı nedenlerin neler olduğu konusunda kanunda bir açıklık bulunmamaktadır. Hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği, her bir davadaki özel koşullar ile hukuki ve maddi olayların özelliklerine göre Mahkemece belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken; diğer kanunlardaki düzenlemelerden yararlanılmalı ve bilhassa sosyal güvenlik ilkeleri göz önünde tutulmalıdır. İflasın ertelenmesi, İcra ve İflas Kanunu'nun 179. maddesinde düzenlenmiş olup “Borca batık durumda olan (aktifi pasifini karşılamayan) bir sermaye şirketi veya kooperatif hakkında, ticaret mahkemesince iflas kararı verilmeyerek önerilen iyileştirme projesi çerçevesinde borca batık durumdan kurtulmalarını sağlayan ve iflaslarını önleyen bir kurum”dur. Anılan Kanun'un 179/b, I maddesi uyarınca, erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler de durur. Bu sonuç kanundan doğduğundan, Mahkemenin kararında ayrıca belirtmesine gerek olmadan ve ilan edilmese dahi gerçekleşir. Bu bağlamda; İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesi uyarınca iflasının ertelenmesine karar verilen ve malvarlığının korunması için gerekli tedbirler alınan şirketten, anılan Kanun'un 179/b maddesindeki “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz...” düzenlemesi uyarınca primler tahsil edilemeyecektir. Söz konusu tahsil imkânsızlığı, yönetim kurulu üyesinin kusurundan değil doğrudan kanundan doğduğundan, yönetim kurulu üyesi yönünden 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesinde yer alan “haklı sebep” kavramı kapsamında kabul edilecektir. Ancak iflasın ertelenmesi hükmünden öncesine ilişkin prim borçları yönünden, borcun ait olduğu ayı takip eden ay sonu itibariyle tahakkuk ve tediye sorumluluğu gerçekleştiğinden, sonradan şirket yönünden verilen iflasın ertelenmesi kararı üst düzey yöneticinin müteselsil sorumluluğunu etkilemeyecek ve haklı neden oluşturmayacaktır. Diğer taraftan iflasın açılması hususu İcra İflas Kanunu 193. maddede düzenlenmiş olup buna göre iflasın açılması ile duracak takipler; 1)İlamlı (m.32) ve ilamsız (m.58 ve devamı) haciz yolu ile takipler. 2)Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip (m.167 ve devamı). 3)Genel iflas (m.155 ve devamı) ve kambiyo senetlerine mahsus iflas (m.167,171 v.d.) yoluyla takip. 4)Teminat gösterilmesine ilişkin takipler. 5)Amme alacaklarının tahsili için 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil dairelerince yapılan takiplerdir (Prf. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, cilt. 3, sahife 2885 ve devamı). O halde tahsil imkansızlığı, iflas ertelemeye göre daha ağır sonuçlar doğuran iflasın açılması durumunda da davacı yönetim kurulu üyesi hakkında “haklı sebep” kavramı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; eldeki davada, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/414 E. sayılı dosyası ile 08.04.2016 tarihinde borçlarından dolayı davacıya takip yapılan şirket hakkında davacı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun'a göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere açılmış veya açılacak tüm icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verildiği anlaşılmakla; iflasın ertelenmesi kararından önce tahakkuk eden 2016/2. ve 3. dönem borçları yönünden davacının sorumlu olduğu görülmüştür. Mahkemece 2016/3. dönem yönünden davacının sorumlu olmadığına ilişkin hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının bir numaralı bendinin silinerek yerine; "1-Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2-Dava konusu 2019/014216 takip numaralı ödeme emrinin 2016 yılı Şubat ve Mart dönemi dışındaki dönemlere ilişkin kısım yönünden iptaline, 2016 yılı Şubat ve Mart dönemi yönünden iptal isteminin reddine, 2016 yılı Şubat ve Mart ayına ilişkin ödeme emrine Kurum alacağının davacıdan yüzde on zamla tahsil edilmesine, 3-Dava konusu 2019/014217 takip numaralı ödeme emrinin 2016 yılı Şubat ve Mart dönemi dışındaki dönemlere ilişkin kısım yönünden iptaline, 2016 yılı Şubat ve Mart dönemi yönünden iptal isteminin reddine, 2016 yılı Şubat ve Mart ayına ilişkin ödeme emrine Kurum alacağının davacıdan yüzde on zamla tahsil edilmesine, 4-Dava konusu 2019/014218 takip numaralı ödeme emrinin 2016 yılı Şubat ve Mart dönemi dışındaki dönemlere ilişkin kısım yönünden iptaline, 2016 yılı Şubat ve Mart dönemi yönünden iptal isteminin reddine, 2016 yılı Şubat ve Mart ayına ilişkin ödeme emrine Kurum alacağının davacıdan yüzde on zamla tahsil edilmesine," ibarelerinin yazılmak suretiyle hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.