Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2295 E. 2023/3165 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2295
- Karar No
- 2023/3165
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1734 E., 2022/2249 K. ... ... KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2012/499 E., 2018/99 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının orman işçisi olduğunu, davalı şirketin Kuşadası Gümüşdağında yaptığı ağaç kesme işinde dayıbaşı olarak 21.09.2007-01.02.2008 tarihleri arasında çalıştığını, davalı şirketin müvekkilinin ücretini ödemediğini, bunun üzerine Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/260 Esas sırasına kayden dava açtıklarını ve halen derdest olduğunu, davalı şirketin ücret ödememesi üzerine orman işletmesinden parasını talep etmeye gittiğinde bildirim yapılmadığını, yaptığı araştırmada sigortalı gösterilmediğini öğrendiğini, bunun üzerine Bölge Çalışma Müdürlüğüne durumu bildirdiğini, bugüne kadar araştırma sonucunu beklediklerini, ancak müvekkiline herhangi bir yanıt ulaşmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin davalı yanında 21.09.2007-01.02.2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; kurum kayıtlarının incelenmesinde 2001200611931 sigorta sicil numaralı ...'in davaya konu dönemin bir bölümüyle çakışan 07.07.2007-30.10.2007 tarihleri arasında ... Kerestecilik San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait 1079834 sicil nolu işyerinde 115 gün ve 31.10.2007 - 10.11.2007 tarihleri arasında yine aynı şirkete ait ... sicil nolu işyerinde 11 gün sigortalı çalışmasının bulunduğunu, diğer davalı işyerinde ise herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, yine kurum kayıtlarının incelenmesinde diğer davalı ... Tarım Ür. San.ve Tic. Ltd. Şti.'ne ait ... sicil nolu işyerinin 21.09.2007 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı ve 20.01.2008 tarihinde yasa kapsamından çıkarıldığının tespit edildiğini, kurum kayıtları resmi ve yazılı belge niteliğinde olup aksini kanıt aynı nitelikte yazılı delillerle olması gerektiğini, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları gereği olduğunu, yazılı deliller karşısında tanık anlatımlarına itibar edilemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın hukuken dayanaksız olduğunu, öncelikle 506 sayılı Kanun uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında yazılı veya sözlü bir iş ilişkisi kurulmadığını, müvekkili şirketin Kuşadası ... mevkiinde yaptığı ağaç kesme işinde çalıştırdığı orman işçilerini liste halinde orman idaresine bildirdiğini, bu listede davacının isminin bulunmadığını, çünkü şirket ile davacı arasında süreklilik arzeden, bağımlı bir iş ilişkisi kurulmadığını, müvekkil şirketin ilgili bölgede yaptırdığı yaptırdığı ağaç kesim işinde işçileri tedarik etmesi amacıyla dayıbaşı olarak bilinen ... ile anlaştığını, bu şahıs işçilerin ücretini ödeyemeyince davacı ...'e dayıbaşılık işini devrettiğini, bu iş karşılığında ...'ın davacı ...'e borçlandığını, çalışanların ücretlerini alamaması nedeniyle dayıbaşını ortadan kaldırarak müvekkili şirketten ücret alacaklarını aldıklarını, davacının çalışanlara ödenmek üzere 15.500,00 TL'yi tahsil etmek üzere Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/260 esas sayılı sırasına kayden alacak davası açtığını, davanın derdest olduğunu, dayıbaşıların ilgili kişilere işçi temin ederek bu işleri nedeniyle komisyoncu durumunda olan kişiler olarak tanımlanmış olduklarını, davacının ücretini orman idaresinden talep etmediğini, orman idaresine sunulan işçi listesinde davacının adının bulunmadığını, davacının taşeron veya dayıbaşı olarak işyeri kaydı bulunmadığını, davacının dayıbaşı olarak dahi alacağı bulunmadığının bilirkişi raporunda belirtildiğini, beyanla açılan davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işyerinin ihale ile ağaç kesme işini aldığı, ağaç kesme işinin ağaçların kesilmesi ve sürütme tabir edilen kesilen ağaçların yükleneceği kamyona kadar götürme işini kapsadığını, kesilen ağaçların nakliyesini kapsamadığı tanık beyanlarından anlaşıldığı gibi davacının 2008/260 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesi ile kendi kabulünde olduğunu, Aydın Orman İşletme Müdürlüğü tarafından düzenlenen 19.12.2007 tarihli süre uzatım raporunda; davalı şirketin dava konusu 129 nolu bölmedeki dikili ağaçları kesme ve sürütme işini 19.11.2007 tarihine kadar bitirdiği, oysa davacının iş bedeli karşılığı 2008/260 Esas sayılı dosyasında açtığı davada 10.12.2007 - 25.01.2008 tarihleri arasında çalıştığını iddia ettiği, davacının 21.09.2007 - 10.11.2007 tarihleri arasında dava dışı bir bir şirkette sigortalılık kaydının bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının hiçbir kuşkuya ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde iddiasını ispat edemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/260 Esas sayılı dosyası ve bu dosyada dinlenen tanık beyanları ile müvekkilinin işin başlamasından bitimine kadar davalı şirkette çalıştığının ispatlandığını, işin niteliği gereğini kişinin aynı anda birden fazla iş yerinde sigortalı görünmesinin yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları gereği mümkün olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Kuşadası 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin, 22.03.2018 tarihli, 2012/499 E, 2018/99 K. sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 21.09.2007-01.02.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmet akdine tabi olarak geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi. 2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 ve 6100 sayılı HMK’un 33 üncü maddeleri uyarınca yargıç tarafların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Yargıç aradaki sözleşmesel ilişkiyi yorumlar, sözleşme türünü ve içeriğini kendisi belirler. Tarafların gerçek ve ortak iradelerini esas alır. Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin iş, vekalet, eser veya ortaklık sözleşmesi olduğunu nitelendirilmesi yargıca aittir. 3-4857 sayılı İş Kanunu'na göre işveren, işçi çalıştıran tüzel veya gerçek kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren denir (Mad. 2/1). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, İşvereni, Çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları olarak tanımlamıştır (Mad.3/ğ). 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre ise “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işverendir(Mad.12/1)”. 4-İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır. İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık söz konusudur. 5-İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. * İşin işverene ait işyerinde görülmesi, * Malzemenin işveren tarafından sağlanması, * İş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, * İşin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, *Bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, *Ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. 6- İşveren olmada ise; * İş sözleşmesini kimin düzenlediği, kimin işe aldığı ve iş sözleşmesini sona erdirdiği, * Ücretin kim tarafından ödendiği, *İş görme ediminin kime karşı yerine getirildiği, kimin işinin yapıldığı, *Çalışma koşullarını kimin belirlediği ve bu anlamda kime bağımlı olarak çalıştığı önemlidir. İşverenin kayden başka bir gerçek ya da tüzel kişi olarak görünmesi, ona işveren sıfatı vermez. Bir işyeri veya işletmenin bağımsız işveren sıfatından sözedilebilmesi için; **Hukuki ve ekonomik açıdan bağımsız olması, bu konuda karar mekanizmasının kendinde bulunması, ** En önemlisi de bağımsız bir organizasyona sahip olması gerekir. 7-Diğer taraftan takım sözleşmesinde, takım klavuzu olarak hareket eden kişi, bir anlamda işveren vekili gibi hareket eder. İşveren konumunda olan bir işverene, kendi hizmeti yanında getirdiği işçilerle birlikte çalışması, onlar adına hareket etmesi, ücretlerini alıp dağıtması, işveren sıfatı kazandırmaz. Bunun tipik örneği 4857 sayılı İş Kanunu’nun 16 ncı maddesi gereğince takım sözleşmesi ile oluşturulan iş sözleşmeleridir. Bu tür sözleşmede “İşçilerden biri, birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle sözleşme yapmaktadır” ve “işe başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek zorundadır.” Takım kılavuzu ile sözleşme yapan kişinin işverenle aradaki ilişkisi iş ilişkisidir. 3. Değerlendirme İnceleme konusu eldeki davada, davacının davalı işveren nezdinde 21.09.2007 - 01.02.2008 tarihleri arasında ağaç kesme işinde dayıbaşı olarak çalışma iddiası hakkında mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının davalı işyerinde çalışıp çalışmadığına yönelik araştırma yeterli değildir. Somut uyuşmazlıkta her ne kadar davacının sözleşmeye dayalı işçilik alacakları için Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış ve dava reddedilmiş ise de; davacının davalı şirketin Orman İşletme Müdürlüğünden 27.08.2007 tarihli ihale sözleşmesi ile üstlendiği iş kapsamında yöresel tabirle dayıbaşı olarak çalışmasının, yukarıda açıklanan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 16 ncı maddesi gereğince takım sözleşmesi kapsamında takım kılavuzu olarak geçtiğinin anlaşıldığı, öte yandan davacının hizmet tespitini istediği dönem içerisinde olmak üzere 07.07.2007 - 30.10.2007 tarihleri arasında ... sicil numaralı, 31.10.2007 - 10.11.2007 tarihleri arasında ise ... sicil numaralı dava dışı ... Kerestecilik Ltd. Şti. tarafından hizmetinin bildirildiği, anılan işyerinde davalı şirketin üstlendiği ihale işi ile aynı işin Orman İşletme Müdürlüğünden üstlenilmiş olduğu hususları da dikkate alındığında Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan alacak davası taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi tespit etmediğinden ve huzurdaki hizmet tespiti davasının kamu düzenine ilişkin olduğu gözetildiğinde mahkeme kararının bağlayıcı niteliği bulunmamaktadır. Buna göre mahkemece yapılacak iş, davacının takım kılavuzu (dayıbaşı) olarak çalıştığına ilişkin hukuki nitelendirme üzerinde durularak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; davacının hizmet tespitini talep ettiği dönem içerisinde dava dışı ... Kerestecilik Ltd. Şti. unvanlı işyerinden bildirilen sigortalılığı da dikkate alınarak tüm dosya kapsamına göre varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...