Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/8635 E. 2013/25213 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/8635
Karar No
2013/25213
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/508-2012/822 Dava, 1995 yılı 12. ayı ile 07.08.2006 tarihleri arası dönemde en son 1.100,00 TL net ücretle hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalıların avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalıların avukatlarının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup dosya içindeki bilgi ve belgeler ile toplanan delillere göre; sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Mahkemenin 01.12.1995-31.03.1996 tarihleri arası hizmet tespiti talebinin ispatlanamadığı gibi hak düşürücü süreye uğradığından reddi gerekeceği gerekçesi, hak düşürücü süre yönünden, kesintisiz çalışmanın sona erdiği tarih 07.08.2006 tarihi ile dava tarihinin de 05.05.2011 olması birlikte gözetildiğinde, hak düşürücü sürenin oluşmadığı ve kararın bu yönden hatalı olduğu anlaşılsa da bu dönemdeki çalışmanın ispatlanamadığı gerekçesinin ve sonuç olarak bu dönemin tespitine ilişkin red kararının doğru olması neticesinde; davacının, kısmen kabule konu dönemde anılan işyerinde hizmet akdine dayalı şekilde ve sigortalı olarak çalıştığı sabit olmakla, 01.04.1996-07.08.2006 arası dönemde çalışmanın tespitine dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmayıp, hükmün bu bölümünün onanması gerekir. Ancak, 01.04.1996-07.08.2006 arası dönemde yapılan kısmi bildirimlerde asgari ücret üzerinden prime esas kazanç gösterilmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 288. maddesinin “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri dörtyüz milyon lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple dörtyüz milyon liradan aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.” hükmünü, anılan yasanın 289. maddesinin ise “288'inci madde uyarınca senetle ıspatı gereken hususlarda yukardaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakatı halinde tanık dinlenebilir.” hükmünü içermesi, 5236 sayılı Yasanın 19. maddesi ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa eklenen ek 4. maddeye göre söz konusu parasal sınırın 2006 yılı için 430,00 TL, olarak belirlenmiştir. Somut olayda; mahkemece, tarafları aynı ve bu hizmet sürelerine ilişkin açılan işçilik alacağı dosyasındaki karar doğrultusunda hükme gidildiği, ücretin 1.000,00 TL net olarak belirlendiği ve bu karar doğrultusunda hüküm kurulduğu görülmüştür. Nitekim, emsal nitelikteki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2012/10-1617,2013/850 kararına göre; "Yerel mahkemece, işveren tarafından bankaya yazılan 05.05.2005 tarihli yazı ve tanık anlatımları esas alınarak karar verilmiş ise de; davacının gerçek ücreti ile ilgili sözkonusu belgenin doğruluğunu destekler başkaca işyeri kayıt ve belgeleri araştırılıp gerçek ücretinin tespiti konusunda yöntemince araştırma yapılmadan davacının aylık ücretinin net 1.500,00TL olduğuna dair verdiği karar doğru değildir." denilmektedir. Bu hususlar doğrultusunda, davacının gerçek ücretinin salt işçilik alacağı dosyasındaki karar dayanak kılınarak kabule konu çalışmanın 1.000,00 TL net ücretle yapıldığının tespitine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. O hâlde; davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 23.12.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/8635, K. 2013/25213, T. 23.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-8635-e-2013-25213-k-dfdf0057289e