Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/3739 E. 2013/18732 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/3739
Karar No
2013/18732
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2010/1085-2012/747 Dava, aidiyetin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, 11.07.1997-01.08.2000 tarihleri arasında davalılardan işverene ait işyerindeki çalışmalarının, kendi ad ve soyadı yazılı olduğu halde 1961 doğumlu ... adına kaydedildiğini belirterek, bu hizmetlerin kendisine aidiyetinin tespitini talep etmiş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduklarından özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Dosyanın tetkikinden, hizmet cetvelinde davacıya ait çalışmaların yer alması nedeniyle ...'nın davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi isabetli ise de; davacı ... ile davalı işverene ait işyerinde çalışan ...'in tüm nüfus bilgileri ile sigorta sicil numaralarının farklı olduğu görüldüğünden, Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarına dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle, hükmün, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; davalı işyeri kayıtları da dikkate alınmak suretiyle davacının ismini taşıyan başka kişilerin bulunup bulunmadığı Nüfus Müdürlüğünden araştırılmamış, bulunduğu takdirde davaya dahil edilmesi gereği gözetilmemiş, çalışma ilişkisi ve aidiyet kuşkuya yer bırakmayacak şekilde yöntemince belirlenmemiştir. Mahkemece, davacının ismini taşıyan başka kişilerin bulunup bulunmadığı Nüfus Müdürlüğünden sorulmalı, davacı ile davalı işveren kayıtlarında yer alan ...'e ait Kurum, işyeri ve nüfus kayıtları celbedilmeli, öğrenim ve askerlik durumu (sevk ve terhis tarihlerini içerecek şekilde) bağlı olunan Askerlik Şube Başkanlıklarından getirtilmeli, işe giriş bildirgesinde sigortalının imzasının bulunması halinde, bu imzanın davacıya aidiyeti yönünden imza incelemesi yaptırılmalı, davacı dışında farklı birinin tespiti halinde o kişi de davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmeli, bu halde tanıklar yeniden dinlenilmeli ve tüm deliller toplandıktan sonra hizmet cetvelinde yer alan çalışmanın kime ait olduğu hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenerek hasıl olacak neticeye göre karar verilmelidir. Yukarıda belirtilen, hukuki ve fiili durumlar karşısında, mahkemece eksik inceleme sonucu hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 08.10.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/3739, K. 2013/18732, T. 08.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-3739-e-2013-18732-k-9fbdff2bcd5b