Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/7887 E. 2012/22600 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/7887
- Karar No
- 2012/22600
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2010/251-2012/55 Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde istemin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili ve davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak, kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; davacı, 09.05.1991 doğumlu olup, davalı işveren nezdinde, 01.05.2006 – 18.07.2009 tarihleri arasındaki kesintisiz çalışmasında, eksik bildirilen çalışmalarının tespitini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. 1-Mahkemenin hükmü, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının, dava döneminde öğrenim durumu araştırılarak, öğrenci olup olmadığı, öğrenci olmasına rağmen davalı işyerinde çalışıp çalışmadığı saptanmalı; davacının işçilik alacağına ilişkin dosyası celbedilerek sonuçlanıp sonuçlanmadığı tespit edilmeli; dava döneminde işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile gerektiğinde, komşu işyerlerinde çalışan kişiler saptanarak re’sen bilgi ve görgülerine başvurulup, yargılama aşamasında davacının nişanlısı olduğunu beyan eden davacı tanıklarından ...’ın, Adana 5. iş Mahkemesi’nin 2009/1300 Esas sayılı dosyasının 09.03.2010 tarihli celsesindeki beyanında, “davacının, işin yoğunluğuna göre çalışan yevmiyeci grup içerisinde olduğuna” ilişkin beyanı da gözetilerek, çalışmanın kesintili olup olmadığı yöntemince irdelenmeli; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 2-Kabule göre ise; 506 sayılı Yasanın 60/G, (5510 sayılı Yasa’nın 38/2.) maddesinde yer alan, “18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.” düzenlemesi karşısında; aynı Yasanın Geçici 54. maddesi uyarınca 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayan davacı sigortalının; 18 yaşını ikmal ettiği tarihten önceye ilişkin tespite konu sigortalılığının bu çevrede değerlendirilmesi gereğinin hükümde belirtilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı ... Başkanlığı ve davalı işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ :Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.