Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/22180 E. 2012/26861 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/22180
- Karar No
- 2012/26861
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2009/380-2012/471
Davacı, davalı işverene ait işyerinde 15.10.1985 tarihinden 1987 yılı sonuna kadar aralıksız çalıştığını iddia ederek bildirim yapılmadan geçen bu çalışmalarının sigortalı çalışma olarak; ilk işe giriş tarihinin ise 15.10.1985 olduğunun tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Davaya konu, somut olayda; Mahkemece, davacının iddiasını yapılan araştırmaya rağmen ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği anlaşılmış ise de; davacı son celsede dinletmek istediği tanıklarının bulunduğunu belirtmesine rağmen bu tanıkların dinlenmemesi isabetsizdir. Mahkemece, davacının talebi sigortalılık başlangıç tarihinin tespitini de içermesi karşısında, davacıya delillerini sunma imkanı verilmeli, usulünce ve titizlikle deliller araştırılmalı ve tüm delillerin toplanmasından sonra varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Diğer taraftan, istediği hizmet sürelerinde çalışmasının gerçekliği ispatlanamadığı takdirde, sigortalılık başlangıcının tespiti yönünden yargılama sürdürülmelidir. Bu yönde yapılacak yargılamada ise, 506 sayılı Yasanın 60-G, maddesinde belirtilen “18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresinin, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edileceği, ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edileceği” hükümleri de göz önünde tutulmalıdır. Mahkemece, davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; çalışmaları ile ilgili tüm belgelerin davalı Kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmesi, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulması; bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu, işyerindeki işçi sayısı ve vergi dairesine bu duruma ilişkin işveren tarafından bildirimde bulunulup bulunulmadığının sorulması, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığının belirlenerek, inceleme yapılmışsa belgelerin getirtilmesi, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliğinin nazara alınması, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu hususun, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.