Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/19336 E. 2012/20906 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/19336
- Karar No
- 2012/20906
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :606-182 Davacı, Türk Vatandaşı olarak yurt dışında geçen süreler ile askerlik süresini borçlanabileceğinin tespitini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. İnceleme konusu olayda; 01.02.1956 tarihinde gerçekleşen doğumla Türk vatandaşlığını kazanan, 01.11.1973-24.02.1977 tarihleri arası muhtelif dönem 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığı ve 02.03.1977-03.11.1978 tarihleri arası dönemde de 1 yıl 8 aylık askerlik süresi bulunan, Alman vatandaşlığına geçmek üzere, 403 sayılı Kanunun 20’nci maddesi gereğince Bakanlar Kurulu’nun 30.09.1999 gün ve 1999/13467 sayılı kararıyla Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen ve çıkma belgesini teslim aldığı 21.01.2000 tarihi itibarıyla Türk vatandaşlığını yitiren davacının, Almanya’da geçirdiği 01.03.1981-14.03.2000 tarihleri arası sürelerini 3201 sayılı Kanun hükümleri kapsamında sosyal güvenliği bakımından değerlendirmek amacıyla 03.09.2010 günlü borçlanma başvurusu yaptığı, ancak talep tarihi itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığı gerekçesiyle, borçlanma başvurusunun reddedildiği anlaşılmaktadır. İş bu dava ile davacı, Türk Vatandaşı olarak yurt dışında geçirilen süreler ile askerlik süresini borçlanabileceğinin tespitini istemiştir. Mahkeme, borçlanma talep tarihi itibarıyla Türk vatandaşı olmayan davacının, yurt dışında Türk Vatandaşı olarak geçirilen süreleri borçlanamayacağından hareketle ilk istemin reddine karar verirken; Mülga 506 sayılı Yasanın 60/F maddesi ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı 41.maddelerinde düzenlenen ve anılan yasalara göre sigortalı olarak tescil edilmiş olma şartına tabi tutulan askerlik süresinin borçlanılmasına yönelik davacı istemi hakkında, olumlu olumsuz bir karar vermemiştir. Davanın yasal dayanaklarından biri olan Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen ve belgelendirilen çalışma sürelerinin, bu çalışma süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik sürelerinin ve yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerinin, 2’nci maddede belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim, kesenek ve karşılık ödenmemiş olması ve istekleri durumunda bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceği; “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde; sürelerin değerlendirilmesi ibaresinin, Türk vatandaşlığını haiz olanların 1’inci maddede belirtilen sürelerinin istekleri durumunda değerlendirilmesini ifade ettiği belirtilmiş olup, anılan 1’inci madde, 08.05.2008 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanunun 79’uncu maddesi ile değiştirilerek, Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sürelerinin değerlendirileceği hüküm altına alınmıştır. Konuya ilişkin olarak; 3201 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin “Kapsam” başlığını taşıyan 2’nci maddesinde; bu Yönetmelik hükümlerinin, ikili veya çok taraflı Sosyal Güvenlik Sözleşmesi yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın yabancı bir ülkede, Türk Vatandaşı olarak çalışmış, çalışan veya çalışacaklar ile gerek borçlanma ve gerekse aylık alma sürelerinde Türk Vatandaşı olanları kapsadığı açıklanmış, anılan Yönetmeliği yürürlükten kaldıran ve 06.11.2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin aynı başlıklı 2’nci maddesinde; bu Yönetmeliğin, ikili veya çok taraflı sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın yabancı bir ülkede geçen sigortalılık veya ev kadını sürelerinde ve borçlanma istem tarihinde Türk vatandaşı olanları kapsadığı bildirildikten sonra, “Borçlanma kapsamındaki süreler” başlığını taşıyan 6’ncı maddesinde, Türk vatandaşlığının kazanılmasından önce veya Türk vatandaşlığının kaybedilmesinden sonra yurtdışında sigortalı veya ev kadını olarak geçen sürelerin borçlandırılmayacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan; 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 20’nci maddesinde, herhangi bir nedenle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kimseler yönünden Türk vatandaşlığından çıkma izninin İçişleri Bakanlığınca verilebileceği hüküm altına alındıktan sonra 06.07.2004 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5203 sayılı Kanunun 1’inci maddesi ile değişik “Yabancı Muamelesi ve Saklı Tutulan Haklar” başlıklı 29’uncu maddesinde; bu Kanun gereğince Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin, kayıp tarihinden başlayarak yabancı muamelesine tâbi tutulacağı, ancak doğumla Türk vatandaşı olup da, İçişleri Bakanlığından vatandaşlıktan çıkma izni alanların ve bunların vatandaşlıktan çıkma belgesinde kayıtlı ergin olmayan çocuklarının; Türkiye Cumhuriyetinin millî güvenliğine ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü ve seçme - seçilme, kamu görevlerine girme ve muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları dışında, sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı kalmak ve bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tâbi olmak koşuluyla Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edecekleri yönünde düzenleme yapılmış olup; her ne kadar 12.06.2009 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla yürürlüğe giren 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 47’nci maddesiyle, söz konusu 403 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış ise de; mülga 20’nci maddedeki düzenlemeye 5901 sayılı Kanunun “Türk vatandaşlığından çıkma” başlığını taşıyan 25’inci maddesinde, yine mülga 29’uncu maddedeki hükme ise, 5901 sayılı Kanunun “Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar” başlıklı 09.05.2012 tarih ve 6304 sayılı Yasanın 14.maddesiyle değişik 28’inci maddesinde paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Borçlanma yasası niteliğindeki 3201 sayılı Kanunun 1’inci ve bu Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 2’nci maddelerinde; Türk vatandaşlarının, Türk vatandaşı olarak yurtdışında geçen çalışmalarını borçlanabilmeleri öngörülmüş olmakla, anılan Kanun, yurt dışı hizmet borçlanması hakkının kullanılabilmesi için çalışmanın geçtiği dönemde sigortalı ile uyrukluk ilişkisini aramaktadır ve söz konusu Yönetmelikte, borçlanma tarihinde de Türk vatandaşı olunması gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte; gerek mülga 403 sayılı Kanunun 29’uncu, gerekse 5901 sayılı Kanunun 6304 sayılı Yasayla değişik 28’inci maddesinde; doğumla Türk vatandaşı olup da, İçişleri Bakanlığından çıkma izni alarak Türk vatandaşlığını yitirenlerin, sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı tutularak, anılan kişilerin, bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tâbi olmak koşuluyla Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edecekleri kabul edilmiş, böylelikle, çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişiler yönünden kazanılmış haklar koruma altına alınmıştır. Kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş olan hak niteliğindeki “kazanılmış hak”, hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır ve kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar; Anayasa’nın, Cumhuriyetin niteliklerinin belirtildiği 2’nci maddesinde yer alan, Türkiye Cumhuriyetinin, sosyal bir hukuk devleti olduğu yönündeki hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi, toplumsal kararlılığı ve hukuksal güvenceyi ortadan kaldırarak belirsizlik ortamının doğmasına neden olacağından kabul edilemez. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığı altında yapılan değerlendirme sonunda; Türk vatandaşlığından izinle çıkan ve borçlanma başvurusunda bulunduğu tarihte Türk vatandaşı olmayan kişilerin istemlerinin, Türk vatandaşlığının yitirildiği tarih öncesine ait süreler yönünden kabul edilmesi gerekmekte, bu kişilere, Türk vatandaşlığından izinle çıkmadan önce yurt dışında geçirdiği sürelerine ilişkin borçlanma hakkı tanınmalıdır. Öte yandan, Mülga 506 sayılı Yasanın 60/F maddesi ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı 41.maddelerinde düzenlenen, askerlik süresinin borçlanılmasına yönelik davacı istemi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de, ayrıca, isabetli görülmemiştir. Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın tümden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.