Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/14253 E. 2012/15585 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/14253
Karar No
2012/15585
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :238-142 Davacı yaşlılık aylığının kesilmesine ve yersiz aylık tahakkukuna ilişkin Kurum işlemlerinin iptalini, borçlu olmadığının tespitiyle, kesilen yaşlılık aylıklarının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. Yaşlılık aylığının kesilmesi ve yersiz aylık tahakkukuna ilişkin Kurum işlemlerinin iptali, borçlu olmadığının tespiti ve kesilen yaşlılık aylıklarının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemlerine ilişkin olan davada; 05.07.2007 günlü TR 4 formüleri gereği kesin dönüş tarihi 31.08.2007 tarihi alınmak suretiyle, kesilen yaşlılık aylığının 01.09.2007 tarihinden itibaren yeniden bağlanarak ödenmesi gerektiğinin tespitine; 31.01.2012 günlü bilirkişi raporu gereği, davacının 15.882,70 TL kuruma borçlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. a)Mahkemenin, kesin dönüş tarihi konusundaki hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira, kesin dönüşe esas alınan Alman Sigortalılık sürelerine ilişkin TR 4 belgesi, son tarihli olmayıp 05.07.2007 günlüdür. Bilindiği gibi 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 3. Maddesinde yer alan, borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılması gereğini öngören düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 günlü, 2000/36 E. 2002/198 K. sayılı Kararı ile iptal edilmiş, 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Yasanın 56. maddesiyle de, 3201 sayılı Yasanın 3. maddesinde bu yönde gerekli düzenleme yapılmıştır. Sıralanan hukuksal çerçeve karşısında, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının borçlanabilmeleri için yurda kesin dönüş yapma koşulu ortadan kalkmış olmakla birlikte, 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanan Türk vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için; 1-Yurda kesin dönülmüş olması, 2-Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması, 3-Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması koşullarının hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin aynı Kanunun 6. maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesince iptal edilmemiş olup ayaktadır. Anılan durum karşısında; davacının borçlanma işleminin geçerliliğine karşın, aylık bağlanabilmesi için 6. maddenin aradığı kesin dönüş koşulunun yeniden ve usulünce yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, 05.07.2007 günlü eski tarihli merci yazısına göre karar tesisi isabetli görülmemiştir. b) Öte yandan, davacının, 15.882,70 TL borçlu olduğuna yönelik kabulü de eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 2147 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanmalarda ve aylık bağlamalarda yurda kesin dönüş şartı gerekmediğinden 01.08.1994-21.09.1996 ve 01.09.1997-24.05.2008 tarihleri arası dönemler yönünden, 2.194 gün yurtiçi SSK’lı çalışma, 538 gün askerlik süresi ve 4.080 gün 2147 sayılı Yasa kapsamında yapılmış yurtdışı borçlanma süresi ( toplam 6.812 gün) birlikte değerlendirildiğinde yaşlılık aylığı bağlama şartları, 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma süresi olmaksızın başlangıç itibarıyla mevcut ise de; aynı dönemlerde 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma uyarınca fazladan ödenen fark aylık miktarları yönünden davalı Kurum’un istirdat hakkı mevcuttur. Şu halde, yukarıda bahsedilen hususlar çerçevesinde, yeniden yapılacak araştırma ve alınacak bilirkişi raporuyla, davacının borçlu olduğu tutar(diğer ifadeyle davalı Kurum’un istirdata hakkı bulunduğu yersiz aylık tutarı) usulünce belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile, yazılı gerekçelerle, karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14253, K. 2012/15585, T. 20.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-14253-e-2012-15585-k-06bd907218f3