Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/3097 E. 2012/11261 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/3097
- Karar No
- 2012/11261
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1280-1007 Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin rücuan tazmini istemine ilişkindir. Mahkeme, bozma üzerine, ilâmında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır. Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan Kooperatifin avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılardan Tasfiye Halinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin b bendinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri” yönündeki hükümlerinin kararın yazımında dikkate alınması gerekir. Davacı Kurum’un, davalılardan kooperatifin tasfiye memurları olmaları nedeniyle yasal temsilcileri olduğunu belirterek dava dilekçesine isimlerini yazıp, husumet yöneltmemiş olduğu ..., ... ... ve ...’ın karar başlığında davalı olarak belirtilmiş olması ve anılan kişilerden vekil ile temsil edilenler yönünden Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir. Davalılardan kooperatifin, davada vekil ile temsil edildiği gözetilerek, kendilerine husumet yöneltilmemiş olan ..., ... ... ve ...‘ın adlarının karar başlığından çıkarılması gerekir. Yine, 506 sayılı Kanunun 26'ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere” ibareleri, Anayasa Mahkemesi’nin 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas, 2006/106 Karar numaralı kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur. İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76'ncı maddesi gereğince, yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip, haklarındaki davanın kısmen reddine karar verilen davalılar yönünden de vekalet ücreti ile sorumluluğuna hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi gereği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. S O N U Ç : Karar başlığında davalı olarak sırasıyla 2, 3 ve 5. sırada yazılı ..., ... ...ve ...’ın adlarının; yine, hüküm fıkrasının, davacı Kurum aleyhine vekalet ücretine ilişkin beşinci paragrafında yazılı cümlenin silinerek, çıkarılmasına ve kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan Tasfiye Halinde S.S. ... Koop.'den alınmasına, 12.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.