Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/10069 E. 2012/16304 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/10069
- Karar No
- 2012/16304
- Karar Tarihi
... ile 1-... adına Av. ... ..., 2-..., 3-... arasındaki dava hakkında Marmaris 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinden verilen 26.04.2011 günlü ve 246/223 sayılı hükmün, Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 27. maddesine göre; “Ana gayrimenkul, Kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak suretiyle, bu kurul tarafından kararlaştırılır.” Aynı yasanın 34. maddesi ise, “Kat malikleri, ana gayrimenkulün yönetimini kendi aralarından veya dışarıdan seçecekleri bir kimseye veya üç kişilik bir kurula verebilirler; bu kimseye (yönetici) kurula da (yönetim kurulu) denir.” Hükmünü amirdir. Sözü edilen Yasa'nın 35. maddesinde yöneticinin görevleri ayrı ayrı gösterilmiştir. Bu görevler ana gayrimenkulün yönetimi ile ilgili olup, yönetimin gerektiği ortak gider yetkisini içerir. Yönetici Yasadan aldığı temsil yetkisine dayanarak çeşitli sözleşmeler kurabilir. İşte bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda yönetici dava açabileceği gibi, yöneticiye karşı da dava açılabilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 110. maddesine dayanılarak çıkarılan Konut Kapıcıları Yönetmeliği'ne göre yönetici, İş Kanunu ve Yönetmeliğin uygulanması yönüyle işveren temsilcisidir. İş Hukuku anlamında ortaya çıkabilecek idari ve yargısal uyuşmazlıklarda yönetici işvereni temsil eder. Böyle olunca kapıcının işveren hakkında açabileceği davanın kat maliki yada maliklerine karşı açılması gerekse de, Yönetmelikten doğan bu temsil yetkisine göre davanın doğrudan yönetici hasım gösterilerek açılması da mümkündür. Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, ... Sitesi Apartmanı kat malikleri adına yönetim kurulu ya da yöneticisinin olup olmadığının tespit edilerek aleyhine hüküm kurulan ... Sitesi Apartmanı kat malikleri adına yönetim kurulu ya da yöneticisine gıyabi hükmün yöntemince tebliğ edilerek, yönetim kurulu ya da yöneticisinin bulunmaması halinde ... Sitesi Apartmanın kat maliklerinin tespit edilerek, kat maliklerine gıyabi hükmün yöntemince tebliğ edilerek; temyiz süresi geçtikten ve gerektiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3.maddesi gereği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra; 2- Bazı maddeleri dışında 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 bayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”; yine, 6099 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanunun 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre, “gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”; Yine, 6099 sayılı Kanunun 9. maddesi ile değişik 7201 sayılı Kanunun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, 7201 sayılı Kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılamayacak olup; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekecektir. Somut olaya ilişkin olarak, gıyabi hükmün davalılardan ...’in adres kayıt sisteminde yazılı olup-olmadığı araştırılmaksızın, gıyabi hükme ilişkin tebligatın bila döndüğü ve muhtarlıkta da yazılı olmadığı belirtilen “Şirinyer Mahallesi .... Sokak .../1 ... Sitesi Siteler ...” adresine, Kanunun 35. maddesine göre tebliği usulsüz olup; Mahkemece; davalılardan ...’in, yapılacak araştırma ile adres kayıt sisteminde yazılı adresine usulünce tebliğ edilerek; temyiz süresi geçtikten ve gerektiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3.maddesi gereği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra; anılan davalının, adres kayıt sisteminde kayıtlı olmadığının anlaşılması durumunda, önceki adresine Kanunun 35. maddesine göre yapılan tebliğ geçerli olacağından, başkaca bir şey yapılmaksızın gönderilmek üzere; Dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, temyiz itirazlarının bu noksanlıklar giderilip dosya geldikten sonra incelenmesine, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.