Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/6190 E. 2025/2884 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6190
- Karar No
- 2025/2884
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/33 E., 2022/29 K. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar; Afyonkarahisar ili, Başmakçı ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 97, 131, 298, 299 ve 778 parsel sayılı taşınmazların murisleri ...'in sağlığında Komisyon kararı ile tapulama tespiti sırasında mera olarak tespit gördüğünü, muris tarafından tespite itiraz edildiğini, Dazkırı Tapulama Mahkemesinin 1976/498 Esas sayılı ve 1978/2 Karar sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, dava konusu beş parça taşınmazın kadim kültür arazisi olduğunu, ağaçlandırılmış ve bahçe haline getirilmiş yerlerden olduğunu, bir kısmının tapu içerisinde olduğunu ileri sürerek taşınmazların tapu kaydının iptali ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. Aşamada ... ve ... ... davaya müdahil olmuş ve dava konusu taşınmazın kök murisleri ... oğlu ...’dan geldiğini, 97, 131, 298 ve 299 parsel sayılı taşınmazların T. Sani 1319 tarih, 14 sayılı tapu kaydı kapsamında olduğunu ileri sürerek anılan taşınmazların ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı Hazine, davanın reddini istemiş; fer'i müdahil ..., dava konusu taşınmazların mera olarak ve hayvan otlatmak için kullanılan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Tüzel Kişiliğini temsilen köy muhtarı, dava konusu taşınmazların mera ile ilgisinin bulunmadığını, davacılara babalarından intikal ettiğini belirtmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 1978/126 Esas, 1988/152 Karar sayılı kararı ile taşınmazların kök muris ... ...’den geldiği, ... ... ile oğlu ...’ın anılan taşınmazları birlikte kullanıp tasarruf ettikleri, ... çocuklarının halalarından taşınmazlardaki paylarını satın aldıkları, dava konusu taşınmazların 30-40 yıldır ... mirasçıları tarafından kullanıldığı, tüm taşınmazların taksim edildiği, müdahillere haklarının verildiği, taşınmazların mera ile bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesi ile davacıların davasının kabulüne, 97, 131, 298 ve 299 parsel sayılı taşınmazların davacılar adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararının davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 1989/12640 Esas, 1990/1610 Karar sayılı kararı ile; taksime ilişkin bir açıklama yapılmadığı anlaşıldığından davacıdan murise ait mirasçılık belgesinin istenmesi ve taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemenin 2010/111 Esas, 2011/139 Karar sayılı kararı ile; kök muris ... mirasçıları davaya dahil edilerek mirasçılardan ... ve ...’in dava konusu taşınmazlarla bir alakalarının olmadığını beyan ettikleri, ...’un davacıların taşınmazları ektiklerini, atalarının bu taşınmazları zamanında paylaştıklarını, herhangi bir hak iddialarının olmadığını belirttiği gerekçesi ile davanın kabulüne 97, 131, 298 ve 299 parsellerin davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Mahkeme kararının davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/1945 Esas, 2016/9877 Karar sayılı kararı ile davacıların dayanak yaptığı T. Sani 1319 tarih 14 sıra numaralı tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren haritaları ile birlikte getirtilip uygulanmadığı, revizyon gördüğü parsellerin kadastro tutanaklarının tapu kayıtlarının ve dayanak kayıtlarının getirtilmediği, dava konusu taşınmazın çevresinde aynı tapu kaydının miktar fazlası olarak tespit edildiği anlaşılan 98, 123, 124, 127, 128, 132, 135, 136, 137, 300, 301, 302, 303, 304 parsellerin kadastro tutanaklarının ve komşu 80, 81, 83, 82, 95, 99, 100, 101, 155, 157, 162, 289, 296, 779 ve 785 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak ve dayanak kayıtlarının getirtilerek dava konusu taşınmazların denetlenmediği gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazlarda davacılar ve murislerinin ekonomik amaca uygun uzun yıllardır devam eden zilyetliklerinin bulunduğu, taşınmazların davacılar tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığı, dava konusu taşınmazların etrafının genel itibariyle gerçek kişiler adına kayıtlı tapulu taşınmazlar ile çevrili olduğu, muris ...'in ölümünden sonra mirasçıları tarafından tarla olarak nizasız, fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığı, dava konusu taşınmaz ile ilgili müdahiller lehine 3402 sayılı Yasa'nın 14 ve 17. maddelerinde düzenlenen kazanım şartlarının gerçekleştiği, yargılama sırasında 09.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu ile belgesiz zilyetlikten mülk edinilebilecek taşınmazların miktarını aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olarak belirlendiği, somut olayda belgesizden tespit edilen taşınmazlarla ilgili miktar sınırının aşılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne 778, 97, 131, 298 ve 299 parsellerin davacılar adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; fer'i müdahil ...’ın davaya müdahil olarak dava konusu taşınmazların mera olduğunu, yıllardır hayvan otlattıklarını belirttiğini, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, usulüne uygun mera araştırması yapılmadığını, komşu köylerden mahalli bilirkişi dinlenmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kök muris ... oğlu ...’ın 1944 yılında öldüğü, geride...’den olan oğulları ... ve ... ile ...’ten olan çocukları ..., ... ve ...’in mirasçı olarak kaldığı, davayı ... mirasçılarının açtığı, aşamada ... ve...’nun da davaya dahil oldukları, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 1989/12640 Esas, 1990/1610 Karar sayılı bozma kararından sonra ... ve ... mirasçılarının da davaya dahil edildikleri, dava konusu Afyonkarahisar ili, Başmakçı ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 299 parselin senetsizden 120 parselin miktar fazlası olarak mera vasfı ile sınırlandırıldığı, tutanakta taşınmazın ... kızı ... zilyetliğinde bulunduğu ancak zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığının belirtildiği, tespitin 23.09.1976 tarihinde kesinleştiği, 298 parselin senetsizden 121 parselin miktar fazlası olarak mera vasfı ile sınırlandırıldığı, tutanakta taşınmazın ... zilyetliğinde bulunduğu ancak zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığının belirtildiği, tespitin 03.02.1976 tarihinde kesinleştiği, 131 parselin senetsizden 130 parselin miktar fazlası olarak mera vasfı ile sınırlandırıldığı, tutanakta taşınmazın ... zilyetliğinde bulunduğu ancak zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığının belirtildiği, tespitin 15.09.1976 tarihinde kesinleştiği, 97 parselin ... tarafından meradan açılmak suretiyle kullanıldığı ancak zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı belirtilerek mera olarak sınırlandırıldığı, tespitin 03.02.1976 tarihinde kesinleştiği, 778 parselin ise harman yeri olarak sınırlandırıldığı, tespitin 28.09.1976 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 06.07.2015 tarihinde vasfının ham toprak olarak değiştirildiği ve 913, 914 ve 915 parsellere ifraz edildiği, müdahiller ... ve ...’in taşınmazların T. evvel 1319 tarih, 14 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını ve kök murisleri ... oğlu ...’dan geldiğini ileri sürdükleri, davacıların ise taşınmazların murisleri ... tarafından ekilip biçildiğini, kültür arazisi haline getirildiğini ve uzun yıllar zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürdükleri anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/C maddesi uyarınca, gayri sabit hudutlu tapu kayıtlarının kapsamları, miktarları ile sınırlıdır. Kök tapu kaydı olan T. evvel 1319 tarih, 14 sıra nolu tapu kaydının hudutlarının “Biraderi ... (...)” ve “yol” olarak belirtildiği, tapu kaydında taşınmazın yüz ölçümünün 50 dönüm (45.950 m2) olduğu, kaydın Şubat 1941 tarih, 19 ve 20 sıra nolu tapu kayıtlarına gittiği, hudutların aynı şekilde belirtildiği, 19 sıra nolu tapu kaydının da Ocak 1950 tarih 7 sıra nolu tapu kaydına gittiği ve tapu kayıtlarının dava dışı 103, 104, 105, 106, 107, 108 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 125, 126, 130 ve 133 parsellere revizyon gördüğü anlaşılmakta olup dayanılan tapu kaydının “Biraderi ... (...)” ve “yol” olan sınırları itibariyle gayri sabit hudutlu olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/C maddesi uyarınca, gayri sabit hudutlu tapu kayıtlarının kapsamlarının miktarları ile sınırlı olduğu ve revizyon gören tapu kayıtlarının yüz ölçümleri de gözetildiğinde anılan tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uygulanamayacağı açıktır. O halde, dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde araştırma ve inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekmekte olup Mahkemece yazılı şekilde davacı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan incelemenin hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz bölümünün öncesinde mera vasfında olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı, zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olup olmadığı kesin olarak saptanmamış, mera parseli ile çekişmeli bölüm arasında herhangi bir doğal ya da yapay sınır olup olmadığı, mera bütünlüğünün bozulup bozulmadığı belirlenmemiş, zilyetliğin süresi hususunda en etkili yöntem olan hava fotoğraflarından yöntemince istifade edilmemiş, taşınmaz bölümünün niteliği ve zilyetliğin şekline dair soyut ve yetersiz tek kişilik ziraat mühendisi bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Öte yandan, komşu köylerden mahalli bilirkişi dinlenmeden, soyut mahalli bilirkişi beyanlarına göre hüküm kurulmuş ve usulünce belgesiz araştırması yapılmamış olup bu şekilde eksik araştırmaya dayanılarak hüküm kurulması isabetsizdir. Hâl böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için Mahkemece, tespit tarihinden geriye doğru en az 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğraflarının (özellikle en eski tarihli olanların) Harita Genel Müdürlüğünden getirilerek dosya arasına konulması, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, taşınmazın bulunduğu köye komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenen taraf tanıkları, teknik bilirkişi, daha önce keşfe götürülmemiş farklı jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişisinden oluşturulacak kurulun katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşif sırasında taşınmazların öncesinin zilyetlik yolu ile iktisaba elverişli yerlerden olup olmadığının tespitine çalışılması ve bu kapsamda bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinin mera, yayla gibi özel mülkiyete konu olamayacak umuma tahsis edilmiş yerlerden olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı hususlarının maddi olaylara dayalı olarak sorulup açıklattırılması, bilirkişi ve tanık beyanlarının komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları olan belgelerle denetlenmesi, bilirkişi ve tanıkların beyanları arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılması, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazları değişik yönlerden gösteren fotoğraflar da eklenmek suretiyle taşınmazların niteliğinin, toprak yapısının, zirai durumunun, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklinin ve süresinin, imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, taşınmazın istifadesi umuma ait olan mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığının ve taşınmazların mera parselinden doğal yahut yapay ayırıcı sınırlarla ayrılıp-ayrılmadığının, tasarruf sınırlarının belirgin olup olmadığının, meradan elde edilip edilmediğinin, mera bütünlüğünün bozulup bozulmadığının, genişleme imkanının bulunup bulunmadığının, sınırları fotoğraflarda açıkça gösterilmek suretiyle ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması, Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle en eski hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği ile sınırlarını gösteren, mera parseli ile arasında belirgin bir sınır bulunup bulunmadığını belirten, taşınmazların üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde imar-ihya edilip edilmediği, imar-ihya edilmiş ise ne zaman başlanıp hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlettirilmesi, fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor hazırlattırılması; yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazların öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağının düşünülmesi; aksinin kabulü halinde ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden davacılar murisi adına belgesiz araştırması yapılması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Dazkırı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.