Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/6174 E. 2024/5989 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6174
- Karar No
- 2024/5989
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1027 E., 2023/863 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kandıra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/251 E., 2020/429 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın tereke temsilcisi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kök muris ...'nun kızı olduğunu, davalının ise müvekkilinin kardeşi ...'nun eşi olduğunu, muris...'den miras yoluyla intikal eden Kocaeli ili, .... ilçesi, .... köyü 147 ada 57 parselde kayıtlı taşınmazın kadastro tespiti sırasında hisseli olarak yazılması gerekirken tamamının ... tarafından kötüniyetli olarak davalı eşi ... adına tespit görmesinin sağlandığını, Yakup'un davacı olduğu Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/355 Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde tüm mirasçıların katıldığı geçerli bir tereke taksiminin yapılmadığı ve müvekkilinin payını alamadığının anlaşılacağını, taşınmazın muris ...'nun terekesine dahil olması ve davalının terekeye göre 3. kişi konumunda olması nedeniyle terekeye temsilci tayini suretiyle yargılamanın yapılarak dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın terekeye döndürülerek veraset ilamındaki payları oranında müvekkili ve diğer hissedarlar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın cevap dilekçesinde babadan kalan taşınmazların paylaşıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, zira Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/355 Esas sayılı dava dosyasında yapılan keşifteki tanık beyanlarına göre de müvekkilinin katıldığı bir taksimin olmadığı ve müvekkilin miras hakkının bulunduğunun sabit olduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesinde dava konusu taşınmazın yapılan paylaşıma göre 1/3'ünün ...’na, diğer 2/3’lük kısmın da ... ve davacıya bırakıldığını ifade ettiğini, bunun davanın kabulü anlamına geldiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kök muris ...'nun mirasçılarının ..., ... ve ... olduğunu, muristen kalan 147 ada 3 parsel sayılı taşınmaz dışındaki tüm taşınmazların mirasçılar arasında eşit olarak paylaştırıldığını, 147 ada 3 parsel sayılı taşınmaz için dava dışı ...'nun dava dışı ...'na dava açtığını, Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/355 Esas sayılı dava dosyasında ...'nun davasında haklı görüldüğünü, dava konusu 147 ada 57 parsel için ise tüm mirasçıların toplanıp kendi aralarında bir paylaşım yaptıklarını, bu paylaşıma göre de taşınmazın 1/3'lük kısmının müvekkilinin eşi ...'na, diğer 2/3'lük kısmın ise dava dışı ... ile davacıya bırakıldığını, ... ve davacıya bırakılan tarafta aktif olarak işletilen kahvehane bulunduğundan daha değerli olduğunu, tüm hak ve alacakları dava dışı ...'nda olan davacının buna rağmen müvekkiline dava açtığını, bu yerin müvekkilinin eşinin miras hakkı olduğunu ve babasından kaldığını, ...'nun bu yeri müvekkili adına tescil ettirdiğini, amacının mal kaçırmak olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, daha önce bir defa aldığı hakkını kötüniyetli olarak tekrar talep ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kök muris ...'nun veraset ilamı incelendiğinde mirasçılarının davacı ..., ... ve ... olduğu, her ne kadar davacı taraf bütün mirasçıların katılımıyla yapılmış geçerli bir taksim bulunmadığını beyan ederek taşınmazın tapu kaydının iptali ile kök muris ... terekesi adına tapuya tescil edilmesini talep etmiş ise de dava konusu taşınmazın kök muris ...'ndan geldiği, kök murisin 24.09.1987 tarihinde öldüğü, sağlığında mirasçıları arasında bir taksim yapmadığı ancak daha sonra mirasçılarının kendi aralarında miras taksimi yaptığı, bütün mirasçılarının mirastan hak aldığı ve paylaşıma razı olduğu, dava konusu taşınmazın taksim sonucunda bütün mirasçılara eşit olarak bırakıldığı, ancak davacının, kardeşi ... lehine dava konusu taşınmazdaki hakkından feragat ettiği, dolayısıyla dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir hakkı bulunmadığı, dava konusu taşınmazın fiilen de diğer iki mirasçı tarafından kullanıldığı, bu durumun tanık ve mahalli bilirkişi beyanları, ayrıca Yakup ve ...'nun keşifte alınan beyanları ile sabit olduğu ve davacının davasında haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tereke temsilcisi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Nedenleri Tereke temsilcisi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın muris ...'ndan kaldığını, bu durumu keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıkların da beyan ettiğini, ayrıca hem huzurdaki dosyada, hem de Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/355 Esas sayılı dava dosyasında yapılan keşifte dinlenilen tanıklar ve bilirkişilerin tüm tarafların katıldığı bir taksimin olmadığını açıkça dile getirdiklerini, buna istinaden Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/355 Esas sayılı dava dosyasında tüm tarafların katıldığı geçerli bir miras taksimi olmadığı gerekçesiyle tapu iptali kararı verildiğini, bu karar kesin delil niteliğinde olmasına rağmen ve her iki dosyadaki beyanlara göre tüm mirasçıların katıldığı bir taksim olmamasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı vekilinin cevap dilekçesinde dava konusu taşınmazın 1/3'lük kısmının ...'na, 2/3'lük kısmının ise ... ve davacıya bırakıldığını belirttiğini, dava konusu taşınmazın tamamı davalı adına tescil edildiğine göre davanın davalı tarafın kendi beyanlarıyla ispatlandığını, gerekçeli kararda davacının taşınmazdaki hakkını ...'na devrettiği ve ... ile ...'nun taşınmazı birlikte kullandığından bahisle davanın reddine karar verildiği, taşınmazı kimin kullandığından ziyade, taşınmazın tapusunun kimin adına tescil edildiğinin önemli olduğunu, taşınmazın tapu kaydının, yapıldığı iddia edilen taksim olgusundan faklı olduğunu, şayet gerekçeli kararda yazıldığı gibi bir taksim yapılmış olsa, bu durumda tapunun 1/3 hissesinin davalıda, 2/3 hissesinin ...'nda olması gerektiğini, bu durumun dahi haklılıklarını kanıtladığını, tüm tarafların beyanlarına göre hisseli olması gereken taşınmazın davalı adına tescil edilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve Mahkemece usulünce yapılan keşif, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık açıklamaları ile keşfe katılan bilirkişi raporlarına göre dava konusu parselin davacının murisi ...'ndan kaldığının sabit olduğu, muris öldükten sonra davacı ile dava dışı kardeşleri ... ve ...'nun bir araya gelerek yeri taksim ettikleri, taksim sonucunda taşınmazın 1/3 hissesinin davacıya kaldığı, davacının, hissesini dava dışı kardeşi ...'na bağışladığı, bu bağış doğrultusunda yerleri kullandıkları, tespit tarihine kadar da fiilen bu şekilde kullandığı, taraflar arasında taksimin bozulmadığı, tapusuz taşınmazların menkul mal hükümlerine tabi olup yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği, tapusuz taşınmazlarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 15/3. maddeleri uyarınca mirasçılar arasındaki hissesinin diğer mirasçılara devir ve temlikinin bilirkişi, tanık beyanları ve her türlü delille kanıtlanabileceği, somut olayda davalı tanıkları ... ile ...'nun beyanları ile bu beyanları destekleyen davacı tanığı ...'nun beyanına göre kadastro çalışmalarından önce davacının dava konusu taşınmazdaki muris ...'ndan gelen hissesini ve zilyetliğini dava dışı ...'na devrettiği, davacının hissesini devrettiği tarihten beri dava konusu taşınmazda miras hissesinin kalmadığı, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle tereke temsilcisi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tereke temsilcisi vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Tereke temsilcisi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 15. maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Kadastro sonucu, Kocaeli ili, .... ilçesi, .... köyü, Köyiçi mevki çalışma alanında bulunan 147 ada 57 parsel sayılı 710,38 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, dava konusu taşınmazın muris .....'na ait olduğu iddiasına dayanarak taşınmazın tapu kaydının iptali ve muris ... adına tescil istemiyle dava açmış, davacı tarafın tüm tereke adına dava açması üzerine muris ... terekesi için tereke temsilcisi atanmıştır. 2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tereke temsilcisi vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 157,75 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.