Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/2915 E. 2024/5988 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2915
Karar No
2024/5988
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/130 E., 2023/324 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/202 E., 2021/51 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Kayseri ili, .... ilçesi, ..... Mahallesi 10190 ada 12 parsel sayılı taşınmazın hissedarı olduğunu, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında kısmen davacının murisi adına tescil olduğunu, muristen müvekkile intikal ettiğini ve 30 yılı aşkındır davacının kullanımı altında olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde yapılar yapıldığını ve ağaçlar dikildiğini, uzun yıllardan beri bir fiil kullanıldığını, diğer hissedarların soyismi bulunmadığı gibi bu şahısların tapuda kim olduklarının da anlaşılmadığını beyanla Kazımkarabekir Mahallesi 10190 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına bakiye 34/48 hissesinin iptali ile iptal edilen bu hissenin davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir. 2. Yargılama sırasında davacı ... vefat etmiş, mirasçıları davaya devam etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi malikin tapu kütüğünden anlaşılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacı tarafın iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadastro tespitinin kesinleşmesi ile birlikte tapuya tescil edilen taşınmazların kural olarak zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı, taşınmazın tapuda malik hanesinde yazılı kişiler adına tescil edilmiş olup bu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, TMK'nın 713/2. maddesinde belirtilen maliki tapu kütüğünden anlaşılamama veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş olma koşullarının da bulunmadığı, tespitten önceki nedenlere ilişkin olarak da kadastro tespitinin kesinleştiği 29.04.1964 tarihinden davanın açıldığı 16.01.2019 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz ve üzerindeki muhdesatların uzun yıllardan beri davacılar tarafından kullanıldığını, kadastro sırasında başkaca hissedarlar adına tescil edildiğini, diğer hissedarların soyismi bulunmadığı gibi bu şahısların tapudan kim olduklarının da anlaşılamadığını, taşınmazın üçüncü şahıslarca veya tapunun diğer hissedarlarınca hiç kullanılmadığı gibi davacıların kullanımına karşı da herhangi bir müdahalede bulunulmadığını, Yerel Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verildiğini, tapuda belirtilen ve hissedar olarak görünen diğer kişilerin tapuda kim oldukları belli olmadığından ihtilafa uygulanmasının mümkün olmadığını beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece soyismi ve kimlik bilgileri bulunmayan tapu hissedarı davalıların kimliği tespit edilmeden, mirasçıları tespit edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan ilanen tebligat yapılması yoluna gidilmesinin doğru olmadığı, esasen tapu maliklerinin kim olduğu belli olmayan kişiler olmadığı, kadastro tespit tutanağı eski tapu kayıtlarına dayanmakta olup tapu hissedarlarının isimleri belirtilmek suretiyle mülkiyet aşamalarının anlatılmadığı, davacının dava dilekçesinde açıkça ölüm hukuki nedenine de dayanmadığı, bu nedenle davanın reddinin sonuç itibarıyla doğru olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi, Türk Medeni Kanunu'nun 713/1-2. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması HMK'nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Kadastro sonucunda 1274 ada 13 parsel (22/a uygulaması ile 10190 ada 12 parsel) sayılı taşınmaz 318 sahife no ile kayıtlı taşınmazla ilgili Komisyon incelemeleri ve karar tutanağında "Beyanname ve tapu kayıtları incelendi ve postasının mütalaası okundu; bu evli bağ 48 hisse itibariyle 23.05.1958 tarih ve 130 numaralı tapu kaydı ile ... ... namında ve 7'şerden 14 hissesi de Mart-1303 tarih 135-640 ve L35-643 numaralı tapu kaydı ile de ... kızları ... ve ... namlarında ve 14 hissesi de keza aynı tarih ve 134-639 numaralı kayıtlarda İsmailoğlu ... namında ve altı hissesinde Mart-1303 tarihli ve 137-642 numaralı tapu kaydı ile de ... karısı ...'nin malikleri olduğu ve meskur tapu kaydının hudut itibariyle bu yere uygun bulunduğu postasının tahdit ve tespitinden anlaşılmış olmakla veçhile 14/48 hissesinin ... oğlu ... ve 14/48 hissesinin ... oğlu ... 7/48 hissesinin ... kızı ... ve 7/48 hissesinin ... ve 6/48 hissesinin de ... karısı ... adlarına tebdilen tesciline hazirunun ittifakı ile karar verildiği; 2613 sayılı Kanun'un 25. maddesine tevfikan 28.02.1964 tarihinden 28.04.1964 tarihine kadar yapılan 2 aylık askı ilanında tespite itiraz edilmediğinden kespi katiyet ettiğinin" belirtildiği anlaşılmıştır. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2915, K. 2024/5988, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2023-2915-e-2024-5988-k-cb94300a618c