Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2012/8548 E. 2012/12597 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/8548
- Karar No
- 2012/12597
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ÇEMİŞGEZEK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/02/2012 NUMARASI : 2009/15-2012/28 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, 1926 doğumlu olup, ekonomik durumunun iyi olduğunu, kayden maliki olduğu çekişmeye konu 18 parsel sayılı taşınmazı uzun zamandan beridir davalının almak istediğini, fakat kabul etmediğini, ancak her nasılsa 11.07.2008 tarihinde yaşlı ve yalnız olmasından faydalanıp tapu sicil müdürlüğüne götürerek bir bedel karşılığı satın almış gibi temlikini sağladığını, devir tarihinde 83 yaşında olduğu halde sağlık raporunun alınmadığını ve tanık dinlenmediğini, yaşlılığından ve düşkünlüğünden yararlanıldığını, resmi senetteki bedeli ödemeye hazır olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve tescil istekli eldeki davayı açmış, akit tarihi itibariyle davacının hukuki ehliyete haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinden alınan rapor ile saptandığı gerekçesi ile mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, yargılama sırasında Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 13.04.2010 tarihli rapor ile Elazığ Ruh ve Sağlığı Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 26.05.2010 tarihli raporlarda; demans (akıl zayıflığı) teşhisi konulan davacının hali hazırda hukuki işlem yapma ehliyetine sahip olmadığı bildirilmiştir. Bilindiği üzere; TMK'nın 405/1. maddesi hükmü gereğince; Akıl hastalığı veya zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakım için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini, tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı, aynı maddenin 2. fıkrası ile de; Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemelerin, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları düzenlenmiştir. Öte yandan, vasi vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil eder. (TMK'nın 448. maddesi) Somut olaya gelince; yargılama sırasında hukuki ehliyete haiz olmadığı alınan raporlar ile sabit olan davacı hakkında TMK'nın 405/2. maddesi hükmü gereğince işlem yapılmadan sonuca gidilmiş olması isabetsizdir. Hal böyle olunca; yargılama sırasında alınan hastane raporları ile akıl zayıflığı teşhisi konulan davacı hakkında Türk Medeni Kanunun 405/2. maddesi hükmü gereğince yetkili sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunularak, sonucunun beklenmesi, davacıya vasi tayin edilmesi ve vasiye husumet izni verilmesinden sonra davacının eldeki davada vasi ile temsil edilmesi sağlandıktan sonra işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yerolmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.