İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/313 E. 2018/287 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2015/313
- Karar No
- 2018/287
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2015/313 Esas - 2018/287 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2015/313 KARAR NO : 2018/287 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : ... DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/04/2015 KARAR TARİHİ : 17/04/2018 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2018 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin müvekkil şirketin satın almış olduğu elektrik enerjisinin miktarını tespit etmek ve faturalandırmak üzere sayaç okuma ve faturalandırmak üzere sayaç okuma faturalama gibi diğer hizmetler sağladığını davalının müvekkiline sağlamış olduğu bu hizmetler karşılığı perakende satış hizmeti tahsil ettiğini ancak bu perakende satış hizmet bedeline konu sayaç okuma bedeli sayaç başına sabit ücret olması gerekirken davalı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden nisbi olarak tahsil edildiğini bu durumun da hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu belirterek davalı tarafça müvekkil şirketten Nisan 2007 – Ocak 2010 dönemleri arasında fazla tahsil edilen elektrik faturalarında yer alan parekende satış hizmeti-sayaç okuma bedeli ve bu bedel üzerinden tahakkuık ettirilen KDV bedeli dahil toplam alacak 29.850,30 TL tutarının her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla iadesini, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın ilk itirazlarının yerinde olmadığını, davalının dava konusu psh bedellerine dayanak gösterdiği EPDK kurul kararlarının fonsuz tarife tablolarının 4628 sayılı elektrik piyasası kanununun geçici 9.maddesi çerçevesinde ve ilgili Bakanlar Kurulu kararı ile güncellenmesini ve yeni meblağların belirlenmesini içerdiğini, yani tarifelerin oluşturulmasına dayanak olan tarife esaslarının ve metodolojisinin değiştirilmesini ve ortadan kaldırılmasını içerdiğini, bu nedenlerle davalının usule ve esasa ilişkin itirazlarının reddine, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Öncelikle dava dilekçesindeki eksik hususların tamamlattırılması gerektiğini, davanın hukuki yarar şartını taşımadığını, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, alacak talebinin zaman aşımına uğradığını, B.K.'nun 82.maddesinde bir hakkın öğrenmeden itibaren 2 yıl geçmesiyle sakıt olacağının belirtildiğini, bu nedenle taleplerin zaman aşımına uğradığını, yine davaya konu perakende satış hizmeti bedelinin dağıtım şirketleri tarafından halen aynı usul ve esaslara göre tahsil edildiğini, iptal edildiği belirtilen Danıştay 13. Hukuk Dairesinin kararının EPDK tarafından her 3'er aylık dönemde belirlenen çeyrek dönemli fonsuz tarife kurul kararları olduğunu, davaya konu kararlar hakkında bir iptal kararı olmadığını, davaya konu tahsilatların yapılmasının dayanağının fonsuz elektrik tarifelerinin onaylandığı EPDK kararları olduğunu, bu kararların hiçbiri için Danıştayın iptal kararı olmadığını, bu nedenlerle davanın esas ve usul yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. DELİLLER : 1-02/11/2015 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporu İncelendiğinde; Davacıdan alınan Perakende Satış Hizmet Bedeli ve PSH sayaç bedeli, kesintilerin yasal olmadığı, EPDK nın bu konuda vermiş olduğu tarife ve kurul kararlarının Anayasaya ve Elektrik Piyasası Kanununun amacını da aykırı olduğu, bu nedenle geriye dönük hesaplanan Perakende Satış Hizmet Bedeli ve PSH Sayaç kesintilerin kdv dahil toplam tutarı 29.850,30 TL nin davalıdan tahsilinin mümkün olduğu, faizin başlangıç tarihi faturaların fiili ödeme tarihi olup, faiz başlangıç tarihinin faturaların ödeme tarihi yada ihtar tarihi olup olmadığının konusunda karar verme yetkisi mahkeme takdirinde olduğundan taraflarından bu konuda ilgili değerlendirme yapılmadığı ancak dosya içeriği itibariyle yukarıda dökümü yapılan faturaların bir kısmın davalı tarafından ödendiğinin görülmektedir. 2-21/09/2016 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu İncelendiğinde;kök raporda hesaplanan 29.850,30 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsilinin mümkün olduğu görüş ve kanaatine varıldığı görülmüştür. 3-10/07/2017 tarihli Bilirkişi Raporu İncelendiğinde;Davacı abonenin kendisinden haksız ve fazla tahsil edilen bedellerle ilgili olarak; dava kapsamında talep ettiği miktarın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile KDV dahil 29.850,30 TL olduğu, hesaplanan ve fazla ödenen PSH bedelinin 29.310,19 TL ve 5.275,84 TL KDV si olmak üzere toplam 34.586,03 TL olduğu, davacı şirketin abone sıfatıyla mevzuata uygun şekilde faturalara itiraz etmediği gibi itirazı kayıtla da ödeme yapmadığı ve borçlar kanunun 117. madde hükmüne uygun şekilde davalıyı, davadan önce mererrüde düşürmediği bu nedenle fatura ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edemeyeceği dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği görüş ve kanaatine varıldığı görülmüştür. 4-Nisan 2007-Ocak 2010 dönemlerine ait fatura örnekleri ve ödemel belgeleri, 5-Danıştay 13.Dairesinin 06/04/2011 tarih ve 2008/2695 Esas, 2011/1368 karar sayılı kararı 6-EPDK nun 24/08/2006 tarih ve 875 sayılı kurul kararı ve ekleri, KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE: Dava, Perakende Satış Hizmet ve Sayaç Okuma bedelinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesi ekinde talep edilen döneme ilişkin fatura örneklerini, ödeme belgelerini, örnek mahkeme ilamlarını, örnek bilirkişi raporlarını, EPDK tarafından çıkarılan bir kısım yönetmelikleri, Danıştay 13. Dairesinin 06/04/2011 günlü ve 2008/2695 Esas 2011/1368 Karar sayılı ilam örneğini ibraz etmiştir. Davalı 09/10/2017 tarihli beyan dilekçesi ekinde davacıya ait 13/03/2007 tarihli ''yüksek gerilim elektrik enerjisi satışına ilişkin perakende satış sözleşmesi'' örneği ibraz edilmiştir. Davalı vekili 19/11/2015 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/05/2012 günlü ve 2011/1901 Esas 2012/798 Karar sayılı kararının karar örneğini sunmuştur. Hukukçu, Elektrik Mühendisi ve Mali Müşavir'den oluşan bilirkişi heyetinden 02/11/2015 tarihli rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti raporunda özetle; davacıdan alınan perakende satış hizmet bedeli ve PSH sayaç bedeli kesintilerinin yasal olmadığını, EPDK'nın bu konuda vermiş olduğu tarife ve kurul kararlarının Anayasa'ya ve elektrik piyasası kanununun amacını da aykırı olduğu, bu nedenle geriye dönük hesaplanan perakende satış hizmet bedeli ve PSH sayaç bedeli kesintilerinin KDV dahil toplam tutarı 29.850,30 TL nin davalıdan tahsilinin mümkün olduğu, faiz başlangıç tarihi faturaların fiili ödeme tarihi olup, faiz başlangıç tarihinin faturaların ödeme tarihi yada ihtar tarihi olup olmadığı konusunda karar verme yetkisinin mahkemede olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği anlaşıldı. Davalı vekili 19/11/2015 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmuş, davacının talebinin nisbi olarak tahakkuk ettirilen Psh-Sayaç okuma bedelinden maktu olarak alınması gereken miktarın tenzili ile fazla ödemenin iadesi iddiası olduğunu, yapılan hesaplamanın denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dosyanın yeni bir heyete tevdii ile rapor aldırılmasını talep etmiş, dilekçe ekinde Danıştay İDDK Kararını ibraz ettikleri görülmüştür. Davacı vekili de 30/11/2015 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunmuş, aleyhe olan hususları kabul etmediklerini dosya kapsamına göre ve talep doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasını beyan ettikleri görülmüştür. Tarafların itirazlarının değerlendirilmesi hususunda aynı bilirkişi heyetinden 19/09/2016 tarihli ek rapor aldırılmış, ek raporda özetle; kök raporlarında hesaplanan 29.850,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsilinin mümkün olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür. Taraflarca ek rapora karşı da itiraz dilekçeleri sunulmuş ve mahkememizce dosya kapsamında yeni bir bilirkişi heyetinden rapor tanzim edilmesi için Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış ve mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda özetle ; davacının dava kapsamında talep ettiği miktarın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kdv dahil 29.850,30 TL olduğunu, hesaplanan ve fazla ödenen Psh bedelinin 29.310,19 TL ve 5.275,84 TL kdv si olmak üzere toplam 34.586,03 TL olduğu, davacı şirketin abone sıfatıyla mevzuata uygun şekilde faturalara itiraz etmediği gibi itirazi kayıtla da ödeme yapmadığı ve borçlar kanunun 117. Madde hükmüne uygun şekilde davalıyı , davadan önce temerrüde düşürmediği , bu nedenle fatura ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edemeyeceği , dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceğinin belirtildiği görülmüştür. Davacı vekili tarihli ıslah dilekçesiyle, bilirkişi raporu ve ek raporlar doğrultusunda 34.586,03 TL'nin (müddeabihin ıslahı yolu ile 29.850,30 TL olan dava miktarının 4.736,00 TL daha arttırarak) her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber iadesine, karar verilmesini talep ettiği, eksik harcın ikmal edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 12/10/2017 tarihli beyan dilekçesi ile ıslah dilekçesini kabul etmediğini bildirmiş, davacının ıslah beyanında yer alan alacaklıar için zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde talebe konu edilen alacakların 2006 Eylül döneminden itibaren ileri sürüldüğünü, bu durumda zamanaşımına uğramış alacaklar yönünden , davacının taleplerinin sakıt hale geldiğini, buna karşı davacı vekili 18/10/2017 tarihli dilekçesiyle , davaın kısmi olarak ıslah edildiğini, müddeabihin ıslahı yolu ile arttırıldığını ıslaha karşı , cevap dilekçesinde belirtmediği def-ileri ileri süremeyeceğini, davalı tarafça savunmayı genişletme mahiyetinde olan zamanaşımı def-ilerini ve hukuka aykırı itiraz ve iddialarını kabul etmediklerini beyan ettiği görülmüştür. Davacı vekili 02/02/2017 tarihli beyan dilekçesiyle 6719 sayılı yasa ile Anayasa Mahkemesinin 2015/61 Esas 2016/172 Karar sayılı kararına ilişkin beyan dilekçesi sunmuş, 6719 sayılı yasanın kanun tasarısı gerekçesinde açık bir şekilde iş bu davanın bu yasa kapsamında olmadığına dair gerekçelendirmenin mevcut olduğunu, davalı tarafça davacı şirketin tedarikçisini seçmediği için serbest tüketici olmadığı şeklinde mesnetsiz iddialarına ilişkin olarak böyle bir ifadenin hatalı olduğunu açıklayan EPDK nın ilgili yazısını iş bu dava ile aynı konu ve kapsamda olan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1161 Esas sayılı dava dosyasına sunduğunu, 20/03/2017 tarihli dilekçesiyle; 6719 sayılı yasanın kanun tasarısı gerekçesinde açık bir şekilde iş bu davnaın bu yasa kapsamında olmadığına dair gerekçelendirmenin mevcut olduğunu belirtmiş, dilekçe ekinde emsal kararlar, 6719 sayılı yasa gerekçesi metnini dosyaya ibraz ettiği görülmüştür. Davalı vekili 06/10/2017 tarihli dilekçesi ile sözleşme örneği, tarifeler yönetmeliği, elektrik yönetmeliği satış sözleşmesi ibraz etmiştir. Davacı vekili davalı tarafın 06/10/2017 tarihli dilekçe ve beyanlarına karşı savunmayı genişletme kapsamında olduğundan bahisle muvafakat etmediğine dair 16/10/2017 havale tarihli dilekçe sunmuştur. Dava, Perakende Satış Hizmet ve Sayaç Okuma bedelinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından; Davalı tarafından davacı şirketten Nisan 2007 Ocak 2010 dönemi arasında ... nolu abonelik kapsamında tahsil edilen elektrik faturalarında yer alan perakende satış hizmet bedeli ve sayaç okuma bedeli ile bu bedeller üzerinden tahakkuk ettirilen KDV'den fazla tahsil edilen kısımların davalıdan tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından dava konusu edilen 2007-2010 yıllarında EPDK'nın 24/08/2006 tarih 875 Sayılı kararı ile PSH ve sayaç okuma bedelleri nispi olarak tahsil edilmiştir. Danıştay 13. Dairesinin 06/04/2011 günlü ve 2008/2695 Esas 2011/1368 Karar sayılı kararı ile EPDK'nın 875 Sayılı Kurul kararının ekinde yer alan 20 dağıtım şirketi için gelir gereksinimi hesaplanması ve tarife metadolojisinin perakende satış tarifesinin geçiş döneminde uygulanmasına ilişkin 2.Bölümün B bendi ''...sayaç okuma ve faturalandırma hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone gurubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı, bu nedenle abone başına sabit bir ücret uygulanması gerektiğinin ortada olduğu, kaldı ki buna ilişkin maliyetlerin metadolojisinin 1.bölümünde abone başına sabit bir ücret olarak belirlendiğinin açık bir şekilde belirtildiği...'' gerekçesiyle iptal edilmiştir. Anılan iş bu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/05/2012 tarih ve 2011/1901 Esas 2012/798 Karar sayılı ilamı ile ''...davacı şirketin ürettiği elektriği serbest tüketicilere sattığı ve perakende satış hizmet tarifesinin kWh üzerinden alınmasına ilişkin kuralın serbest tüketiciler yönünden hukuka aykırı olduğu iddiasında bulunulduğunun anlaşıldığını, bu durumda davacının dava konusu işlemlerin iptali isteminin serbest tüketicilere yönelik olduğu dikkate alındığında Daire kararının da ''serbest tüketicilerle'' sınırlı olarak uygulanacağı...'' gerekçesiyle düzeltilerek onanmıştır. Bilindiği üzere iptal kararları iptali istenen tasarrufu ve ona bağlı işlemleri yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırmakta, yani geçmişe etkili olmaktadır. İşlem hiç yapılmamış gibi hüküm ve sonuç doğurur, işlemden önceki hukuki duruma dönülür ve genele etkilidir. Bu durumda öncelikle davacının serbest tüketici olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Davacının serbest tüketici olduğunun tespiti halinde ise iptal kararı ile işlem öncesi hukuki duruma geri dönüleceğinden davacıdan fazladan ödediği miktarın hesaplanarak iadesine karar vermek gerekecektir. Talep edilen dönemde ve dava tarihinde yürürlükte bulunup uygulanması gereken Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliğinin kapsam başlıklı 2.maddesine göre bu yönetmelik gerçek ve tüzel kişilerin hangi koşullarda serbest tüketici olabileceklerini, serbest tüketiciler ile elektrik enerjisi ve/veya kapasite satın aldıkları lisans sahibi tüzel kişilerin hak ve yükümlülüklerini ve uygulamaya ilişkin kuralları kapsamaktadır. Yönetmeliğin 13.maddesinde serbest tüketici tanımlanmış olup, buna göre kurul tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimde bulunması veya iletim sistemine doğrudan bağlı olması nedeniyle tedarikçisini seçme serbestliğine sahip gerçek veya tüzel kişi serbest tüketici olarak tanımlanmıştır. 14. Maddede ise limitler belirlenmiş olup, her yılın 31 Ocak tarihine kadar Kurul tarafından belirlenerek yayınlanan elektrik enerjisi miktarının tüketilmesi halinde serbest tüketici sıfatının kazanılacağı anlaşılmaktadır. Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliğinin 5.maddesinde ise belirtilen koşulları sağlayan tüketicilerin serbest tüketici olarak kabul edileceği açıklanmıştır. Maddeye göre iletim sistemine doğrudan bağlı olan tüketiciler, bir önceki takvim yılına ait toplam elektrik enerjisi tüketimleri serbest tüketici limitini geçen tüketiciler, içinde bulunulan yılda gerçekleşen toplam elektrik enerjisi tüketimleri serbest tüketici limitinde geçen tüketiciler serbest tüketici olarak kabul edilir. Yönetmelikte belirlenen limitler ise 2006 yılı için 6 milyon kWh, 2007 yılı için 3 milyon kWh, 2008 yılı için 1,2 milyon kWh, 2009 yılı için 480 bin kWh, 2010 yılı için 100 bin kWh, 2011 yılı için 30 bin kWh'tır. 19/09/2016 tarihli bilirkişi ek raporundan raporundan anlaşılacağı üzere davacı tüketimleri incelendiğinde 2007 yılı itibarıyla tüketiminin yıllık olarak 3.377.456,45 kWh tüketim olduğu, sonraki yıllar tüketiminin de bu miktarın çok üzerinde olduğu, dolayısıyla davacının tüketim miktarlarının yönetmelikte belirtilen limitlerin üzerinde olması sebebiyle talep edilen dönem itibariyle davacının serbest tüketici sıfatına haiz olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı taraf davacının ikili anlaşması bulunmadığı gibi ulusal tarifeden enerji almasına yönelik sözleşme bulunduğunu, bu nedenle serbest tüketici sayılmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür. Yukarıda açıklanan yönetmelikte belirlenen miktardan daha fazla enerji tüketiminin yapılmış olması veya iletim sistemine doğrudan bağlı olması sebebiyle tedarikçisini seçme serbestisine sahip kişi serbest tüketicidir. Serbest tüketici şartları olmasına rağmen ikili anlaşma yapılmasının zorunlu olduğuna dair yönetmelikte bir hüküm yoktur. Eğer serbest tüketici kabul edilebilmek için ikili anlaşma yapılması da gerekli olsaydı yönetmelikte bu hususta açıkça gösterilirdi. Bir hakkın kazanılması ile kullanılması ayrı hususlar olup, yukarıda açıklanan yasal mevzuat kapsamında serbest tüketici limitini dolduran davacının dilediği lisanslı tedarik şirketinden PSH bedeli dahil enerji bedeli üzerinden ikili anlaşma yaparak elektrik alma hakkı mevcuttur, ancak serbest tüketici hakkının kazanılması ile bu hakkın kullanılmamış olması serbest tüketici olma hüviyetini ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim EPDK Enerji Piyasası Daire Başkanlığının Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderdiği ve davacı vekilinin 20/03/2017 tarihli yazılı beyan dilekçesine ekli yazısında da ''bir tüketicinin serbest tüketici vasfına haiz olması ile bu vasfından kaynaklanan tedarikçi seçme hakkını kullanması birbirinden ayrı durumlar olup, yaygın bir hata olarak serbest tüketici kavramı sadece tedarikçi seçme hakkını kullanmış olan tüketicileri ifade eder şeklinde kullanılabilmektedir.'' şeklinde durum ifade edilmiştir. Bilirkişi raporlarında da davacı serbest tüketici olarak kabul edildiğinden, gerek davacının ikili anlaşma yapmaması gerekse mevcut olan sözleşmesi serbest tüketici kabul edilmesini engeller mahiyette görülmediği gibi talep edilmesi engelleyici nitelikte görülmemiştir. EPDK Tarifeler Dairesi Başkanlığının 24/11/2017 tarihli yazısının serbest tüketici ile ilgili kısmına açıklanan gerekçelerle itibar edilmemiştir. Davacının serbest tüketici olduğunun kabulünden sonra talep edebileceği miktarın tespiti gerekmektedir. Mahkememizce bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, hükme esas alınan 02/11/2015 tarihli bilirkişi raporu ve 19/09/2016 tarihli ek bilirkişi raporunda Danıştayın iptal kararı sonrası 01/01/2012 tarihinden itibaren PSHO OG abonelerinden 4.161, TL / ay ve Ag abonelerinden de 0.416 TL / ay olarak EPDK tarafından düzeltildiğini, buna göre 01/01/2012 tarihinden itibaren söz konusu Danıştay 13. Dairesinin kararı uyarınca perakande satış-sayaç okuma bedelinin maktu olarak uygulandığını, Bu durumda davalının itiraz dilekçesinde belirtmiş olduğu gibi alınması gereken perakende satış-sayaç okuma bedelinin alınan bedelden mahsubunun mümkün olmadığını, 2006-2011 yılları arasında perakende satış bedeli ve sayaç okuma bedeliyle ilgili kurul kararı ve yönetmelik hükmü Danıştay kararı gereğince hükümsüz kaldığını, Danıştay iptal kararının genele uygulanabilirliği de göz önüne alındığında davacıdan tahsil edilen ve kök raporda hesaplanan 29.850,30 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin mümkün olduğunun belirtildiği görülmüş olduğundan , hüküm kurmaya elverişli yasal ve yeterli görülerek talep nazara alınarak davanın kısmen kabulü gerekmiştir. Dava tarihinden sonra 6719 Sayılı yasayla 6446 Sayılı yasada bir takım değişiklikler yapılmıştır. 21.madde ile 6446 sayılı yasanın 17.maddesi değiştirilmiş ve ilaveler yapılmış, 17.maddenin 10.fıkrasında kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda Tüketici Hakem Heyeti ile Mahkemelerin yetkisi bu bedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunu denetimi ile sınırlı olduğu hükmü getirilmiştir. 6719 Sayılı yasanın 26.maddesiyle de 6446 Sayılı yasaya ekli geçici 20.maddede ise Kurul kararına uygun olarak tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, PSH, iletim, kayım kaçak bedelleriyle ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi dava ve başvurular hakkında 17.madde hükmünün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle anılan düzenlemeninde değerlendirilmesi gerekmektedir. 6719 Sayılı yasayla değişik 6446 Sayılı yasanın 17.maddesinin d bendinde perakende satış tarifeleri tanımlanmış ve dava konusu PSH'de bu tarife içine alınmış olmakla birlikte bu hükümler serbest tüketici olmayan aboneler için geçerli ve bağlayıcı niteliktedir. EPDK'nın PSH bedelinin tahsili yönündeki Kurul kararını İdari Yargıda serbest tüketiciler yönünden iptal edilmiş olmakla, serbest tüketiciler için dava konusu 2006-2011 dönemi için PSH bedeli ve sayaç okuma bedelinin tahsiline olanak sağlayan bir Kurul kararı söz konusu değildir, söz konusu olmadığı gibi aynı dönemde tedarikçisini seçmeyen serbest tüketiciler içinde yürürlüğe konulmuş son kaynak tarifesi bulunmamaktadır. EPDK tarafından dava konusu dönemde yürürlüğe konmuş tarifelerde yer alan PSH bedelinin serbest olmayan tüketiciler için geçerli olduğunun sabit olması davacının serbest tüketici olması sebebi ile geçici 19.madde hükmüne göre EPDK'nın söz konusu dönemdeki kararlarının PSH bedeli tahsiline olanak tanımaması dikkate alındığında 6719 Sayılı kanunla değişik 6446 sayılı yasanın 17.maddesine göre talep hakkı ortadan kalkmayacaktır. Aynı şekilde 2011 yılı içinde sayaç okuma bedelinin nispi olarak tahsili konusunda serbest tüketiciler için geçerli bir EPDK kararı ve uygulamaya konulan son kaynak tarifesi bulunmaması sebebiyle sayaç okuma bedeliyle ilgili talep hakkının da ortadan kalkmayacağı görülmektedir. Dava edilen dönemde davacı serbest tüketici olup, davalı şirket ile herhangi bir pazarlık yapıp sözleşme yenilememiştir, ancak davalı dağıtım şirketi de davacıya serbest tüketici olduğu yönünde herhangi bir bildirimde bulunmamış, EPDK kararları tarifesini esas alarak fatura düzenlemiştir. Kanunların tarifelerden önce uygulanması gerektiği anlaşılmakla, 6719 Sayılı kanunla değişik 6446 sayılı yasanın 17/d bendinin davalının uyguladığı tarifelerde yer alan PSH ve sayaç okuma bedelinin serbest tüketici açısından uygulama kabiliyetinin olmadığı, tarifelerde yer alan bedellerin serbest tüketicilerde uygulanabileceği ve değişiklik öncesi dönem için PSH bedeliyle sayaç okuma bedeli dayanağının EPDK kararı olup idari yargıda iptal edilmesi sonucu ortadan kalktığı da dikkate alındığında, davacının fazladan ödediği PSH ve sayaç okuma bedelini talep edebileceği ve talebin 6719 Sayılı yasa kapsamında olmayacağı kanaatine varılmıştır. Davalı tarafın itirazlarının değerlendirilmesinde; tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili olduğu, buna göre davanın gerek dava konusu edilen dönemde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı TTK, gerekse dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK hükümlerine göre ticari nitelikte olduğu, mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla, bu yöne ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Tarafların yerleşim yeri Samsun olup, taraflar arasındaki elektrik enerjisi satışına ilişkin sözleşmenin yapıldığı yer ve ifa yeri de Samsun olmakla, 6100 Sayılı HMK hükümlerine göre mahkememizin yetkili olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının işbu dava ile fazladan ödediğini iddia ettiği PSH ve sayaç okuma bedelinin davalıdan tahsilinin talep edildiği, talebe göre işbu davanın açılmasında hukuki yararının bulunduğu görülmekle bu hususa ilişkin itirazlarda kabule şayan değildir. Davalı tarafın zamanaşımı defi yönünden ise, dava dilekçesinde talep edilen miktara yönelik zamanaşımı defi ile ıslaha yönelik zamanaşımı definin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki ilişki sözleşmesel nitelikte olup, talep edilen dönemdeki yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 125 ve dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 146.maddesine göre zamanaşımı süresi 10 yıldır. Her ne kadar dosya içerisinde 2010 dönemine ait sözleşme olup öncesine ilişkin yazılı sözleşme dosyada bulunmamakta ise de, 2007 yılı Nisan ayından itibaren taraflar arasındaki akti ilişkinin başladığı anlaşılmaktadır. Zamanaşımının başlangıcı ise TBK 149.maddesine göre alacağın muaccel olduğu tarihtir. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hallerde ise bu bildirim yani temerrüt tarihinden itibaren başlayacaktır. Davacı taraf Nisan 2007 -Ocak 2010 dönemi için talepte bulunduğuna göre dava tarihi itibariyle dava dilekçesinde belirtilen kısım yönünden zaman aşımının dolmadığı sabittir. Davacı vekili 02/10/2017 tarihli dilekçesiyle talebini ıslah etmiş, davalı vekili 12/10/2017 tarihli dilekçesi ile ıslah talebini kabul etmediğini bildirmiş, zamanaşımı definde bulunmuştur. Öncelikle zamanaşımının bir itiraz olmayıp defi olduğu ve yasal cevap süresi içerisinde ilerisi sürülme zorunluluğu olmadığı belirtilmelidir. Ancak yasal süreden sonra ileri sürülmesi halinde davacı tarafından derhal ve açıkça savunmanın genişletildiği gerekçesiyle karşı konulması gerekir. Bu durumda zamanaşımı defi artık incelenmez. (Yargıtay 2. Hk. Dairesinin 23/11/1982 tarih 8155 Esas 8779 Karar sayılı örnek ilamı) Davacı talebini 02/10/2017 tarihli dilekçeyle ıslah etmiş, ıslah dilekçesi tebliğe çıkmadan 12/10/2017 tarihli dilekçe ile davalı vekili ıslah dilekçesini kabul etmediğini bildirmiştir. Davacının dava dilekçesi ile Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül 2007 aylarına ait faturaları da dava konusu ettiği görülmüş olunup Islahın 02.10.2017 tarihinde yapıldığı göz önüne alındığında bu tarihli alacaklar için ıslah zaman aşımının dolduğu anlaşılmakla Ekim 2007 tarihli öncesi alacak talebi yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının ihtirazi kayıt koymaksızın ödeme yapması talep hakkını engellemeyeceğinden, bu yöne ilişkinde savunmalar yerinde görülmemiş, davacının serbest tüketici olmadığı ve ikili anlaşmasının bulunmadığına yönelik davalı savunmalarına karşı yukarıda ayrıntılarıyla açıklamalar yapılmış olmakla ve diğer tüm savunmalarda yerinde görülmemiş, dava dilekçesi ile talep edilen kısım yönünden dava tarihinden, itibaren avans faize hükmetmek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, Davanın 29.850,30 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına, Harçlar : Alınması gerekli 2.039,07 TL harçtan peşin ve ıslahta alınan 590,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.448,42 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına. Yargılama giderleri : a)Davacı tarafça yapılan başlangıçta ödenen başvurma harcı 27,70 TL, müzekkere ve tebligat gideri 202,00 TL, posta ücreti 33,80 TL ve bilirkişi ücreti 2.850,00 TL olmak üzere toplam 3.113,50 TL yargılama giderinden kabul red miktarına göre hesaplanan 2.687,18 TL gider avansının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine. b)Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 590,65 TL peşin ve ıslah harcı gideri toplamının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, Vekalet ücretleri : a)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 3.582,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine. b)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, Sair hususlar : a)Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. b)Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine. Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe veya zabıt katibine sözlü beyanın tutanağa bağlanması suretiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/04/2018 Katip ... Hakim ... Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-imza ile imzalanmıştır.