İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1010 E. 2018/223 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/1010
Karar No
2018/223
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2016/1010 Esas - 2018/223 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/1010 KARAR NO : 2018/223 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : Maddi, manevi tazminat. BİRLEŞEN DAVA DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI :... VEKİLİ : ... DAVA : Maddi tazminat. DAVA TARİHİ : 01/12/2016 KARAR TARİHİ : 23/03/2018 KARAR YAZIM T. : 02/04/2018 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili 01/12/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle;davacının 01/03/2010 tarihinde yaya kaldırımında yürürken davalı ...'nun sevk ve idaresinde olan ... plakalı araçla kaldırımda yaya olarak yürüyen davacıya çarptığını, bu nedenle manevi zarar yönünden 15.000,00 TL'nin davalı ...'dan ve maddi tazminat yönünden ise 3.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep ettiği, adli yardım talebinde bulunduğu ayrıca, davalı ... adına kayıtlı araç üzerine ve diğer taşınmaz malları ile para ve hakları üzerinde ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili 30/12/2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle;davanın süresinde açılmadığını, davacının olay tarihinde 13 yaşında olduğunu, davacının durumunun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunu, davacının olay tarihinde 13 yaşında olmasından dolayı kanunen çalışmasının yasak yaş aralığında olduğunu, hakkında geçici iş göremezlik hükümlerinin uygulanması gerektiği beyanının hukuki bir değeri bulunmadığını, olay tarihinde ve sürecindeki maddi zararları ispat külfetinin davacıya ait olup, kusur durumunun incelenmesi gerektiğini, manevi tazminatın bir ceza olmadığını, zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerektiğini belirtiğini, davanın 6 sene sonra açıldığını ve aradan geçen zaman zarfı göz önüne alındığında manevi tazminat bakımından manevi elem olgusunun ve derecesinin bu davada tartışılır olduğunu, davalı adına kayıtlı aracın mesuliyet ve kasko sigorta poliçelerinin mevut olduğunu, davalı lehine her iki poliçenin de diğer davalı ... tarafından düzenlendiğini beyanla davalıya ait ... plakalı aracın üçüncü kişilere devir ve temlikinin teminatsız önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili 02/01/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle;davacının dava açmadan evvel müvekkil şirkete talebi ile ilgili gerekli tüm evraklarla birlikte usulüne uygun yazılı başvuru yapması gerektiğini, müvekkil şirket tarafından istenilen evraklar temin edilmediğini, doğrudan doğruya dava açmasının kanuna aykırı olduğunu, davanın müvekkil şirket açısından dava şartı yokluğu nedeniyle reddini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin teminat kapsamında olmadığını, müvekkil şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurununu bulunmadığını, poliçede sadece sürekli maluliyet hallerinin teminat altına alındığını, müvekkil şirketin sorumluluğundan bahsedilmesi için sürekli sakatlık halinin ispatlanması gerektiğini, maluliyet oranının kesin olarak saptandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde tedavi gideri ve geçici iş göremezliğe ilişkin taleplerin poliçe kapsamında olmadığını, müvekkil şirketin sorumlu olmadığını, buna ilişkin talepler bakımından SGK'nun sorumluluğunun bulunduğunu, 6111 sayılı Kanun ve sonraki yasal düzenlemeler gereğince tedavi gideri talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sigortacı olan müvekkil şirketten ancak KTK 98. ve 99. maddeleri uyarınca, gerekli tüm belgelerle birlikte yapılan müracaattan 8 iş günü sonrasından itibaren faiz talep edilebileceğini, ancak dava açılmadan önce müvekkil şirkete yapılan usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını, müvekkil şirkete başvuru şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili 13/01/2017 tarihinde verdiği cevaba cevap dilekçesinde özetle;davalı şirket ve davalı ...'nun zamanaşımı iddiasında bulunduğunu, söz konusu fiilden dolayı dava zamanaşımı TCK 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olduğunu, olay tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımının dolmadığını, kaza tespit tutanağında ve kusur raporunda davalının tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini beyanla davanın kabulünü talep etmiştir. Toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi: Davacı vekili, dava dilekçesi ekinde fakirlik belgesi örneği, davacıya ait epikriz raporu örneği, ZMS sigorta poliçesi ve sürücü belgesi ve ruhsat fotokopisi, kaza tespit tutanağı örneği ile 15/03/2017 tarihli delil dilekçesi ve 28/12/2017 tarihli dilekçesi ile davacının okula gidemediği günlere ilişkin rapor örneği ibraz etmiş, davalı ... vekili cevap dilekçesi ekinde müvekkili ile diğer davalı arasında akdedilmiş 30/01/2010 tarihli, ... poliçe numaralı özel otomobil paket sigorta poliçesi örneği sunmuş, davalı ... vekili cevap dilekçesi ekinde poliçe örneği ibraz etmiştir. Samsun Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nden ... plakalı aracı POL-NET incelemesi yaptırılmış, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'den davacıya ait tedavi evrakları getirtilmiş, Samsun Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden davacıya kaza nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, davalı ...'den hasar dosyası açılıp açılmadığı, davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı ve poliçe örneği celp edilmiştir. Kazada yaralanan davacı ...'a ait tedavi evrakları Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinden celp edilmiş, Adli Tıp Uzmanı tarafından düzenlenen 18/05/2017 tarihli raporda davacı ...'un kaza sebebiyle bir hafta süre ile iş ve güçten kalacağı tespit edilmiş, ayrıca aynı bilirkişiden 22/08/2017 tarihli ek rapor alınmıştır. Makine mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen 07/06/2017 tarihli raporda, meydana gelen kazada ... plakalı davalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, yaya davacı ...'un ise kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş, davacı vekili ve davalı ... vekili ayrı ayrı bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ibraz etmiştir. Aktüerya uzmanı bilirkişiden geçici iş görememezlik tazminatı ile ilgili 29/08/2016 tarihli rapor alınmış, davacı ...'un geçici iş göremezlik zararının 134,53 TL olduğu tespit edilmiş, davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesi beyan etmiş, Manevi tazminat miktarına esas olmak üzere davacı ve davalı ...'nun ekonomik sosyal durum araştırmaları yapılmıştır. Manevi tazminat miktarının değerlendirilmesi yönünden davacının rötuşsuz 9*13 ebatında fotoğrafı dosya arasına alınmıştır. Davacı tanığı ... duruşmada dinlenmiş, Adli Tıp uzmanı bilirkişi Mehmet Kocakaya'da 23/03/2018 tarihli celsede sözlü beyan alınmıştır. 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/496 Esas 2010/241 Karar sayılı kesinleşmiş mahkeme dosyası, dosya arasına alınmıştır. Dava ve birleşen dava, haksız fiil, hukuksal sebebine dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından, 01/03/2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle yaralanan davacı tarafından yaralanma sebebiyle davalılardan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı ...'nun trafik kazasına sebebiyet veren ... plakalı aracın maliki ve işleteni olduğu, birleşen dosya davalısının ise 13/01/2010 - 2011 tarihleri arasında ... plakalı aracın ZMS sigortacısı olduğu anlaşılmaktadır. Kusur durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 07/06/2017 tarihli makine mühendisi ... tarafından verilen raporda, davacının kusurunun olmadığı, davalı ...'in ise 2918 sayılı yasanın 84/g bendi gereği doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralını ihlali sebebiyle %100 kusurlu olduğu anlaşılmış, rapor hüküm kurmaya elverişli, yasal ve yeterli görülmüştür. Davacının kaza sebebiyle 19 Mayıs Üniversitesi'nde tedavi gördüğü anlaşılmakla, tüm tedavi evrakları celp edilmiş, 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/496 Esas 2011/241 Karar sayılı dosyası getirtilerek, davacı muayenesinin de yaptırılarak Adli Tıp Uzmanı bilirkişiden rapor alınmış, alınan raporda davacının yüz bölgesindeki yaralanmanın sabit iz olmadığı, bir hafta süreli iş güç kaybına sebebiyet vereceği ve tedavinin SGK kapsamında yapılabileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili 26/12/2016 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini açıklamıştır. Buna göre SGK kapsamında olmayan tedavi giderleri ve iyileşme süreci içerisinde yapılan masraflar ile geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı maddi tazminat taleplerini oluşturmaktadır. 6111 sayılı yasanın 59. maddesiyle değişik 2918 sayılı yasanın 98. maddesi gereği trafik kazaları sebebiyle oluşan yaralanmalardaki tedavi giderlerinden sosyal güvenlik kurumu sorumludur. Bu hüküm Kanunun yürürlük tarihinden öncesi kazalarda da geçerlidir. Buna göre davacı vekilinin, çok açık olmayan 26/12/2016 tarihli beyan dilekçesi kapsamında SGK'nun sorumlu olduğu tedavi giderlerinden davalıların sorumlu olmayacağı açıktır. Talebin SGK'nun karşılamadığı tedavi giderlerine yönelik olduğunun tespiti halinde ise bu tedavi giderlerinin yapıldığının davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafın bu yöne ilişkin sunmuş olduğu herhangi bir delili yoktur. Ancak davacının babası olup, dinlenilen tanık ...'un beyanlarından davacının kaza sebebiyle 7-8 kez ortopedi, plastik cerrah ve cildiye bölümüne başvurduğu, 100,00 TL plastik cerrah ücreti dışında başka ücret ödemediği, üniversiteye gidişlerinin toplu ulaşımla gerçekleştiği, SGK tarafından karşılanmayan ilaç bedellerinin kendisi tarafından karşılandığı, refakatçi ücreti ödemediği ve başkaca masraflar yapılmadığını bildirdiği görülmektedir. Bu beyanlar nazara alınarak Adli Tıp Uzmanı bilirkişiden yapılan masrafların SGK kapsamında olup olmadığı ve miktarı hususunda duruşmada sözlü beyan alınmış, bilirkişi beyanında, müşahede altında kalınması sebebiyle bir günlük masrafın 70,00 TL olabileceği, polikliniğe gidilmesinin normal olduğu, toplu ulaşım bedelinin 8 kez ve 2 kişi gidilebileceği, plastik cerrah ücretinin normal olduğu, yaralanmanın SGK'nun karşıladığı ilaçlarla tedavisinin mümkün olduğu, SGK'nun karşılamadığı ilaç konusunda ise dosyada veri olmadığını bildirmiştir. Böylece, davacının maddi tazminat talebinin bir kısmının SGK tarafından karşılanmayan giderler olduğu bu giderlerin bir günlük müşahede sebebiyle refakatçi harcamaları olan 70,00 TL olduğu, sonrasında 8 kez poliklinik muayenesi için toplu ulaşım araçlarıyla yapılan davacının küçük olması sebebiyle yanında en az bir kişiyle birlikte muayeneye gideceği düşünülerek ve Adli Tıp Uzmanı bilirkişinin beyanında geçen 1,75 TL * 16 = 28,00 TL ile 100,00 TL plastik cerrah özel ücreti toplamı, 198,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiş, delillere göre başkaca SGK kapsamında olmayan harcama yapılmadığı, ilaç bedeli talep edilmiş ise de meydana gelen yaralamanın SGK kapsamında tedavisi mümkün olduğu anlaşılmış, diğer taleplerin sabit olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı geçici iş göremezlik sebebiyle maddi tazminat talep etmiş ise de kaza tarihinden davacının 14 yaşında olup, 8. sınıf öğrencisi olduğu ve gelir getiren bir işte çalışmasının söz konusu olmadığı, bu nedenle tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı bir kazanç kaybı olmadığından (Yargıtay 17. HD'nin 2016/9637 Esas 2017/7037 sayılı örnek ilamı) geçici iş göremezlik talebinin de reddi gerekmiştir. Davacının meydana gelen kaza sebebiyle yaralandığı sabit olup, TBK 56. maddesi gereği manevi tazminat şartları oluşmuştur. Manevi tazminat miktarının tespiti yönünden 22/06/1966 tarih 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gerekçesindeki tespitler nazara alınmıştır. Buna göre meydana gelen kazada davacının kusurunun olmaması ve bir hafta süreyle iş güç kaybına sebebiyet verecek şekilde yaralanmış olması (ceza dosyasındaki 26/03/2010 tarihli rapora göre hayati tehlikenin bulunmadığı, BTM ile giderilebilecek nitelikte olduğu), yaralanmanın yüz bölgesinde olması özellikle nazara alınmıştır. Ayrıca tarafların ekonomik sosyal durumları, davacının yaralanma sebebiyle belirli bir süre okula gidememiş ise de bu sebeple herhangi bir zarara da uğramadığının dosya kapsamından anlaşılması nazara alındığında talep miktarının zenginleşmeye yer olacak şekilde fazla olduğu görülmekle yukarıdaki gerekçe ile yaralanmanın bulunduğu yer, iyileşme süreci içerisindeki davacının çektiği acı, elem, keder, ızdırap nazara alınarak 1.500,00 TL manevi tazminata hükmetmenin hak ve nesafet kurallarına uygun olacağı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü gerekmiştir. Kaza tarihi 01/03/2010 olup, KTK 109/1 maddesine göre zamanaşımı süresi iki yıl ise de aynı maddenin 2. fıkrasına göre olayda ceza zamanaşımı uygulanmasının gerektiği, ceza dosyasında TCK 89/1 maddesinde ceza verilmesi nazara alındığında ve cezanın üst sınırına göre TCK 66. madde gereği zamanaşımının 8 yıl olduğu ve dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı definin reddi gerekmiştir. 2918 sayılı yasanın 14/04/2016 tarihinde değişikliğe uğrayan 97. maddesi ile davadan önce sigorta şirketine başvuru dava şartı haline getirilmiştir. Ancak davalı sigorta şirketine ait poliçenin kapsamı kaza tarihine göre olup, o tarih itibariyle de değişiklik yürürlükte olmadığından sigorta şirketine başvuru yapılması, dava şartı niteliğinde kabul edilmemiştir. Her ne kadar mahkememizce bu nedenle sigorta şirketine karşı açılan dava, dava tarihinden önce bir başvuru olmadığından tefrik edilmiş ise de daha sonradan bu hususun tamamlanabilir bir eksiklik olduğu ve davacı tarafında sigorta şirketine 12/05/2017 tarihinde başvuru yapılarak eksikliğin giderdiği anlaşılmakla, tefrik edilen dosya yeniden bu dosyayla birleştirilmesine karar vermek gerekmiş, bu yöne ilişkin sigorta şirketinin itirazları kabule şayan görülmemiştir. Dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine herhangi bir başvuru yapılmadığından davalı ... davadan önce temerrüde düşmemiştir. Bu nedenle bu davalı yönünden faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiği anlaşılmış, diğer tüm itiraz sebepleri dosya kapsamına göre yerinde görülmediğinden davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın ve birleşen davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-1.500,00 TL manevi tazminatın 01/03/2010 kaza tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, 2-198,00 TL maddi tazminatın 01/03/2010 kaza tarihinden işleyecek (sigorta şirketi yönünden dava tarihinden) yasal faizi ile davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine, 3-Alınması gerekli 115,99 TL harcın davalılardan (davalı ...'nin sorumluluğu 13,50 TL olmak üzere) alınarak hazineye gelir kaydına. 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 10/4 maddesi gereğince hesaplanan 198,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine. 5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden ve red sebebi ortak olduğundan maddi tazminat yönünden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince red edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.180,00 TL'nin davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine. 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 10/4 maddesi gereğince hesaplanan 1.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ndan alınarak davacı tarafa verilmesine. 7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince red edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.500,00 TL'nin davacı taraftan alınarak iş bu davalıya verilmesine. 8-Dosyanın adli yardımlı olması nedeniyle suç üstü ödeneğinden karşılanan 174,60 TL posta masrafı, 600,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL Adli Tıp rapor ücreti olmak üzere toplam 874,60 TL yargılama giderinden kabul oranına göre hesaplanan 57,72 TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, geri kalan 816,88 TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına. 9-a)Davacı tarafça maddi tazminat yönünden yapılan 66,00 TL yargılama giderinin kabul oranına göre hesaplanan 4,36 TL'nin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazla kısmın kendi üzerinde bırakılmasına. b)Davacı tarafça manevi tazminat yönünden yapılan 56,10 TL posta masrafının kabul oranına göre hesaplanan 5,61 TL'nin davalı ...'ndan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazla kısmın kendi üzerinde bırakılmasına. 10-Davalı ... tarafından yapılan 11,00 TL yargılama giderinin red oranına göre hesaplanan 10,27 TL'nin davacıdan alınarak iş bu davalıya verilmesine. 11-Birleşen dosya yönünden davacı tarafça sarf edilen 11,00 TL yargılama giderinden kabul oranına göre hesaplanan 0,73 TL'nin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına. 12-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. 13-Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine. Dair, taraf vekillerinin yüzünde tebliğden maddi tazminat yönünden kesin, manevi yönden tebliğden itibaren iki hafta içinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça anlatıldı, usulen tefhim edildi. Katip ... Hakim ...

Atıf: Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1010, K. 2018/223, T. 23.03.2018, www.arakarar.com/karar/samsun-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-1010-e-2018-223-k-82a4bc8e3645