İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/267 E. 2024/91 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/267
- Karar No
- 2024/91
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/267 Esas KARAR NO : 2024/91 DAVA : İtirazın İptali (Alacak)(Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/06/2020 KARAR TARİHİ : 08/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ... Turizm Tic. Ltd. şirketinin 2017 Aralık ayı ile 2019 Mayıs ayları içerisinde İstanbul ... Otogarı ... Numaralı peronda, acente sıfatı ile bilet satış işlerini ifa ettiğini, bu süreçteki ana ediminin, firma otobüsleri için yolculara bilet satmak olduğunu, yaptığı işe karşılık davalı firmanın ana ediminin ise, sattığı ve internetten satılan biletlerden elde edilen gelirin belli bir kısmını komisyon bedeli olarak tarafına ödediğini, davalı şirketin her ayın belirli dönemlerinde komisyon hak ediş bedelini acenteye bildirdiğini ve acente hak edişine uygun faturayı muhatap davalı şirkete “Komisyon Bedeli” açıklamasıyla düzenlediğini, acentenin hesabına hak ettiği komisyon bedelinin banka aracılığıyla gönderildiğini, aralarındaki hukuki ilişkinin devamı boyunca, davalı şirketin tüm taleplerine rağmen, kötüniyetli bir şekilde elindeki ekonomik ve diğer her türlü güce dayanarak hiçbir zaman aralarındaki sözleşmeyi yazılı şekilde düzenlemeye yanaşmadığını, anlaşma şartlarının yazılı olmamasından faydalanarak, bu şartları birçok kez aleyhine olacak şekilde değiştirdiğini, içinde bulunduğu ekonomik koşullar ve aralarındaki akdin sonlandırılması endişesiyle bu dönemde değiştirilen birçok haksız hükme rağmen işini yapmaya devam ettiğini, davalı ... Turizm Tic. Ltd. Şti. ile aramızdaki hukuki ilişkinin devamı süresinde, 2018 yılına ait olmak üzere altı adet faturalandırılmış komisyon alacağı olmasına karşın, bu alacakları, aralarındaki ilişki süresince hiçbir şekilde ödenmediğini ve davalı tarafça, nakit sıkıntısı çekilen sektör gerekçe gösterilerek, bu alacakları için daha sonraki bir dönemde ödeme tahhüdünde bulunulsa da herhangi bir ödeme yapılmadığını, seri ..., 15/03/2018 tarihli ve 9.500,00 TL bedelli, seri ..., 31/03/2018 tarihli ve 9.500,00 TL bedelli, seri ..., 31/05/2018 tarihli ve 24.047,00 TL bedelli, seri ..., 30/09/2018 tarihli ve 12.390,00 TL bedelli, seri ..., 30/09/2018 tarihli ve 9.440,00 TL bedelli, seri ..., 31/12/2018 tarihli ve 14.998,98 TL bedelli faturaların tanzim edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, alacaklarını talep etmesine karşılık davalı şirketin T.C. İzmir ... Noterliği aracılığıyla gönderdiği 29.05.2019 tarihli İhbarname ile, görülen lüzum üzerine, aralarındaki bilet satış ilişkisine son verdiklerini bildirdiğini, davalı şirket ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, borçlu davalı şirket tarafından yapılan İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, fazlaya ilişin hakları saklı olmak kaydıyla ve şimdilik davaya konu edilen kısım için, itirazın iptaline ve takibin devamına, borçlu davalı şirket tarafından haksız ve kötüniyetli olarak yapılmış itiraz sebebiyle, ıslah edilmesi halinde ıslahta belirtilen bedel üzerinden, ancak şimdilik dava bedeli üzerinin %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına ve yargılama giderlerinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın birden fazla işletmenin acentalığını yaptığı dikkate alındığında kısmi dava açmadaki maddi imkansızlık gerekçesinin T.M.K md. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması olduğunu, bu nedenle kısmi dava olarak açılan bu davanın T.M.K md. 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olarak açıldığı ve H.M.K 119/ 1. Madde anlamında da bu davada dava konusu hakkın bölünebilmesinin mümkün olmadığı, açılan iş bu davanın icra takibinde talep edilen bedel üstünden açılsa dahi düşük bir miktar dava masrafının olacağını, davacı tarafın davanın kaybedilmesi durumunda ödemek zorunda kalacağı masraflardan ilk etapta kaçınmak adına bu şekilde dava açma yolunu tercih ettiğini, bu nedenle davacı tarafın ileri sürdüğü gerekçe ile bu şekilde kısmi dava açabilmesi bakımından hukuki yararının bulunmadığı düşüncesi ile davanın esasına girilmeden usulden reddi gerektiğini, ülke genelinde ulaştırma sektöründeki ve aynı şekilde müvekkili firmanın acentaları ile çalışmasında işleyiş ve teamüle göre, acenta firma yolculara biletlerini sattığı, bu satmış olduğu biletlerin bedelini ve yolcuların sayısını gösteren bir yolcu listesi hazırladığını, bu yolcu listesinde yolcuların sayısını, acenta olarak kendi alacağı komisyon bedeli ve adına çalıştığı firmanın alacağı rakamın ayrı ayrı gösterileceğini, bu yolcu listesinde belirtilen komisyon bedelini ve başka harcamalar varsa bunları acentanın peşin olarak bilet satış yazıhanesinde alacağını ve tahsil edeceğini, geri kalan miktarı adına bilet sattığı çalıştığı firmaya vereceğini, acentanın bu peşin olarak tahsil etmiş olduğu komisyon bedeline ilişkin olarak da komisyon faturasını daha sonra çalıştığı firmaya göndereceğini, müvekkili firmanında davacı taraf ile bu şekilde ve güvene dayalı çalışma sistemi içerisinde çalıştığını ve davacı tarafça düzenlenen faturaların açık yada kapalı olmasını önemsemeden ve dikkat etmeden kabul ettiğini, davacı tarafından peşin olarak tahsil edilmiş olan komisyon bedelleri bakımından müvekkili firmanın davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkili firmanın daha önce davacı tarafın babası tarafından işletin firma ile acenta olarak çalıştığını ve bu firmanın kendisi çalışmaya son verince yeni bir acenta ile çalışmaya başlayıncaya kadar davacı tarafın geçici olarak kısa bir süre müvekkili firmaya acentalık hizmeti verdiğini, müvekkili firmanın davacı tarafın yeterli performansı gösterememesi üzerine kalıcı olarak çalışacağı başka bir acenta bulunca davacı taraf ile çalışmasını durdurduğunu, davacı tarafın müvekkili firmanın kendisi ile çalışmaması nedeniyle bu davayı alacağı olmadığı halde haksız ve kötü niyetli olarak açtığını ve müvekilli firmanın davacıya borcu olmadığını belirterek, davanın reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli takip ve davası nedeniyle takip çıkışındaki miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İzmir .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası, SMMM ile Karayolu Taşımacılığı alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 10.02.2022 tarihli bilirkişi raporu ve 16.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporu, İstanbul Ticaret Odası Başkanlığı ve İzmir Ticaret Odası Başkanlığı yazı cevapları, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyası aracılığı ile yaptırılan davacı ...'ın yemin edası, Davacı vekili 07.03.2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; her ne kadar toplam asıl alacak miktarı 79.875,98 TL olsa da, davanın açıldığı zamanki sosyal ve ekonomik durumun, davanın içtihatlarla belirlenen hukuki menfaatin varlığı gerekçesi ile kısmi olarak açılmasını gerektirdiğini, bu nedenle, asıl alacak miktarının 79.875,98 TL olduğunun dava dilekçesinde belirtilerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutulmak suretiyle itirazın iptalinin 5.000,00 TL üzerinden talep ettiklerini, itirazın iptali davalarında hak düşürücü sürenin bir (1) yıl olduğu göz önüne alındığında ıslah ile itirazın iptaline konu olacak geri kalan bedelin artırılmasının hak düşürücü süre bakımından mümkün olmadığını, 5.000,00 TL bedelle itirazın iptali olarak açılan davanın ıslah suretiyle toplam 79.875,98 TL üzerinden alacak davasına çevrilmesi gerektiğini belirterek, ıslah talebinin kabulüne ve davanın alacak davası olarak yürütülmesine, ayrıca ıslah yolu ile arttırdıkları kısım ile dava dilekçesinde talep ettikleri miktarların birleştirilmesi sonucu toplam 79.875,98 TL'nin alacağın muaccel olduğu tarih itibariyle ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiş ve ıslah harcını ikmal etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen Acenta Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır. İzmir .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 79.875,98 TL asıl alacak, 1.198,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 81.074,12 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının süresinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu ve davacı tarafça süresinde 5.000,00 TL yönünden itirazın iptali davası açıldığı, davacı tarafça davanın 07.03.2023 tarihinde 79.875,98 TL alacak davası olarak ıslah edildiği ve ıslah harcının yatırıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de, sözleşmenin fesih tarihi olan 29.05.2019 ile ıslah tarihi olan 07.03.2023 tarihi arasında 5 yıllık sürenin dolmadığı, TBK'nın 147/5.maddesi uyarınca acentecilik sözleşmelerinden doğan alacaklarda zamanaşımı 5 yıl olduğundan ve 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir. Davalı her ne kadar tanık dinletmek istemiş ise de, dava değeri ve davanın niteliği dikkate alınarak davalının tanık dinletme talebi reddedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nun 222.maddesi uyarınca, mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya tarafların birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerini ibraz eden tarafın sunmuş olduğu defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre defterlerin eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter ve kayıtların birbirini doğrulamış olması gerekir. Bu şartları bulunması halinde karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği takdirde incelenen ticari defter ve kayıtları sahibi lehine delil olarak kabul edilir. Dava, davacı ile davalı arasındaki acentelik sözleşmesi kapsamında komisyon bedellerinin ödenmediği iddiası ile açılan alacak davasıdır. Davacı taraf davalının acente olarak çalıştığı dönemdeki nakit olarak bilet bedeli olarak ilgililerden tahsil edilen ve davalı şirkete ödenen bilet bedellerine ait komisyon bedellerini davacı şirket tarafından kendisine ödenmediğini iddia etmektedir. Davalı taraf savunmasında davacı tarafından nakit olarak tahsil edilen bilet bedellerinden kaynaklı komisyon bedelini davacı tarafından peşin olarak tahsil edildiği ve davalıya ödenmesi gereken bedelin ödendiğini savunmuştur. Tarafların sunduğu belgeler ve davalının ve davacının ticari defterleri üzerinde taşıma uzmanı ve Mali Müşavir bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetince yapılan inceleme sonucu düzenlenen 10.02.2022 tarihli raporda; davacının işletme defteri tuttuğu, uyuşmazlık dönemine ait defter kayıtları, muhasebe fişleri, fatura ve irsaliyelerin usulüne uygun tanzim edildiği, davalının ticari defterlerine göre davacı tarafça davalıya düzenlenen faturaların tamamının ödendiği, 100.872,98 TL ödemeye ilişkin detayın davalının kayıtlarından anlaşılamadığı, davalı şirketin muhasebe yetkililerinin beyanına göre bu bedelin peşin olarak ödendiği belirtilerek bu hususta düzenlenen mahsup fişi kayıt edilerek mahsup yapılarak ödemenin gösterildiği, sonuç olarak mahsup fişinin resmi olmadığına kanaat getirilmesi halinde davacının davalıdan 79.875,98 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Ayın raporda yolcu taşımacılığı ile iştigal eden bazı firma ve acentelerle yapılan görüşmelerden Ulaştırma Bakanlığı'ndan alınan F1 belgesine göre yolcu taşımacılığı yapan firmalara acentelik eden acentelerin genel teamül ve örf ve adetlere göre uygulamanın komisyon oranlarının değişebileceği gerçeğinin ışığında Türkiye'de yolcu taşımacılığı yapan otobüs firmaları ile acentelik sözleşmesi yapan acentelerin bilet bedelinin nakit ödenmesi durumunda bilet bedeli içinden acentelik komisyonunun alınarak geri kalanının otobüs firmalarına ödediği, genel uygulamanın bu şekilde olduğu, post makinesinin otobüs firmasına ait olduğu, tüm bilet bedelinin doğrudan firma hesabına geçtiği ve komisyon bedelinin fatura kesilerek ödendiği yönünde uygulamaya yönelik tespit ve görüş ifade edilmiştir. Rapordaki bu tespitler ışığında nakit olarak tahsil edilen bilet bedellerindeki komisyon ücretinin tahsiline yönelik ticari örf ve adet olup olmadığı hususunda İzmir ve İstanbul Ticaret Odası'na ayrı ayrı yazı yazılmış, İstanbul Ticaret Odası ve İzmir Ticaret Odası tarafından gönderilen yazı cevaplarında bu konuda alınmış ticari örf ve teamülün bulunmadığı bildirilmiştir. Somut olayda uyuşmazlık davacı tarafından acente olarak bilet kestiği dönemde nakit olarak tahsil ettiği bilet bedellerinden komisyon ücretini peşin olarak tahsil edip etmediğine yöneliktir. Davacı tarafça davalıya düzenlenen faturaya konu acentelik hizmetinin verildiği yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu hizmetin karşılığında kesilen bilet bedeli karşılığı nakit olarak tahsil edilen paradan davacının komisyon bedelinin tahsil edip etmediği noktasında yapılan inceleme ve değerlendirmede, davalı tarafça bu bedele ilişkin kesilen faturalar karşılığında mahsup fişi düzenlendiği ve bu şekilde mahsup edilerek ticari defterlerinde de bu bedelin ödendiğinin belirtildiği, ödemenin davacı tarafından imzalanmış makbuz karşılığında yapıldığı yönünde bir savunma olmadığı gibi davacı tarafından imzalanmış ödemenin yapıldığına ilişkin dosyada yazılı bir belge ve delil bulunmadığı, davalı tarafça mahsup fişi düzenlenerek ödemenin belirtildiği bu belgede ödemenin alındığına ilişkin davacının imzasının bulunmadığı, nakit olarak tahsil edilen bilet bedellerinden komisyon bedelinin peşin olarak alınacağına ilişkin ticari örf ve adetin bulunmadığı, ödemeyi ispat külfetinin davalıya ait olduğu, davalı yazılı delil ile ödemeyi ispat edemediğinden yemin delilinin hatırlatıldığı, davalı tarafça yemin deliline dayanılarak karşı tarafa yemin teklif edildiği, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyası aracılığı ile davacı ...'ın yemin ettiği, davalı tarafça ödemenin ispat edilemediği, bu nedenle davacının davalıdan 79.875,98 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmakla, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE; 79.875,98 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 5.456,32 TL nispi ilam harcından, peşin alınan 85,39 TL nispi harç ile 1.279,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 4.091,93 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacının yatırmış olduğu 54,40 TL başvurma harcı, 85,39 TL nispi harç ile 1.279,00 TL ıslah harcı toplamı 1.418,79 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu 3.600,00 TL bilirkişi ücreti ile 306,25 TL tebligat-posta giderinden ibaret toplam 3.906,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacının yatırdığı gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde kendisine iadesine, Dair; davacı vekilinin E-duruşma yolu ile, davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/02/2024 Katip ... E-imzalıdır. Hakim ... E-imzalıdır.