İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/159 E. 2023/1007 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/159
Karar No
2023/1007
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/159 Esas KARAR NO : 2023/1007 DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) DAVA TARİHİ : 22/02/2023 KARAR TARİHİ : 14/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin birden çok şubesiyle uzun yıllardır güzellik merkezi sektöründe faaliyet gösteren köklü ve sektörde öncü konumda olduğunu, sektörde yapını büyütmek ve faaliyetlerini geliştirmek maksaydıyla davalıya ait Zübeyde Hanım Caddesi Hanım Apt. ... Karşıyaka-İzmir adresinde mukim ... Merkezini devralma hususunda görüşme sağlandığını bu görüşmelerin olumlu geçtiğini, akabinde haksız takibe konu bir düzene sıralı senet karşılığı anlaşma sağlanmış ise de davalı yanca satış işleminden vazgeçildiğini, müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin senetleri vermiş olması sebebiyle devrini talep etmesine karşın dükkanın devredilmediği gibi söz konusu senetlerinde müvekkiline geri verilmediğini, davacı yanca kötü niyetli olarak gerçekleşmeyen satış işlemine karşılık alınan sıralı senetlerden sonuncusu olan 25.000,00-TL bedelli 19/03/2018 düzenlenme ve 25/03/2019 ödeme tarihli senet için İzmir... İcra Dairesinin... esas sayılı takip dosyasında takibe geçildiğini, davalı yanca satış işleminden vazgeçildiğinden geçerli herhangi bir borç ilişkisinin mevcut olmadığını, davanın mesnetsiz ve hukuka aykırı olarak bedelsiz sıralı 12 adet senetten son numaralı senede dayanarak icra takibine geçildiğini, bedelsiz senede dayanılarak başlatılan haksız ve kötü niyetli icra takibi yönünden müvekkil şirketin borcunun olmadığının tespitine, davalı yanın haksız ve kötü niyetli icra takibi dolayısıyla davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya, dava dilekçesi ve duruşma günün usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, duruşmaya katılmadığı davaya karşı cevaplarını bildirmediği anlaşılmıştır. Dava; bedelsiz kalan bono iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Menfi tespite konu İzmir...İcra Müdürlüğü' nün... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacı aleyine, davacı...Epilasyon ve Güzelik Salonu Medikal Tıbbi Cihazlar Tur.İnş. San ve Tic. Ltd Şti keşideci, davalı ...'in lehtar, keşide tarihinin 19/03/2018 , ödeme tarihinin 25/03/2019 olduğu 25.000,00-TL bedeli bono dayanak gösterilerek takibin başlatıldığı ve takibin kesinleştiği görülmüştür. Mahkememizin 25/05/2023 tarihli celsesi 4 nolu ara kararı gereğince, tüm dosya kapsamı ve tarafların ticari defterleri incelenerek; takip konusu bononun taraf defterlerine kaydedilip kaydedilmediği, kaydedilmiş ise sebebinin belirtilmesi için Bilirkişiden alınan 03/08/2023 tarihli raporunda; "Davalı...’in 2018-2019-2020 yılına ait yasal defterlerinin ibraz edilmemiş olması sebebi ile yapılan incelemeler icra dosyası, dava dosyası ve davacı şirketin 2018-2019-2020 yılı yasal defterleri ile sınırlı kalmıştır. Sayın Mahkemenin 25.05.2023 tarihli görevlendirmesi çerçevesinde işbu raporun inceleme, değerlendirme ve tespitler bölümünde ayrıntısı ile belirtildiği üzere; -davacı ... Epilasyon ve Güzellik Salonu Medikal Tıbbi Cihazlar İnşaat San.Tic.Ltd.Şti. tarafından 19.03.2018 tarihinde 160.000-TL tutarında toplam 12 adet vadeli senet keşide edildiği, işbu senetlerin davacının kendi yasal defterlerinde kayıt altına alınmadığı, *Davalı yasal defterlerinin incelenememiş olması sebebi ile işbu senetlerin davalının yasal defterlerinde kayıtlı olup olmadığı konusunda tarafımca herhangi bir tespit yapılamadığı, -Davacı yasal defterlerinde davalı ... ile arasında gerçekleşen bir ticari ilişkiyi gösterir herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı, -Davacı yasal defterlerinde davalı...’in işbu davaya esas İzmir ...İcra Müdürlüğü ’nün... Esas sayılı dosyasında takip tarihi olan 27.02.2020 tarihi itibari ile herhangi bir borç/ alacak bakiyesi bulunmadığı, -İşbu davaya konu 19.03.2018 tanzim tarihli 25.03.2019 vadeli 25.000-TL tutarında senedin davacının yasal defterlerinde kayıt altına alınmadığı, -Davac nın yasal defterlerinde, davalı ...’in gerek işbu davaya konu gerekse işbu davaya esas İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına konu 19.03.2018 tanzim, 25.03.2019 vade tarihli 25.000-TL tutarındaki senetten kaynaklı herhangi bir borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiştir." şeklinde rapor sunduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve ... K. sayılı ilamında da benimsenmiştir ( HGK 2013/19-1155 E., 2014/660K.). Tüm bu nedenler ile bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu savlayan tarafa aittir. Davacı taraf bononun işyeri devri sözleşmesine karşılık olarak düzenlendiğini ancak devir işleminden vazgeçilmesi sonucu sıralı olarak verilen senetler ile dava konusu edilen bononun bedelsiz kaldığını iddia ettiğinden alt ilişkinin ispatı için yazılı delillerini sunması gerekecektir. Dava dilekçesinin ekinde yer alan whatsapp yazışmalarının davalı ile yapılmadığı bu hali ile yazılı delil başlangıcının dosyada bulunmadığı, her ne kadar davalı ticari defterlerini ibraz etmemiş ise de kambiyo senetlerinden olan bononun düzenlemesine esas alt ilişkinin davacı tarafça ispat edilemediği, bu hali ile senedin bedelsiz kaldığı soyut iddiadan öteye geçmediğinden mahkememizce hatırlatılan yemin delili de kullanılmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) : 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken karar ve ilam harcının (269,85 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubuna, 3-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/12/2023 Katip... E-imzalıdır. Hakim ... E-imzalıdır.

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/159, K. 2023/1007, T. 14.12.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-159-e-2023-1007-k-e7477290bd45