İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/69 E. 2026/70 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/69
Karar No
2026/70
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1040 KARAR NO : 2026/20 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/11/2025 KARAR TARİHİ : 12/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin otel işletmeciliği yaptığını, muhasebeci olarak çalışan davalı ... --------, şirket yetkilisi --------- vefatından ve diğer yetkili --------- şehir dışında olmasından faydalanarak, bilgileri dışında ele geçirdiği boş bir çek yaprağını hukuka aykırı şekilde doldurduğunu, söz konusu çekin, 11.11.2025 tarihli ve 30.000.000 TL meblağlı olarak davalının kendi adına düzenlendiğini ancak üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı ve bariz bir imza uyuşmazlığı bulunduğunu, davacı tarafın, yarı zamanlı çalışın bir muhasebe elemanına bu denli yüksek bir meblağın ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında bu tutarı gerektirecek bir ticari ilişki, mal veya hizmet alımı bulunmadığını, davalının, çekin karşılıksız çıkması üzerine şirket yetkililerini haciz ve şikayetle tehdit ederek para sızdırmaya çalıştığını, Şirketin ticari itibarının ve kredi notunun zarar gördüğünü belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti, çek üzerine ihtiyati tedbir konulması ve davalının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmektedir.

SAVUNMA: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafın, ticari nitelikteki bu uyuşmazlıkta dava öncesi zorunlu olan arabuluculuk sürecini işletmediğini ve dava harcının 30.000.000 TL'lik gerçek değer üzerinden değil, 3.000 TL gibi sembolik bir rakam üzerinden eksik yatırıldığını, müvekkilinin iddia edildiği gibi sıradan bir yarı zamanlı çalışan olmadığını, müteveffa --------- ile 30 yılı aşkın bir güven ve ortaklık ilişkisi bulunduğunu, geçmişte aile şirketlerinde %50 pay sahibi olduğu dönemlerin bulunduğunu ve dava konusu çekin, taraflar arasındaki uzun süreli ticari faaliyetlerden kaynaklanan borçlara karşılık, -------- sağlığında ve yetkiliyken rızasıyla verildiğini, çek teslim-tesellüm tutanağını delil olarak sunduğunu, ileri tarihli çek düzenlenmesinin hukuken mümkün olduğunu , davacı tarafın kötü niyetli olduğunu; şirketin iş hacminin düşük gösterilmeye çalışılmasına rağmen, işletilen otelin yıllık gelir potansiyelinin ve piyasa değerinin oldukça yüksek olduğunu, çekin çalındığı iddia edilmesine rağmen bugüne kadar hiçbir zayi davası veya suç duyurusunda bulunulmamasının iddiaların asılsızlığını kanıtladığını belirterek davanın reddi, otel taşınmazı üzerine ihtiyati tedbir konulması ve davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.

İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibari ile kambiyo senedinden doğan menfi tespit davasıdır. 6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı haline getirmiştir. Yine, 05 Nisan 2023 tarih ve -------- sayılı -------- yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31, 34, 36, 37, 38 ve 41. maddeleri 01 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır. 6325 sayılı Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğu düzenleyen 18/A maddesi; ''(1) ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise, arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır . (2 ) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın, bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilir '', hükmünü içermektedir. Anılan hükümden anlaşılacağı üzere arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmemiş olması dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini gerektirmemektedir. Mahkemece yapılması gereken iş davacıya, son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren tensip zaptı gönderilerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Öte yandan, dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesine anlaşmama tutanağını eklememiş olup yapılan ihtara rağmen de anlaşmama tutanağını sunmamıştır. Dava dilekçesi içeriğinde dava açmadan önce bu yola gittiğine dair bir beyanda da bulunmamıştır. Bu nedenle davacının dava açmadan öncesinde bu yola baş vurmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. Bu hali ile davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açık olup davacı tarafça dava öncesinde bu yola başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Harçlar Kanununa göre tahsili gereken 732 TL harçtan, 615,40 TL peşin harcın mahsubuyla 116,60 TL'harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 5- Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT uyarınca 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde oy birliğiyle karar verildi. 12/01/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2026/69, K. 2026/70, T. 27.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-69-e-2026-70-k-b7e0cbe6c777