İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/68 E. 2026/169 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/68
- Karar No
- 2026/169
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/68 Esas KARAR NO : 2026/169
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/06/2024 KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2026 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'nın kullanmış olduğu ... plaka numaralı araç ile müvekkiline ait .... plakalı araca çarpması sebebiyle müvekkilinin uğradığı zarara yönelik şimdilik 70.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise öncelikle usule ilişkin eksikliklerin tamamlanması akabinde davanın esası hakkında tahkikata geçilmesine, davanın esasına ilişkin tahkikata geçilmesine karar verilmesi halinde davanın zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigorta şirketine ihbarına ve taraf teşkilinin sağlanmasına, kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan kusurlarının tespiti için adli tıp kurumundan rapor alınmasına, kusur oranının tespitinden sonra araçta gerçekte kaza sonrasında yapılmış masraflar ile aslında yapılması gereken masraflar arasındaki farkların tespiti açısından rapor alınmasına, kusur raporu ve beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, haksız fiil esasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay 17. HD 04/02/2021 tarih ve 2020/3187E 2021/762K sayılı ilamında; "Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. HMK'nın 118.maddesinde;"Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır." hükmü düzenlenmiştir. Bu hukuki düzenlemeye göre; davacı hukuki niteliği hatalı yapmış ve arabuluculuğa tabi olmadığından bahisle başvuru yapmadan Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmış olup, Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkeme tarafından esasa geçilmeden önce arabuluculuk son tutanağının düzenlenmiş olması gerekir. Somut olayda davanın başlangıçta Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı sonrası dosya mahkememize tevzi edilene kadar arabuluculuğa başvuru yapılmadığı anlaşılmıştır. Davanın ticari dava niteliği, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmasıyla ortadan kalkmaz. Davanın niteliği gereği de zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, TTK’nın 5/A ve 6325 SK'nun 18/A maddesi 2.bendi son cümlesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılamayacağı, görevsizlik kararı üzerine de dosya mahkememize tevzi edilene kadar bu eksikliğin giderilmediği anlaşılmakla davacının davasının zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 7155 sayılı kanunun 20 ve 23. Maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; 1-Davacının davasının zorunlu arabulucuk dava şartının yokluğu nedeni ile HMK.'nın 114/2. ve 7155 Sayılı Kanunun 20. ve 23. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00T-L ilam harcından peşin alınan 1.195,43-TL harcın mahsubu ile bakiye 463,43-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın ilgilisine iadesine, Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. .13/02/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır