İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/330 E. 2026/381 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/330
- Karar No
- 2026/381
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/330 KARAR NO : 2026/381
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 12/05/2023 KARAR TARİHİ : 14/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: ----- denizi açıklarında meydana gelen deprem sonucunda müvekkili davacının------ adreslerinde bulunan taşınmazlarda hasarlar meydana geldiğini, taşınmazların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü ----- Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünün Riskli Yapı olarak değerlendirmesi ve ---- Belediye Başkanlığı 12.03.2020 tarih ve Ağır Hasarlı Binaların Tahliyesi Hk. Konulu tahliye tebligatı ile------ bulunan taşınmazının 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamı uyarınca Riskli Yapı olduğu tespit edildiğini, riskli yapı tespitine ilişkin karara karşı yapılan itirazın değerlendirildiğini ve yapının Riskli Yapı Olduğunın kesinleşip yapının 5 gün içerisinde boşaltılması gerektiğinin müvekkiline ihbar edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin binasının boşaltıldığını, ----- Belediye Başkanlığı tarafından yıkım kararı alındığını ve 06.09.2021 tarihinde ise müvekkilin taşınmazının yıkıldığını, Müvekkilinin taşınmazlarda meydana gelebilecek hasar, zarar ve ziyanların önüne geçebilmek adına zorunlu deprem sigortasına ek olarak davalı şirket ile arasında deprem öncesinde 26/03/2019 tarihinde müvekkilinin mülkiyetinde bulunan 4 nolu bağımsız bölüm için ------ Sigorta poliçesi yapıldığını, davalı şirket tarafından poliçe yapılmadan önce ve yapıldığı sırada gerekli araştırmanın yapılmış olduğunu, poliçe yapılmasına engel bir sorun görülmediğini ve müvekkiline ait tüm bağımsız bölümler için poliçe düzenlendiğini, taşınmazdaki her ayrı rizikoların gerçekleştirildiğini, poliçe teminatı kapsamında gerçek zararın karşılanması için davalı sigorta şirketine 09/06/2022 tarihinde bir klasör içerisinde bulunan riziko ispatına yarar evraklarla başvurulduğunu, davalının başvuruyu çeşitli bahaneler ile sürüncemede bıraktığını, bu hasar dosyalarından sadece 8 nolu bağımsız bölüm için oluşturulan hasar dosyası ile ilgili olarak taraflarına 28.800 TL kısmi ödeme yapıldığını, geri kalan 9 hasar dosyasının ödenmediğini beyanla şimdilik 28.800,00 TL deprem tazminatı, 4.000,00 TL enkaz kaldırma masrafı ve 5.000,00 TL hukuksal koruma teminatı için şimdilik toplamda 37.800,00 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu konutun 26/09/2019 tarihinde meydana gelen deprem sonucunda hasar meydana geldiğini, resmi makamlarca söz konusu yapının riski yapı olarak değerlendirilmesi sonucu binada yıkım kararı alındığının beyan edildiğini, davaya konu edilen hasr tarihinin 26/09/2019 olduğunun görüldüğünü, sigorta alacaklarından doğan zararlara ilişkin taleplerin, hasar tarihinden itibaren başlayarak iki yıl içerisinde zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı kapsamında ve poliçe limiti nispetinde olduğunu, meydana gelen depremin şiddeti ve bina yaşı ve özellikleri dikkate alındığında hasarın deprem kaynaklı meydana gelmiş olduğuna ilişkin dosya içerisinde kanıtlayıcı bilgi ve belge ve bilginin bulunmadığını, beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, sigorta hukukundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Eldeki dava, davacı 26/09/2019 tarihinde ----- açıklarında yaşanan depremde ---- poliçesi ile sigorta koruması altında bulunan evinin hasar gördüğünden bahisle poliçe teminat limitleri kapsamında zararının tahsilini talep etmektedir. Davaya konu zararlandırıcı eylem, 26/09/2019 tarihinde meydana gelmiş; işbu dava ise 12/05/2023 tarihinde açılmıştır. Dosyanın safahatı incelendiğinde; ilk olarak açıldığı --------karar sayılı görevsizlik ilamıyla usulüne uygun gönderme talebine istinaden dosyanın mahkememize tevzi edilerek iş bu esasa kaydı yapılarak yargılama sonuçlandırılmıştır.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olması sebebiyle davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Mahkememizce görev husus öncelikli olarak incelenmiştir. Öncelikle Asliye Ticaret mahkemelerinin görevi hakkında bilgi vermekte fayda bulunmaktadır. Ticari dava ve ticari iş birbirinden farklı iki ayrı kavramdır. Her ticari dava ticari iş olmakla birlikte, her ticari iş ticari dava olmamaktadır. TTK' nun 5(1) maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Asliye ticaret mahkemesine aittir. Dolayısıyla ticari iş kapsamında olmakla birlikte ticari dava sayılamayan durumlarda ticaret mahkemeleri görevli olmayacak, uyuşmazlığın niteliğine göre diğer mahkemelerin görev hususu değerlendirilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden tacir ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK da veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde bir düzenleme bulunması, diğer bir deyişle mutlak ticari dava olması gerekmektedir.Tüketici Mahkemelerin görevi ise TKHK belirlenmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesinde Kanunun kapsamı "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde açıklanmıştır. Kanunun 3/l maddesinde tüketici işlemi, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder" denilmektedir.Aynı Kanunun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Somut olayda; davacı ile davalı arasında ----- Poliçesi bulunmakta olup hukuki ilişki sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı gerçek kişi olup tacir olduğuna ilişkin bir delil olmadığı gibi bu yönde bir iddia dahi bulunmamaktadır. Poliçe riziko yeri incelendiğinde “konut” “apartman dairesi” olarak belirtildiği görülmektedir. Bu hususlar nazara alındığında davacı ile davalı arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi ve davacının da tüketici olduğu değerlendirilmiş eldeki davanın mutlak ya da nispi ticari dava olmaması sebebiyle mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı, aksi yöndeki ----- Tüketici Mahkemesin tespitlerine iştirak edilmediği ve uyuşmazlığın çözüm yerinin Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, olumsuz görev uyuşmazlığının ortaya çıkmış olması sebebiyle dosyanın ilgili istinaf dairesine gönderilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (BENZER YÖNDE BKNZ;----Karar sayılı ilamı)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Somut uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkemenin ------. Tüketici Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK 'nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, 2-Mahkememizce verilen kararın yasal yollara gidilmeksizin kesinleşmesi halinde mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilerek yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın HMK 'nun 21-(1) c. Maddesi uyarınca ----- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine,Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.