İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/988 E. 2026/51 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/988
- Karar No
- 2026/51
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/988 KARAR NO : 2026/51
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/10/2025 KARAR TARİHİ : 20/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında, 12.12.2024 tarihli “Profesyonel Konsept Tasarım ve Proje Geliştirme Hizmeti” sözleşmesi ve 28.04.2025 tarihli “Profesyonel Konsept Tasarım ve Proje Geliştirme Hizmeti (Mekanik ve Elektrik Projelendirme)” sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeler kapsamında ------ mimari konsept tasarımı, iç mimari çizimleri, mekanik ve elektrik proje, keşif ve şartname hizmetleri müvekkil tarafından hazırlandığını ve tarafların işin teslim süresini ve bedelini sözleşmelerde açıkça belirlendiğini, müvekkilinin sözleşme gereği edimlerini tam ve eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini, müvekkilinin işin işin tamamlanmasının ardından 1.158.446,60-TL bedelli fatura düzenleyerek 30.06.2025 tarihinde davalıya ilettiğini, davalının bu faturanın 858.446,60-TL’lik kısmını ödemiş, 300.000,00-TL bakiye bedeli ise ödemediğini, davalının 26/09/2025 tarihinde temerrüde düştüğünü, taraflarınca ---- Noterliğinin 26.09.2025 tarihli ve ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıdan bakiye bedelin ödenmesi talep edilmiş ve ödeme için davalıya 7 iş günü süre verildiğini, davalı tarafın ise ---- Noterliğinin 09.10.2025 tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, sözde “işin geç teslim edildiği ve eksik/ayıplı olduğu” yönünde hukuki dayanaktan yoksun beyanlarda bulunarak ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyi reddettiğini, davalının ihtarnamesinde yer alan beyan ve iddialar soyut ve dayanaksız olduğunu, davalının projeleri kabul ettiğini, Kanun hükmü uyarınca eser sözleşmelerinde, teslim sonrasında eserin kabulü için iş sahibinin açık veya zımni irade beyanı gerektiğini, TBK m. 477/2 gereğince teslimden sonra iş sahibi eseri gözden geçirip bildirimle bulunmazsa eser kanunen kabul edilmiş sayılacağını, buna farazi kabul de denmekte olduğunu, davalının süresi içerisinde ayıp bildiriminde bulunmadığını, ve eksik ifa iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek davanın kabulüne, taraflar arasındaki eser sözleşmeleri gereğinde müvekkilince tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilen işlerin karşılığı olarak eksik ödenen 300.000,00-TL’nin, 26.09.2025 keşide tarihli ihtarnamemizden itibaren işleyecek yasal ticari temerrüt faiziyle birlikte müvekkile ödenmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ikamet amaçlı binaların inşaatı alanında “----- ticaret unvanıyla faaliyet gösteren gerçek kişi tacir olduğunu, Dosya kapsamında bulunan ------ Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 07.11.2025 tarihli yazı cevabında, müvekkilin işe başlama tarihinden itibaren, 1. sınıf tüccar hükümlerine tabi olduğu ve bilanço usulüne göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Yine Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 12.11.2025 tarihli yazı cevabında, müvekkilin ----- sicil numarası ------ unvanı ile ticaret siciline kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Bu yönleriyle müvekkilin gerçek kişi tacir olduğu sabit olduğunu, davacı tüzel kişi tacir olup adi iş sahası bulunmamaktadır. Diğer taraftan, dava konu sözleşme ilişkisi, müvekkilin faaliyet gösterdiği “ikamet amaçlı binaların inşaatı” iş alanıyla ilgili ------ 311 ada 41 parsel Projesi” kapsamında olup gerçek kişi tacir olan müvekkilin ticari işletmesi ile ilgili olduğunu, bu yönleriyle Huzurdaki dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan nispi ticari dava niteliğinde olup “konusu bir miktar para olan alacak” istemine ilişkin Huzurdaki davada, TTK.m.5/A gereğince, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğunu, davacının arabuluculuk şartını yerine getirmediğini bu nedenle usulden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Taraflar arasında düzenlenen davaya konu sözleşmeler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Uyuşmazlığın, eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilip çözülmesi gerekli ve zorunlu olduğunu, müvekkilinin bedel ödeme borcunun ancak eserin teslimi alında muaccel olacağını, Eser sözleşmelerinde, kural olarak işin tam ve eksiksiz yapıldığının, işin miktar ve değerinin ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükü de iş sahibindedir. Davacı yüklenici, sözleşme gereği kararlaştırılan bedelin tümüne hak kazandığını iddia ettiğine göre 12.12.2024 tarihli ve 28.04.2025 tarihli sözleşmelerde öngörülen işleri, iş sahibi müvekkilin amacına, fen ve sanat kurallarına uygun surette meydana getirip, tam ve eksiksiz biçimde, ifa olarak iş sahibi müvekkiline arz ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın dava konusu sözleşmeler ile yüklendiği işleri, müvekkilinin sözleşme ile güttüğü amaca, fen ve sanata uygun imal ve teslim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup bu sebeple, TBK.’nun 97. maddesi uyarınca ifadan kaçınma (ödemezlik def’i) hak ve yetkisi bulunan müvekkilinin sözleşmeye uygun ifa edilmeyen kısımlar yönünden bedel ödeme borcunu yerine getirme yükümlülüğü bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle Alacak davasıdır. Taraf vekilleri 31/12/2025 tarihli dilekçeleri ile taraflar arasında yapılan anlaşma görüşmesi neticesinde sulh yoluyla çözüme kavuştuğunu, davanın esası hakkında karar verilmesine gerek kalmadığını, karşılıklı yargılama ve vekalet ücreti yönünden taleplerinin bulunmadıklarını beyan ederek sulh çerçevesinde işlem yapılarak dosyanın sonlandırılmasını talep ettikleri görülmüştür. Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; davanın esasının konusuz kaldığı anlaşılmakla; HMK 326/1 maddesi uyarınca yargılama harç ve giderlerinin, kural olarak davada haksız çıkan aleyhine hüküm verilen tarafa yükletileceği, aynı Kanunun 330/1 maddesi uyarınca vekalet ücreti yönünden de haksız çıkan taraf aleyhine hüküm kurulacağı anlaşıldığından, dava tarihinde haklılık durumuna ve davalının davanın açılmasına sebebiyet verip vermediği hususuna bakılmıştır. Davadan sonra sulh olduklarından harç davalı taraf üzerinde bırakılmış, başkaca yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığı görülmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-)Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,6-TL 'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-)Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri olmadığından ve Sulh sözleşmesinde tarafların karşılıklı yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri karşılandığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.