İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/969 E. 2026/237 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/969
- Karar No
- 2026/237
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/969 Esas KARAR NO : 2026/237
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/10/2025 KARAR TARİHİ : 11/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2026 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; davacı ile davalı arasında hizmet görme sözleşmesi nedeniyle davacının, sözleşme gereği borcunu zamanında ödemeyen davalıdan alacağının bulunduğu, bu nedenle davacı tarafından Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu, arabuluculuk dosyasının anlaşmama olarak sonuçlandığını, davacı ve davalı şirketin tacir olduğunu, mahkemenin görevli olduğunu, HMK 10 ve TBK 89 uyarıınca mahkemenin yetkili olduğunu, davacı şirketin muhasebe kayıtlarında, cari hesap ekstresi, muavin defter ve taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirketin geçmiş aylarına ilişkin faturalar, muavin defter, sözleşmeye göre tamir-tadilat-onarım ve ilave işler toplamı olan 4.038.791,70 TL davacı şirkete borçlu olduğu görülmesine ve bilinmesine rağmen icra takibi öncesi ve sonrasında davalı borçlu borcunu ödememekte ısrar ettiğini, davalı borçlunun icra dosyasına itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, beyanla Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas, sayılı icra takibi dosyasının, 3.399.088 TL (Esas alacak miktarıdır, faiz ve masraflar hariç - 4.038.791,70 TL Takip miktarıdır. ) alacak bakımından ödeme emrine yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden, ticari temerrüt faizi işletilerek devamına, davalının %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatını davacıya ödemesine, davalının %20’den aşağı olmamak kaydıyla Kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kendisine yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: Karşılaştırmalı BA-BS formları, Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esa sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Büyükçekmece İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali, takibin devamı, %20 icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. Asıl konu : taraflar arasında ticari ilişki kapsamında cari hesap bakiyesinin olup olmadığının ve temerrüt olgusunun tespiti ile işleyecek faizin ve itirazın hukuku dayanağının tespiti noktasında toplanmıştır. Öncelikle belirtilmelidir ki, icra dairesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmayıp, alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması halinde, icra dairesi kendiliğinden yetkisizliğini gözetemeyeceği için borçlunun itiraz yolu ile bunu ileri sürmesi gerekir. Davalı-borçlunun icra dairesinin yetkisine itiraz etmesi durumunda mahkemece, 2004 sayılı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenir ve eğer takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu anlaşılırsa davanın bu nedenle reddi gerekir. 2004 sayılı İİK'nun 50. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. Bu nedenle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yetki konusundaki hükümlerinin, somut olaydaki uyuşmazlıkla sınırlı olarak açıklanmasında yarar görülmüştür: İlamsız takiplerde genel yetki kuralı Borçlunun, ikametgahı (yerleşim yeri) sayılan yerdeki icra dairesi genel yetkili icra dairesidir. Yani, her “ilamsız takip” hakkında, başka “kesin yetki hükmü” bulunmadıkça borçlunun takip tarihindeki ikametgahının bulunduğu yer icra dairesisinde yapılır. Tüzel kişilerin ikametgahı (yerleşim yeri); kuruluş belgelerinde başka bir hüküm bulunmadıkça, işlerinin yönetildiği yerdir. Davacı tarafından yapılan icra takibinde, borçlu davalının hem icra dairesinin yetkisine ve hem de borca itiraz ettiği, anılan dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Görülmekte olan davada da, davalı borçlu tarafından icra dairesinin yetkisizliği iddiası tekrarlanmış, aynı gerekçeye dayalı olarak mahkemenin de yetkisiz olduğu ileri sürülmüştür. İcra takibine yapılan itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmışsa ve icra dairesine yapılan itirazda aynı zamanda yetki itirazında da bulunulmuş ise itirazın iptali davasını gören mahkemenin ilk önce icra dairesinin yetkisine yapılan itirazı incelemek suretiyle icra takibinin yetkili icra dairesinde yapıldığına kanaat getirmesi halinde işin esasına girmesi, icra dairesinin yetkili olmadığının belirlenmesi durumunda ise esas hakkındaki itirazlara girişilmeksizin, yetkili icra dairesinde yapılan bir icra takibi bulunmaması sebebiyle itirazın iptali davasının reddine karar vermesi gerekir. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı hususunda ihtilaf olmadığı, ihtilafın davacı tarafın icra takibini yetkili icra dairesinde yapıp yapmadığı konusunda olduğu, davalının icra takibine süresi içinde itiraz ettiği ve itirazında icra dairesinin yetkili olmadığı, takibe dayanak sözleşmenin "İhtilafların Halli" başlıklı 10. maddesinin "İş bu sözleşmenin imzalanmasını müteakip, sözleşme koşulları ve şartlarında meydana gelebilecek her türlü ihtilafların hallinde İstanbul Ticaret Mahkemeleri ve İcra Daireleri salahiyetli olacaktır." şeklinde düzenlendiği, sözleşmenin 10. maddesi uyarınca yetkili icra dairesinin İstanbul İcra Daireleri olduğunu bildirdiği, yetki itirazının usule uygun olarak yapıldığı, takibin İstanbul İcra Müdürlüğünde yapılması gerekirken yetkisiz icra dairesinde takip yaptığı anlaşılmakla, yetkili icra dairesinde usulüne uygun bir icra takibi yapılmadığından geçersiz takibe dayalı olarak itirazın iptali davası açılamayacağından HMK 114/2 ve 115/1-2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İcra dairesine yapılan yetki itirazının KABULÜ ile yetkili icra dairesinde usulüne uygun icra takibi yapılmadığından geçersiz icra takibine dayalı olarak itirazın iptali davası açılamayacağından HMK 114/2 ve 115/1-2 maddeleri uyarınca davanın usulden REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. Maddesi uyarınca hesap edilen 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır