İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/821 E. 2025/1031 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/821
Karar No
2025/1031
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : KARAR NO :

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

TALEP EDEN : VEKİLİ :

TALEP : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) TALEP TARİHİ : 25/06/2025 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 ila 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP :Konkordato talep eden vekili dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin Diyarbakır mutfağı başta olmak üzere Güneydoğu Anadolu yöresel yemekleri üzerine restoran şubeleri ile restoran hizmeti verdiğini, kuruluşundaki 220.000,00.-TL olan sermayesini ilk olarak ..... tarihinde 4.000.000,00.-TL'ye .....tarihinde ise 30.000.000,00.-TL'ye arttırarak ticari hayatına devam ettiğini, müvekkili şirket sermayesinin %100'ünün .....ait olduğunu, müvekkili şirketin Diyarbakır'da 3 İstanbul'da ise 2 adet olmak üzere toplam 5 şubeye sahip olduğunu ve toplam 128 çalışanın bulunduğunu, müvekkili şirketin kuruluşundan bu yana ödemelerini düzenli bir şekilde yaptığını, faaliyetlerini sürekli net ciro artışı ve önemli ölçüde kar ederek sürdürdüğünü, enflasyon, üretici fiyat endeksi ve döviz kurlarının hızla arttığı bu dönemlerde karını arttırmayı başarmasına rağmen müvekkili şirketin son dönemdeki nakit para akışını yanlış yönetmesi hasebiyle likidite sıkışıklığı yaşadığını, yaşanan likidite sıkışıklığı yanında keşide edilen çeklerin de peş peşe ibraz edilmesinin mali açıdan şirketi büyük bir sıkışıklık içerisine soktuğunu, yeni şubeler açan müvekkili şirketin hızla büyümeye başlaması, yüksek faizli banka kredileri alması, çok sayıda çek keşide edilmesi ve bu çeklerin peş peşe ibraz edilmesi, üretim maliyetlerin hızla artması, dövizin ani yükselişlerinin ülke ekonomisini sarsması, gerek Covid-19 gerekse 6 Şubat depreminin bölgesel ve ulusal etkileri de şirketin likidite sıkışıklığı yaşamasında aktör olduğunu, müvekkili şirketin, yaşanan likidite sıkışıklığına önlem alınmaması halinde iflas sürecine girme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını, alacaklıların ise alacaklarının tamamını tahsil edememe tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını, şirketin borca batık olmadığını, şirketin ticari hayatına devam edebilmesi ve alacaklıların alacaklarına %100 oranında kavuşabilmesi için müvekkili şirket lehine konkordato kararı verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Talep, İİK'nın 286 vd.maddelerinde belirtilen konkordato istemine dayanmaktadır. Konkordato borçlu ile alacaklıları arasında mahkemenin gözetiminde yapılan ve borçlunun malvarlığının iflas usulüyle tasfiyesini önleyen veya durduran bir borç tasfiyesi sözleşmesidir. Yapılacak olan tasfiye sözleşmesi yani konkordatonun tasdiki alacaklıların çoğunluğunun kabulüne ve İİK'nın 305. a-b-c-d-e maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Konkordato talebinde geçici mühlet kararı İİK'nın 286. maddesinde belirtilen belgelerin dava dilekçesinin ekinde yer alması ile verilmektedir. Mahkememizce de dava dilekçesinde eksiklikler görülmüş davacı vekiline eksikliklerin giderilmesi için kesin mühlet verilmiş ve davacı vekili tarafından eksiklikler giderildiğinden kanunun emredici hükmü gereğince (İİK'nın 287. maddesi) davacı borçluya geçici mühlet kararı verilerek geçici mühlet kararı ile birlikte yasada yer alan tedbirlere karar verilmiştir. Talep eden vekilinin talebi ve dosya kapsamı nazara alınarak; Mahkememizin .....tarihli ara kararı ile; konkordato talep edenler hakkında 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilerek geçici konkordato komiser heyeti atanmıştır. İİK'nın 287. maddesinin 5.fıkrası, kesin mühlete ilişkin 291 ve 292.maddelerin geçici mühlet bakımından da kıyasen uygulanacağını öngörmektedir. Buna göre geçici mühlet içerisinde iyileşme ümidinin olmaması ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin görülmemesi nedeniyle geçici mühlet içinde konkordato talebinin reddedilebileceği ve davacı iflasa tabi ise ve İİK'nın 292.maddesindeki şartlardan biri gerçekleşmiş ise davacının iflasına da karar veribileceği anlaşılmaktadır. Konkordato Komiser heyeti tarafından sunulan .....tarihli geçici mühlet sonu gerekçeli raporunda sonuç olarak; Borçlu şirketin İstanbul Ataköy Marinada şube açmadığı tarihe kadar faaliyetlerine sorunsuz devam ettiği, şubeye yapılan yatırım maliyetlerinin banka kredileriyle karşılandığı, kredi taksit ödemelerinin ise diğer şubelerden karşılandığı, bu nedenle diğer şubelerin çalıştığı tedarikçilerine ödeme yapmamasına veya kısmı ödeme yapmasına sebebiyet verdiği, bahse konu olan şubenin açılışından sonra ödeme güçsüzlüğüne düştüğü, ödeme güçsüzlüğünün şubenin yatırım maliyetleri nedeniyle ortaya çıktığı, diğer taraftan şubenin açılmasından sonra da yapılan satışlar baz alındığı sabit maliyetleri olan (Kira, Elektrik, Su, Doğalgaz, Personel, İlk madde malzeme) gider maliyetlerini karşılamadığı gibi .....ile .....tarihleri arasında -2.815.811,38.-TL tutarında şirkete zarar yazdığının görüldüğü, bu zarar nedeniyle şirketi cari borçlarını ödememe riskiyle karşı karşıya bıraktığı, bahse konu olan şubenin devir veya kapatılması durumunda ortalama aylık 1,5 milyon ile 3 milyon arasında bir tasarruf sağlanacağı, bu tasarrufun şirketin ön konkordato projesinde belirtiği kesin mühlet suresiyle birlikte 4 yıl gibi bir zaman dilimine yayılması durumunda toplamda 48 ay * 1,12 milyon = 54,06 milyona yakın tutarda bir kaynak sağlanmış olacağı, şirket yetkilisinin şubenin devriyle ilgili görüşmeler yapmadığı, şubenin devrinin gerçekleşmesi halinde şubenin devir işleminde kaynaklı olarak ön projeye ek kaynak sağlanmış olacağı, komiser heyetince borçlu şirket yetkisiyle yapılan görüşme ve toplantılarda borçlarını ödememe gibi bir niyetlerinin olmadığı, bilhassa borçlarını ödemek için çaba sarf edildiği, şirket yetkilisinin marka değerinin korunması ve borçlarını ödemeyebilmek için alacaklılar ile görüşmeler yaptığı, alacaklılardan konkordato ön projesinde sunulan ödeme suresi içerisinde bütün borçlarını ödeyeceği, hiçbir alacaklının mağduriyetine sebebiyet vermek istemediğinin gözlemlendiği, Bütün bu çabaların borçlunun kötü niyetli olmadığı, aksine borcunu ödemeye niyetli olduğu, borçlunun bu çabalarının bir iyi niyet göstergesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, ön konkordato projesinde toplam borç tutarına tenzilatsız bir defaya mahsus olmak üzere %20 faiz uygulanmak suretiyle ödenebileceği taahhüt edilmiş ise de Banka, SGK, Vergi, Belediye, Elektrik kurumları gibi kurumlarla senede bağlanıp icra aşamasına gelen borçlar için ön projede belirtilen faiz oranlarının bu kurumlar nezdinde bir değerinin olmadığı, bahse olan kurumların alacaklarını tahsil ederken ödeme gününe kadar işlenen gecikme faizleriyle birlikte tahsil etmekte oldukları, bu kurumlara olan borçların yapılandırılması halinde tecil faiz uygulanmak suretiyle tecil ve taksitlendirme yapılarak tahsil edildiği, ön projede belirtilen faiz oranının sadece projeye tabi olan adi alacakların mağduriyetine sebebiyet vermemek adına bu alacaklar yönünde düzeltilmesi ve piyasa koşullarına uygun hale getirilmesi gerektiği, projenin imtiyazlı alacaklılar yönünden revize edilmesine gerek bulunmadığı adi alacaklılar yönünden faiz oranın yıllık olarak revize edilmesinin gerekli olduğu, projeye dahil adi alacaklar ve personel alacaklarına yıllık faiz oranının 25 olarak belirlenmesi gerektiği, Sonuç olarak; şirketin tüm borçlarını zaman tanınması halinde fazlasıyla ödeyebilecek finansal kabiliyete ve üretime/hizmete sahip olduğu, bir yıllık kesin süre verilmesi halinde borçlarını yapılandırmak suretiyle ödeyebileceği, bu vesileyle şirketin marka değerinin korunacağı, ortalama aylık 150 personelin istihdamın devam edeceği, ülke ekonomisine katkı sunacağı, bu nedenle talep eden şirketin ön konkordato projesinin uygulanabilir nitelikte olduğu, borca batık olmadığı, 1 yıllık kesin süre verilmesi halinde, hem talep eden şirketin, hem alacaklıların, hem de çalışanların lehine bir durum oluşturacağı" şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Konkordato talep eden vekili tarafından .....tarihinde revize konkordato ön projesi sunulmuş olup, konkordato ön projesinin adi alacaklara uygulanacak faiz oranının yıllık %36,45 olarak revize edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin .....tarihli celsesi .....no'lu ara karar gereğince; Mahkememizce .....tarihli ara kararı ile verilen geçici mühlet kararının sona erme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere İİK'nun 287/4 maddesi uyarınca 2 hafta süre ile geçici mühlet kararının uzatılmasına karar verilmiş, aynı tarihli celse 9 no'lu ara karar gereğince, revize edine ön proje hakkında görüş ve kanaatlerini sunması için dosya yeniden konkordato komiser heyetine tevdi edilmiştir. Konkordato Komiser Heyeti tarafından sunulan .....tarihli ek raporda sonuç olarak; "Borçlu şirket hakkında komiser heyetince .....tarihinde hazırlanıp sayın mahkemeye sunulan raporda; ön konkordato projesine tabi adi alacaklar yönünden belirlenen faiz oranının yeterli olmadığı, kamu alacakları, imtiyazlı alacaklar ile ipotekli alacaklar yönünden ön projede belirtilen faiz oranın geçerli olamayacağı hususunun gerekçeleriyle birlikte detaylı bir şekilde açıklandığı, borçlu vekili tarafından ön projede adi alacaklar yönünden Mahkemeye revize proje sunduğu, sunulan bu revize projede faiz oranın %20 den %36,45 oranına çıkarıldığı, adi alacaklar yönünden %16,45 bir faiz artışı yapıldığı, yapılan bu faiz artışının konkordatoya tabi adi alacakların menfaatlerini korumaya yönelik bir artış olarak değerlendirildiği, Yapılan bu artışın günümüz koşullarına göre %100'ünü karşılamasa bile ülkemizdeki enflasyon oranındaki düşüş eğilimi, ekonomik göstergeler ile Merkez Bankası Para Politika Kurulunca iki dönem üst üste faiz oranlarını düşürme yönündeki kararları ile bundan sonraki dönemlerde de bu düşüş eğiliminin devam etme ihtimali göz önüne alındığında revize projede belirtilen %36,45 faiz oranının makul bir oran olduğu, revize projenin bu faiz oranıyla uygulanabilir olduğunun değerlendirildiği, .....tarihli raporda yazılan diğer hususlardaki değerlendirmeler ve görüşlerinde herhangi bir değişiklik bulunmadığı, bu süreç içerisinde borçlu ve alacaklıların menfaat dengelerinin korunmasına yönelik azami hassasiyet gösterildiği, yapılan bütün çalışmalarda kamu yararı gözetildiği, Sonuç olarak; şirketin tüm borçlarını zaman tanınması halinde fazlasıyla ödeyebilecek finansal kabiliyete ve üretime/hizmet sunumuna sahip olduğu, bir yıllık kesin süre verilmesi halinde borçlarını alacaklılarla yapılandırmak suretiyle ödeyebileceği, şirket bünyesinde istihdam edilen personellerin istihdam olanaklarının devam edeceği, bunun yanında tedarikçileriyle ticaretlerinin devam edeceği, bu iki hususun da kamu yararına olduğu, borçlu şirketin ticaret ve istihdamını devam ettirmesi halinde ülke ekonomisine katkı sunacağı, bu nedenle talep eden şirketin revize edilen ön konkordato projesinin uygulanabilir nitelikte olduğu, borca batık olmadığı, 1 yıllık kesin süre verilmesi halinde, hem talep eden şirketin, hem alacaklıların, hem çalışanların, hem de kamu yararına faydalı bir durum oluşturacağı" şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Konkordato komiseri ....tarihli duruşmada alınan beyanında; "Mahkemenize sunmuş olduğumuz ara raporları ve geçici mühlet sonu raporlarını aynen tekrar ediyoruz, revize projeyi değerlendirdik, talep eden şirket faaldir, hizmetine devam etmektedir, Ataköy Marina Şubesi ve .....bu aşamada zarar etmektedir, diğer şubeler kârlı bir şekilde hizmetlerine devam etmektedir, tahminime göre %10 yanılma payı ile talep eden şirketin satış ve kârlılık hedefleri gerçekleşebilecek durumdadır, talep eden şirket restoran olarak faaliyet göstermektedir, başta et ve kıyma ürünleri olmak üzere restoranda kullanılacak tüm sarf malzemeleri vardır, stok ile ilgili ayrıntılı açıklamayı raporumuzda yaptık, o açıklamalarımız aynen geçerlidir, bana göre .....şubesinin bir an önce elden çıkarılması talep eden şirket yararına olacaktır, çünkü ilgili şubenin kârlılığı yoktur, bu konuda ilk geçici mühlet sonu raporumuzda detaylı açıklama yaptığımız için tekrardan kaçınmak adına son raporda tekrar bu konudan bahsetmedik, yine komiserliğimize göre talep eden şirketin .....şubesinin elden çıkarılması da şirketin yararına olacaktır, bu elden çıkarmalar gerçekleştiğinde diğer şubelerden elde edilen kârın bu şubelerin zararına harcanmasının önüne geçilecektir, bu hususları komiserlik denetimlerimizde talep eden şirket yetkilisi .....bir çok defa ilettik, kendisi müşteri bulunca devredeceğini söyledi, ancak komiserliğimize bu konuda yansıyan herhangi bir çalışma yoktur, bu söylediğim husus her iki şube için aynı şekilde geçerlidir, yukarıda belirttiğim koşullar oluşursa talep eden şirkete kesin mühlet verilirse bu hem talep eden şirketin, hem alacaklıların hem de talep eden şirkette çalışan işçilerin yararına olacaktır kanaatindeyim" şeklinde beyanda bulunmuştur. Talep eden şirketin konkordato ön projesi ve revize projesi incelendiğinde, 9 aylık dönem için 400.000.000,00-TL satış hedefi belirlenmiş, %20 kar hedefi ile 80.000.000,00.-TL brüt satış karı elde edileceği öngörülmüştür. Faaliyet giderleri düşüldüğünde 66.800.000,00.-TL net kar oluşacağı değerlendirilmiştir. .....tarihine kadar talep eden şirketin toplam satışları 198.000.000,00.-TL olup, ön projede ve revize projede öngörülen hedefin çok altındadır. Yine projede hedeflenen kârlılık oranı yakalanamamış; elde edilen kâr, hedefin çok altında kalmıştır. Bu anlamda projenin gerçekçi temellere uymadığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan konkordato komiser heyetinin geçici mühlet sonu raporu ve duruşmada dinlenen konkordato komiserinin beyanları değerlendirildiğinde; .....şubesininin ve .....şubesinin sürekli olarak zarar ettiği anlaşılmaktadır. Bu şubeler elden çıkarılmadan, şirketin borçlarını ödeyemeyeceği, duruşmada dinlenen komiser tarafından açıkça belirtilmiştir. Ancak geçici mühlet süresi içerisinde ilgili şubelerin elden çıkarılması ile ilgili herhangi bir ilerleme sağlanamadığı gibi .....tarihli celsede konkordato talep eden şirket vekilinin ve şirket yetkilisinin zapta geçen açık beyanlarından, İstanbul Marina şubesinin devrinin hukuken mümkün olmadığı, zira talep eden şirketin söz konusu işletmenin bulunduğu taşınmazda alt kiracı olduğu dolayısı ile devir hakkının dahi olmadığı, diğer taraftan gerek İstanbul Marina Şube için ve gerekse .....için talep eden şirketin devir konusunda profesyonel danışmanlık desteği almadığı, devir konusundaki düşüncenin kendi faaliyet gösterdiği çevreye sözlü duyurmadan öteye gidemediği, bu anlamda yeterli çabanın gösterilmediği anlaşılmıştır. Oysa yukarıda açıkça izah edildiği gibi komiser heyeti tarafından projenin başarıya ulaşma şansı açıkça iki şubenin kapatılması şartına bağlı olduğu belirtilmiştir. Kesin mühlet verilmesi halinde bu şubelerin zararları nedeniyle hedeflenen kârlılığa ulaşılamayacağı, hatta söz konusu şubelerin artan zararının dahi kapatılamayacağı ve talep eden şirketin yeterli fon üretimini sağlayamayacağı sonucuna varılmıştır. Dosya kapsamındaki deliller, makul güvence raporu, konkordato ön projesi ve revize projesi bilirkişi raporları ve komiser raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; Talep eden şirketin satış ve kâr hedeflerinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, gerçekleşen satışın ve kârlılığın hedeflerin çok altında kaldığı, .....ve .....şubelerinin sürekli zarar ettiği, bu şubelerin elden çıkarılmaması halinde talep eden şirketin yeterli fonu üretmesinin mümkün görülmediği, geçici mühlet süresi içerisinde şubelerin satışına ilişkin herhangi bir ilerleme sağlanamadığı; netice olarak, talep eden şirketin konkordato projesinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla; talep eden şirket borca batık olmadığından ve doğrudan iflas sebepleri de bulunmadığından; İİK'nın 308.maddesi gereğince talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Talep edenin konkordato isteminin REDDİNE, 2-Talep eden lehine Mahkememizin tarihli ara kararı ile verilen ve .....tarihli ara karar ile iki hafta uzatılmasına karar verilen geçici mühlet kararının ve geçici mühlet tedbirlerinin derhal kaldırılmasına, 3-İİK'nın 288/2 maddesi uyarınca talebin reddine karar verildiğinin ve ihtiyati tedbir kararlarının kaldırıldığının ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmesine, 4-İİK'nın 288/3 maddesi uyarınca talebin reddine karar verildiğinin ve ihtiyati tedbir kararlarının kaldırıldığının ilan edilmesine, 5-Komiserlerin görevinin derhal sonlandırılmasına, 6-Komiserlerin görevinin sonlandırıldığının Diyarbakır Bilirkişilik Bölge Kurulu'na bildirilmesine, 7-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 8-Talep eden tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderinin talep eden üzerinde bırakılmasına, 9-Yargılama sonucunda ve resen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse resen yapılacak gider de mahsup edilmek suretiyle, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, Dair konkordato talep eden vekili .....ve şirket yetkili .....(.....), konkordato komiseri olarak görevlendirilen .....ile müdahil .....A.Ş vekili ....., .......Ltd.Şti. vekili ....., .....Finansman A.Ş vekili ....., .....Ltd.Şti. Vekili ....., .....Ltd.Şti. vekili ..........vekili ..........Bankası vekili ....., .....Ltd.Şti......, .....bank .....karşı, diğerlerinin yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben Mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Başkan Üye Üye Katip

Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu'na göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/821, K. 2025/1031, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-821-e-2025-1031-k-2250c4df3e95