İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/760 E. 2026/355 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/760
- Karar No
- 2026/355
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/760 KARAR NO : 2026/355
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 02/09/2025 KARAR TARİHİ : 16/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından, davacı şirketin alacağının tahsili amacıyla----. İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası üzerinden davalı borçlu aleyhine cari hesap alacağına dayanılarak ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borçlu olmadığını ileri sürerek takibe itiraz ettiğini ve bu itiraz nedeniyle takibin durduğu, davalı tarafından yapılan itirazın davacı şirketin haklı alacağına kavuşmasını engelleme amacı taşıyan haksız ve mesnetsiz bir itiraz olduğu, icra takibine yapılan itirazın iptali amacıyla ---- Arabuluculuk Bürosu nezdinde ------ numaralı dosya ile arabuluculuk sürecinin başlatıldığı ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını ve bu durumun 28.07.2025 tarihli son tutanakla kayıt altına alındığı, davaya ve icra takibine konu alacağın taraflar arasındaki ticari ilişkiden ve kargo taşımacılığı hizmetlerinden kaynaklanan cari hesap alacağı olduğu, davalının aldığı hizmet bedellerini ödemediği, bu nedenle alacağın doğduğunu, alacağın miktar itibarıyla belirlenebilir ve likit nitelikte bulunduğu, bu sebeple davalı aleyhine İİK m.67 kapsamında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da cari hesap ve faturaya dayanan alacakların likit kabul edildiğinin belirtildiği, davalının kötü niyetli şekilde takibe itiraz ederek davacının alacağına kavuşmasını engellediği, ayrıca davalıya ait BA-BS formlarının ilgili vergi dairesinden celbinin ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının gerektiği, davalının ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınma ihtimalinin bulunduğu, tüm bu nedenlerle davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP: Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş, süresinde cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, --- İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Dava konusu; davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından sunulan kargo taşımacılığı hizmetlerinden kaynaklanan 60.201,05 TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024, 2025 yıllarında E- defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacının yasal ticari defterlerinde ------ Alıcılar hesabı altında kaydedildiği; bu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (12.06.2025) itibarıyla davalıdan 60.201,05 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu ve söz konusu tutarın davacı tarafından muhasebe kayıtlarında ----- Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktarıldığı, Davalı 16/02/2026 günü saat 10:30'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların tamamının, davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının "Posta Hizmet Geliri, Alıcı Ödemeli Hizmet Geliri- BTK’ya Tabi ve Gönderici Ödemeli Hizmet Geliri- BTK’ya Tabi” ye ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı,neticeten; rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, davacının kendi kayıtlarına göre takip tarihi (12.06.2025) itibarıyla davalıdan 60.201,05 TL alacaklı olduğu mütala edilmiştir. Dava konusu; davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından sunulan kargo taşımacılığı hizmetlerinden kaynaklanan 60.201,05 TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebidir. Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 60.201,05 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı bilirkişi raporuna davalı tarafından itiraz edilmediği anlaşılmakta olup bu durum faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından kabul edildiği kanaatine varılarak davalının defterlerini sunmaması nedeniyle de davacı defterleri lehine kabul edilerek bilirkişi raporu da hükme esas alınarak hesaplanan alacak ve ihtar masrafı ile birlikte davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: (Gerekçesi yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere:) Davanın KABULÜ İLE, 1-Davalının ----İcra Müdürlüğünün ------. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına, 2-Kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar harcı 4.119,16 -TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 728,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.390,87-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 728,29 TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 1.343,69-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 732,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.732,50-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600.00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.