İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/751 E. 2026/188 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/751
- Karar No
- 2026/188
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/751 Esas KARAR NO : 2026/188
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/08/2025 KARAR TARİHİ : 27/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2026 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müteveffa ..., Sinop İli'nde vefat eden dünürünün cenaze törenine katılmak amacıyla 22/12/2024 tarihinde saat 21:00 sıralarında bir grup akrabası ile birlikte davalı .... isimli şirketten araç kiralayarak İstanbul'dan Sinop'a doğru yola çıktığını, İstanbul'dan Sinop İli'ne doğru yola çıkan .... plakalı midibüs içerisinde, davalı şirketin çalışanı olan 2 şoför ve ayrıca araçta yolcu olarak yer alan 22 kişi bulunduğunu, İstanbul'dan yola çıkan aracın, ertesi gün saat 05:30 sıralarında Kastamonu İli, Merkez İlçesi, Kastamonu-Araç Karayolu, .... Köyü mevkiine geldiği sırada davalı araç şoförü ...'ın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle devrilmiş ve metrelerce sürüklenmiş olduğunu, işbu kaza neticesinde araç içerisinde bulunan davacı müvekkilin babası müteveffa ...’nın sağ kolu kopmuş ve vücudunun çeşitli bölgelerinden aldığı ağır darbeler nedeniyle feci şekilde hayatını kaybetmiş olduğunu, araçta bulunan diğer yolcuların da ağır şekilde yaralanarak çevredeki hastanelere kaldırıldığını, yaşanan olay sonrası Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı dosyasında başlatılan soruşturmada araç sürücüsü ...’ın tutuklanarak cezaevine gönderildiğini, soruşturma dosyası kapsamında dosya kusur tespiti için Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmiş ve adli tıp kurumu tarafından hazırlanan 13/01/.... tarihli raporda araç sürücüsü ...’ın asli kusurlu bulunduğunu, buna göre raporda: “Sürücü ...., sevk ve idaresindeki otobüs ile bölünmüş yolu takiben seyir halindeyken hızını eğimli, virajlı ve ıslak zeminli yol şartlarına göre ayarlamadan yaklaştığı olay mahallinde, sevk ve idare hatası sonucu, hakimiyetini kaybettiği aracı ile yolun sol tarafına devirmesiyle meydana gelen kazada dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurludur.” Hususlarına yer verildiğini, dava konusu trafik kazası meydana gelmeden önce, araç içerisinde bulunan yolcular bir çok kez davalı şoförü hızlı ve dikkatsiz araç kullanması nedeniyle uyarmış ancak yine de meydana gelen kazanın önüne geçememiş olduklarını, müteveffa ....’nın kaza anında aracın devrildiği kısımda kalmış ve metrelerce sürüklenen araç ile zemin arasında kalarak feci şekilde hayatını kaybettiğini, tüm bu hususların davacı müvekkilin acısını katmerlediğini, bu bakımdan yaşanan kaybın müvekkile vereceği acının ve ruhsal çöküntünün maddi bir karşılığı olamayacağı açıksa da müvekkilinin acısının kısmen de olsa giderilmesi gerektiğini, bu açıdan bir nebze olsun müvekkilin acılarının dinmesini sağlamak amacıyla manevi tazminatın araç işleteni, sürücüsü ve sigortacısından müteselsil sorumluluk kapsamında tazmin edilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin, ... plakalı aracın İMM sigortacısı olup, ortaya çıkacak manevi tazminattan sorumlu olduğunu, dava konusu olayda sürücü tarafından kullanılan ... plaka sayılı araç, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirket üzerine kayıtlı olup, ticari araç kaydı bulunduğunu, ayrıca meydana gelen trafik kazası, davalı taraf açısından ticari bir işin görülmesi sırasında meydana geldiğini, bu haliyle tazminat taleplerine ticari faiz işletilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile müteveffa ...'nın 23/12/2024 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle davacı müvekkil lehine 300.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faiziyle birlikte -davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla- davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, tüm yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmektedir. YANIT: Davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketlerine, davacı tarafından yapılan başvuru Karayolları Trafik Kanunu madde 97 de belirtilen usule göre yapılmadığı için davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın ruhsat sahibi ve işleteninin müvekkili şirket olduğunu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 86/1’de: "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." Hükmünün yer aldığını, aracın sürücü olan diğer davalının olay ile ilgili kusurunun bulunup bulunmadığının varsa kusur oranının ne olduğunun tespiti gerektiğini, bu nedenle Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı' nın ... sayılı dosyası kapsamında alınan raporun kabulü mümkün olmayıp, ceza dosyası evraklarının dosya içerisinde alınarak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur durumunu gösterir rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının kaza sebebiyle acı ve ızdırap duyduğundan bahisle fahiş miktarda manevi tazminat talep ettiğini, davacının manevi tazminat talebi günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun olmadığını, talep olunan manevi tazminat miktarı fahiş ve sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu, ... plakalı aracın; davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından karayolları yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza ve genişletilmiş kasko sigorta poliçeleri ile sigortalandığını, işbu aracın ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından kasko excess sigorta poliçesi ile sigortalandığını, manevi tazminata ilişkin taleplerin kabul anlamına gelmemekle birlikte öncelikli olarak genişletilmiş poliçe teminat limitleri dahilinde sigorta şirketlerince karşılanması gerektiğini, bu nedenle ... Sigorta Anonim Şirketinin davaya dahil edilmesini talep ettiklerini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz istemi hukuka aykırı olup, bu hususa da itiraz ettiklerini, açıklanan nedenlerle davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; manevi tazminat talepleri, bedeni ve maddi ayrımı yapılmaksızın (kombine) yıllık azami 1.500.000 tl ile sınırlı olmak üzere teminat kapsamına dahil edildiğini, ancak bu tutar herhalükarda, kişi başı bedeni zarar tutarının % 50'sini aşamayacağını, müvekkili şirketin manevi tazminat yönünden sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun irdelenmesi gerektiğini, dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi'ne tevdii gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe limitinin tüm zarar görenler için tek olduğunu, bu nedenle, kabul anlamına gelmemek üzere, dava konusu kazada maddi ve manevi olarak zarar gören birden fazla şahıs bulunduğundan proporsiyon yapılması suretiyle müvekkil şirket sorumlu tutulabileceğini, aynı kazaya ilişkin manevi tazminat talebiyle kazada yaralanan ... tarafından Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... E. sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, tazminattan indirim gerektiren hususlarda araştırılma yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere hesaplanacak olan zarardan emniyet kemeri takmama sebebiyle %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın emniyet kemeri takılı olmadığından ve bu durum zararın artmasına sebebiyet verdiğinden hesaplanan zarardan indirim yapılması gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, aleyhine ancak yasal faize hükmedilebileceğini, açıklanan nedenlerle huzurdaki davanın reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; cenaze nedeniyle cenaze yakınlarının defin yerine nakledilmesi esnasında Kastamonu il sınırı girişinde sabah saatlerinde davaya konu kazanın meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesindeki araç müvekkilinin sevk ve idaresinde olup araç malikinin davalı ... olduğunu, müvekkilinin aynı gün işe girmiş ve aynı gün kaza meydana gelmiş olduğunu, araçta iki şoför olup gerekli dinlenmeleri yapmış ve yasal sürelere uyarak araç kullanmış olduklarını, kazanın yaşandığı yerde buzlanma nedeniyle kaza meydana geldiğini, Karayolları tarafından buzlanmaya karşı gerekli önlemlerin alınmadığını, kazanın oluşumunda müvekkilinin asli kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağında ki kusur oranına itiraz ettiklerini, dosyanın kusur oranı yönünden adli tıp kurumuna sevkine karar verilmesini talep ettiklerini, araç makili tarafından manevi tazminat yönünden sigorta yapıldığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ... SİGORTA A.Ş tarafından ... poliçe numarası ile kasko ... sigorta poliçesi ile manevi tazminat zararlarının güvence altına alındığını, ... Sigorta A.Ş. tarafından ... poliçe numarası ile Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası yapıldığını, yine ... SİGORTA A.Ş. tarafından ... poliçe numarası ile genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalandığını, .... SİGORTA A.Ş. tarafından ... poliçe numarası ile genişletilmiş ferdi kaza sigorta poliçesi ile sigortalandığını, bildikleri kadarıyla ... Sigorta tarafından manevi tazminat yönünden araç sigortalı olduğunu, davacı zararlarının sigorta ve kasko poliçe limitleri kapsamında olduğunu, öncelikle davacının zararının Zorunlu Mali Sorumluluk ve kasko sigortasından talep etmesi gerektiğini, davanın manevi tazminat yönünden taleplerin karşılanması için ... Sigortaya ve ... sigortaya davaya dahil edilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle .... Sigorta A.Ş ve ... Sigorta A.Ş ye davanın ihbarını, davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davalıların kaza anında maliki, sürücüsü ve İMM kapsamında sigortacısı olduğu ... plakalı aracın tek taraflı trafik kazası gerçekleştirdiği ve kazada davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiası ile ilgili araçta yolcu olarak bulunan müteveffa ...'nın vefat etmesi nedeniyle davacı tarafın manevi tazminat istemine ilişkindir. -Gerçek kişi tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma yapılmış, araç tescil kayıtları, kaza tutanağı, Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası, Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile tarafların dayandıkları tüm kayıtlar ilgili yerlerden celp edilerek dosya arasına alınmıştır. -Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. -818 sayılı Borçlar Kanunun haksız fiili düzenleyen 41. maddesi: "Gerek kasten ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik haksız bir suretle diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.." şeklindedir. Bu maddenin karşılığı 6098 Sayılı Türk Borçlar kanunun 49. Maddesidir. Bu madde hükmü ise şu şekildedir. “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür” Buna göre bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle (kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak) bir başkasını zarara uğratırsa zarar tazmini ile yükümlüdür. Zararın türü maddi ve manevi olabilir. -Yukarıdaki yasa maddelerinden de görüleceği üzere; trafik kazası sonucu şayet ölüm meydana gelmişse defin ve cenaze masrafları ile vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destek yoksun kalma tazminatı talep edilebilecek zarar kalemlerini oluşturur. Trafik kazası sonucu yaralanma halinde ise tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararlar, kalıcı bir maluliyet varsa, kalıcı maluliyetin getirdiği maddi gelir kaybı en önemli maddi tazminat kalemleridir. Ölümü halinde ise defin cenaze masrafları ve vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının zarar talep edebilecek tazminat kalemleridir. Trafik kazasında mağdur olan kişinin kaza sırasında araç kullanıyor olması halinde aracında yada başka bir eşyasında kaza sebebi ile zarar meydana gelmişse bunlarda talep edebilecek tazminat kalemleri arasında sayılacaktır. -Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. -Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. -Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. Maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. -Yine TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. -Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. ( Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7214 esas, 2019/2775 karar sayılı ilamı -2016/7805 esas, 2019/3209 karar sayılı ilamı ) -Kasko Sigorta Poliçesi/İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına göre, İMM Sigortası ZMM Sigortası teminatı ile karşılanmayan teminat miktarından fazla maddi zarar oluşması halinde limiti aşan zararları, zorunlu tarfik sigortasından sonra devreye girerek poliçe hadlerine kadar temin edecektir. Bir başka deyişle iki sigorta türü arasındaki sorumluluk müşterek ve müteselsil olmayıp, zararın öncelikle zorunlu trafik sigortasınca karşılanmak ve zararın teminat limitini aşması halinde İMM Sigortasından karşılanacak türden sıralı sorumluluk esasına dayalıdır. -Dosyaya celp edilen Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasındaki kusura ilişkin raporun incelenmesinde; kaza mahallinin meskun mahal dışında, eğimli, virajlı, zemini ıslak, asfalt kaplamalı, aydınlatmasız bölünmüş yol üzerinde, açık havada gece meydana geldiğini, kaza yerinde azami hız limitinin 90 km/saat olduğuna, aracın hızının 81-90 km/s olduğuna, yol üzerinde fren ve lastik izinin 71 metre olduğu, araç lastik durumunun uygun olduğu kazanın gerçekleşmesinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki otobüs ile bölünmüş yolu takiben seyir halindeyken, hızını eğimli, virajlı ve ıslak zeminli yol şartlarına göre ayarlamadan yaklaştığı olay mahallinde, sevk ve idare hatası sonucu, hakimiyetini kaybettiği aracını ile yolun sol tarafına devirmesiyle meydana gelen kazada dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Davalı araç sürücüsü ...'ın soruşturma aşamasındaki ifadesinde; ... Ben normalinde ... isimli firmada çalışmıyorum ve bir bağlantım da yoktur. Yevmiyeci olarak ilk kez gelmiştim. Akşam saat 21:00 sıralarında İstanbul İli İki Telliden Sinop İli .... ilçesindeki cenaze merasimi için çıkış yaptık. .... plakalı aracın ilk asil şoför olan takograf süresince ... kullandı. Bolu İline geldik ve ihtiyaç molası verdik. Bu esnada ....'nin takograf süresi dolmuştu ve şoförlüğe ben geçtim. ....'te yaklaşık yarım saat kadar arka koltukta dinlendikten sonra yanıma hostes koltuğuna geldi. Ben Emniyet kemerim takılı ve yaklaşık 70 km/h da ilerliyordum. Kaza mahalline gelmeden yaklaşım 10-15 km geride bir benzinlikte yolculara sigara molası verdim. Kaza mahalline kadar belirli aralıklarla havada sis var ama yolda buz yoktu. Kaza yerine geldiğimde yoldaki yoğun buzlanmadan dolayı aracın hakimiyetini kaybettim. O esnada araçta sağ tarafına doğru yattı Ben de cam kıracağı ile aracın ön camını kırdım ve dışarı çıktım..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. -Düzenlenen raporun kaza tutanakları ile soruşturma dosyasındaki taraf beyanları ile uyumlu olduğu görülmektedir. -Bu kapsamda Mahkememizce kusura ilişkin yapılan değerlendirmede; sürücü ...'ın 23/12/2024 günü saat 05:00 sıralarında sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüs ile Karabük istikametinden Kastamonu istikametine ... Devlet Yolunu takiben geldiği olay mahallinde, direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yolun sol tarafında aracını devirmesiyle dava konusu ölümlü ve yaralanmalı dava konusu kaza meydana geldiği görülmektedir. -Bu haliyle kazanın gerçekleşmesinde araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, kazanın gerçekleşmesinde davalının dikkatsizliği, tedbirsizliği ve yola göre gereken önlemleri almaması dışında başkaca bir etkenin bulunmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir. -Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı tarafın, kazaya karışan araçta yolcu olarak bulunan ve kaza nedeniyle vefat eden ...'nın kızı ve desteği olduğu sabittir. Bu nedenle davacı yönünden ayrıca bir kusur araştırması cihetine gidilmemiştir. Davalıların ise tek taraflı kazaya sebebiyet veren aracın maliki, sürücüsü ve İMM kapsamında sigortacısı olduğu sabittir. -Dosyada mevcut poliçenin incelenmesinde; davalı sigorta şirketinin genişletilmiş kasko poliçesi kapsamında 1.500.000,00 TL manevi tazminat ile sınırlı kalmak kaydı ile manevi tazminatları teminat kapsamında aldığı görülmektedir. -Bu kapsamda yukarıda da belirtildiği üzere davalılar arasında müteselsil sorumluluk esasının bulunduğu ve davacının haksız fiil kapsamındaki zararlarını davalıların her birinde talep edebileceği kuşkusuzdur. Davalı sigorta şirketi İMM kapsamında sigortacı olup, yine yukarıda belirtildiği şekilde ZMMS kapsamında limiti aşan zararları karşılamakla, sıralı sorumluluğa sahiptir. Ve fakat davacı tarafın işbu davadaki talebinin yalnızca manevi tazminata ilişkin olması, ZMMS poliçesinde manevi tazminat taleplerinin teminat kapsamında olmadığı nazara alındığında, davacı tarafın sigortalının kusuru oranında ve teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile manevi tazminat taleplerini davalı sigorta şirketinden talep edebileceği Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. Yine aynı Kanunun 58. maddesine göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.
Davaya konu manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Somut olayda davacı tarafın manevi tazminat talebi dava konusu trafik kazası nedeniyle desteği olan babasının vefat etmesi nedeniyle gerçekleşen ıstıraba dayanmaktadır. Alınan raporlar ve mevcut belgeler ile de sabit olduğu üzere davalı araç sürücüsünün asli kusurlu davranışlarıyla dava konusu kazanın meydana geldiği, davacının müteveffası olan murisin kusurunun bulunmadığı sabittir. Buna göre davaya konu olayda davalı araç sürücüsü ile araç malikinin haksız fiil hükümlerine göre davacılara karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bunun yanında davalı sigorta şirketinin İMM teminatlarında sınırlı kalmak kaydıyla manevi tazminatlardan sorumlu oldukları görülmektedir. Mahkememizce manevi tazminatın belirlenmesinde davacı yanın maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu, davacıların uğramış olduğu zararın niteliği ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları murisin emniyet kemeri takmadığı nazara alındığında müterafik kusur durumu da göz önüne alınarak tazminat miktarının tespiti cihetine gidilmiştir. Bir tarafın zenginleştirilip diğer tarafın fakirleştirilmemesi gerektiği hususu nazara alınmış, bunun yanında manevi tazminatın caydırıcı ve cezalandırıcı boyutunun da olduğu göz önünde tutulmuş, bütün bunlar toplu halde biri diğerine üstün tutulmaksızın tüm ilkeler birlikte değerlendirilmek suretiyle manevi tazminatın hüküm kısmında belirtildiği şekilde takdir edilmesi uygun görülmüştür. Bu bağlamda davacı yanın manevi tazminat talepleri yerinde olduğundan manevi tazminat talebinin miktar yönünden kısmen kabulüne ancak haksız fiil hükümleri kapsamında talep edebilecek faiz cinsi yasal faiz olduğundan yasal faiz üzerinden tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. -Anayasa Mahkemesi 25/12/2024 tarihinde E.2024/29 numaralı dosyada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Yine kararın gerekçesinde ise; "Bu itibarla miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır." hususlarına yer verilmiştir. -Mahkememizce davacı yanın maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu, davacıların uğramış olduğu zararın niteliği ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları nazara alınarak manevi tazminat belirlenmiş, Anayasa Mahkemesi iptal kararında belirtildiği şekilde davanın sonundaki haklılık durumu da nazara alınarak takdiren belirlenen manevi tazminat yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -80.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi yönünden kaza tarihi olan 23/12/2014 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.464,80-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.123,25-TL harcın mahsubu ile bakiye 341,55- TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.123,25-TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı ve 1.143,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 1.758,90-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalıların tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/02/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır