İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/701 E. 2026/177 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/701
- Karar No
- 2026/177
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/701 Esas KARAR NO: 2026/177 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 11/08/2025 KARAR TARİHİ: 19/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ------verdiği mali müşavirlik hizmet bedelinin ödenmediğini, davalıdan ödeme talep edilmiş ise de olumsuz yanıt alındığını ve ------ üzerinden başlatılan takibe davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu ve bu yolla alacağı sürüncemede bırakmayı amaçladığını, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek ----- sayılı dosyasına yapılmış olan haksız, usul ve yasaya aykırı itirazın iptaline, icra takibinin 84.000,- TL (Faiz ve masraflar hariç) alacak üzerinden devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalının takip konusu alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları, faiz ve vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının sadece kendi düzenlediği faturalara dayanarak müvekkilini borç altına sokmaya çalıştığını, müvekkili ile aralarında akdedilen bir hizmet sözleşmesinin bulunmadığını ve verilen bir hizmetin de bulunmadığını, davacının müvekkiline hizmet verebilmesi için müvekkiline ait belgeleri alıp incelemesi gerektiğini ancak müvekkiline ait hiçbir bilgi/belgenin ne müvekkili tarafından davacıya teslim edildiğini ne de davacı tarafından müvekkilinin yerinde inceleme yapıldığını, sadece fatura kesmiş olması ve bu faturaları kendi muavin defterine işlemiş olmasının hizmetin verildiğine ve müvekkilinin borçlu olduğuna karine olmadığını, alacaklı olduğunu ve hizmetin verildiğini davacının ispatlaması gerektiğini, davacının likit bir alacağı olmadığından icra inkar tazminatı talebinin de hatalı olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı ---------- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyit etmesi ve usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahipleri lehine delil niteliğinde bulunduğu; Tarafların incelenen kayıtlarında mutabık oldukları davacı ------ alacaklı olduğu; Davacının davalıya kestiği e-Arşiv faturaların davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edildiği ve tarafların incelenen defterlerinde de kayıtlı olduğu, faturaların-----formlarına konu edildiği ve tarafların ----- Karşılaştırmalı Alış-Satış Analiz Formlarında mutabık oldukları; Dava dosyası içeriğinde davalı tarafından davacıya kesilmiş herhangi bir iade faturasının görülmediği;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, genel haciz yoluyla fatura gereğince alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. İcra dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır. Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''. TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır. Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. ----- tarihli mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda; "Tarafların incelenen kayıtlarında mutabık oldukları davacı ------ alacaklı olduğu" şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu nazara alındığında tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu, her iki ticari defter ve kayıtlarında davalının davacıya --- borçlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın ------üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın ------- üzerinden itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, safahatta tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, davacının davalıdan açık hesap ilişkisinden kaynaklı ------- alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davalı yan davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunması dikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu alınmasına ilişkin talepleri incelenmekle; başta bilirkişinin hukuki nitelendirme yapmak suretiyle görev sınırını aştığına ve faturanın hizmetin ifa edildiğinin ve alacağın doğduğunun ispat etmeyeceğine ilişkin tüm itiraz başlıklarının hukuki değerlendirmelere ilişkin itirazlar olduğu, bilirkişi tarafından denetime elverişli hesaplamaları rapora yansıttığı bu haliyle davalı vekilinin hukuki değerlendirmelere matuf itirazları için yeniden rapor alınmasının usul ekonomisine aykırılık teşkil edeceği muvacehesinde yeniden rapor tanzim yoluna gidilmemiştir.Sonuç olarak davacının davaya konu açık hesap ilişkisinden kaynaklı davalıdan alacaklı olduğu vicdani kanaatine ulaşılmış olup aşağıdaki şekilde davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.Alacağın likit olması konusunu --------Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.----- kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. ------- Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; 2-Davalı borçlunun ------- Sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, 3-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından alacak olan 84.000,00 TL üzerinden % 20 oranında olmak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE, 4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 5.738,04 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin olarak alınan 1.014,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.723,53 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 1.014,51 TL peşin harç toplamı 1.629,91 TL ile 8.092,00 TL (bilirkişi ücreti, kep reddiyatı, posta masrafı, elektronik posta masrafı) olmak üzere toplam 9.721,91 TL olan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Davalı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı tarafından dava dosyasına yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -------- Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/02/2026